Category: Edebiyat

ÖYKÜ: “Çocuklar”

ÖYKÜ: “Çocuklar”

Babaları, anneleri ve Nadya Teyzeleri evde yoklardı. Küçük gri bir atı olan yaşlı memurun evindeki vaftiz törenine gitmişlerdi. Onların eve gelmelerini bekleyen Grisha, Anya, Alyosha, Sonya ve aşçının oğlu Andrey, yemek odasındaki masada oturmuş; oyun oynuyorlardı. Aslında yatma zamanları gelmişti. Ama annelerinden vaftiz törenini, bebeğin nasıl göründüğünü ve akşam yemeğinde ne yendiğini duymadan nasıl uyuyabilirlerdi? […]

Devamını oku

“Trouver l’Enfant”: Kar kızı aramak

“Trouver l’Enfant”: Kar kızı aramak

La vie en noir – Yazar Rene Denfeld ilk romanında, suçlu olduğu iddia edilen kişiyi serbest bırakacak olan hatayı bulmak için dosyaları araştırdı.  İkinci kitabı, Trouver l’Enfant, birinci kitabın devamı niteliğindedir, kızı bulma fikri ve ipucu aynı kalır. Yazar, yeni roman karakterleri ve çelik tel gibi gergin bir entrika yaratmak için şair titizliğiyle kendi saf […]

Devamını oku

Jane Austen’ı yanlış yorumlamak

Jane Austen’ı yanlış yorumlamak

Romancı, döneminin çok iyi bir gözlemcisiydi. Şimdi de okuyucular Austen’ın, günümüze ayna tutmasını istiyorlar. Austen olsa ne derdi? oynaması eğlenceli bir oyun olsa da, gerçek şu ki bunun hakkında hiçbir şey bilmiyoruz. Kendisi gibi tanınmış bir yazar için biyografik kaydı alışılmadık derecede zayıf. Ne bir günlüğü ne bir defteri kalmış geriye. 1817’de, Austen öldükten sonra, […]

Devamını oku

Diyorsun ki hiç düşmanım yok

Diyorsun ki hiç düşmanım yok

Yani diyorsun ki hiç düşmanım yok Ne acı! Nesiyle övünüyorsun bunun? Cesurca karışmışsa birisi mücadeleye Ve sabretmişse vazifesince, Elbet edinmiştir birkaç düşman! Yoksa eğer hiç düşmanın, Değeri yoktur yaptığın hiçbir işin. Vermemişsindir cezasını kalleşin. Ortaklık etmişsindir bir yalancı şahide. Çevirmemişsindir daha önce hiçbir yanlışı doğruya, Ve de ödleklik etmişsindir her bir kavganda! YOU have no […]

Devamını oku

Geçmişe bakış: Wharton, Fitzgerald ve bizler

Geçmişe bakış: Wharton, Fitzgerald ve bizler

Gerçekten ses getiren kitapların sevilen sonlarını düşünün: Levin’i ve Anna Karenina’nın sonunda, iyiliği ortaya çıkarışını. Ulysses’de Molly Bloom’un kocası için genç kız tutkusuna dönüşünü– “evet dedim, evet yapacağım, evet” sözünü. Newland Archer’in Masumiyet Çağı’nda (The Age of Innocence) onu da şaşırtan vazgeçiş ve kabullenişini. Gatsby’nin anlamsız, önlenebilir ölümünü. Kapsamlı ya da olay örgüsüne dayalı olmayan […]

Devamını oku

Arşiv Röportajı: Umberto Eco ile gerçeklik, kurgu ve Kutsal Kâse üzerine bir söyleşi

Arşiv Röportajı: Umberto Eco ile gerçeklik, kurgu ve Kutsal Kâse üzerine bir söyleşi

“Güzel bir öyküydü… Ne yazık ki kimse bunu bilemeyecek.” “Kendini bu dünyadaki tek tarih yazarı sanma, er ya da geç Baudolino’dan daha yalancı biri çıkıp, onu anlatacaktır.”  -Umberto Eco, Baudolino Umberto Eco (1932-2016), hikâye anlatmayı sevmesinin ötesinde hikâye anlatmanın bir ihtiyaç olduğunu bu ihtiyacın bizi insan yapan değerlerin bir parçası olduğunu düşünür. Düşüncelerini de eğlenceli […]

Devamını oku

Gerçeklik bilinci

Gerçeklik bilinci

Virginia Woolf’un ölümünden sonra geride bıraktığı günlüğü, bir yazarın hayatının aslında tam anlamıyla neye benzediğini açıklayan en gerçekçi belgelerdendir. Bloomsbury topluluğu, 1910’lu yıllarda kurulmuş, en verimli çalışmalarını 1920’li yıllarda gerçekleştirmiş ve Virginia Woolf’un ölümüyle son bulmuş sosyokültürel niteliğe sahip bir gruptur. Fakat ne yazık ki böylesine bir grup hakkında günümüzde araştırmalar yapıp, tam tarihi üzerine […]

Devamını oku

Karlı gecede ormana tutulmak

Karlı gecede ormana tutulmak

Bu orman kimin, sanırım biliyorum. Evi köyde gerçi biliyorum; Göremeyecek yine de durduğumu burada, Seyretmek için ormanın kaplanışını karla. Küçük atım garipsemiş olmalı, Bir çiftlik evi olmayan bir yerde durmayı. Ormanla donmuş gölün arasında, Yılın en karanlık akşamında, Koşum çanlarını çaldı ansızın, Bir yanlışlığı sorarmış gibi. Öteki sesler ise yalnızca hafif esen rüzgârın, Ve ince […]

Devamını oku

Gammaz Yürek

Gammaz Yürek

DOĞRU! Gergindim, çok ama çok gergindim ve hala öyleyim; ama neden deli olduğumu söylüyorsunuz? Bu illet duyularımı keskinleştirmişti. Yok etmemişti, köreltmemişti. Hepsinden çok işitme duyum keskindi. Yerde ve gökteki her şeyi duyuyordum. Cehennemden sesler duyuyordum. Nasıl olur da deli olurum? Dinleyin! Ve size bütün hikâyeyi ne kadar sakin ne kadar normal anlatabildiğime bir bakın. Bu […]

Devamını oku

Ekim

Ekim

yine mi kış vakti, yine mi soğuklar bastırdı, Frank daha yeni buzun üzerinden kaymamış mıydı iyileşmemiş miydi, ilkbahar tohumları ekilmemiş miydi gece sona ermemiş miydi, eriyen buz dar oluklarda birikmemiş miydi vücudum kurtarılmamış mıydı, güvende değil miydi yara izi oluşmamış mıydı, sinsice, yaranın tam üzerinde dehşetin ve soğuğun sonu gelmemiş miydi, arka bahçe tırmıklanmamış mıydı, […]

Devamını oku