Category: Edebiyat

Bir kadın Gotik romanı olarak Jane Eyre

Bir kadın Gotik romanı olarak Jane Eyre

Charlotte Brontë, Jane Eyre’de yeni, “dişi” bir dil yaratmak için sembolik anlamlarla bezeli gotik unsurlar kullanıyor. Brontë, bu dişi Gotik dil aracılığıyla, bir kadın isyanı hikayesinin izini sürmek ve kimlik aramak için otobiyografik biçimler kullandığı bir kadın kahraman yaratıyor. Gotik’in yeni “kadın” dili olarak kullanılması, zamanın baskın fallus merkezli dilinin bir alt üst oluşuyla birlikte […]

Devamını oku

Bir beyaz gül

Bir beyaz gül

Kırmızı gül tutkuyu fısıldar Beyaz gül ise sevgiyi hisseder Kırmızı gül bir şahin Beyaz gül  ise bir güvercin Fakat sana pembe bir gül gönderiyorum Kızarmış taç yaprağı üzerine En saf ve en güzel aşk için Tutkulu bir öpücük koysun dudaklarına. A white rose The red rose whispers of passion,And the white rose breathes of love;O, […]

Devamını oku

An’lar

An’lar

Eğer yeniden başlayabilseydim yaşamaya, İkincisinde, daha çok hata yapardım. Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım. Neşeli olurdum, geçmişte olmadığım kadar, Çok az şeyi Ciddiyetle yapardım Temizlik sorun bile olmazdı, Daha çok riske girerdim, Daha fazla seyahat ederdim, Gün doğumlarını kaçırmazdım asla, Daha çok dağa tırmanır, Daha çok nehirde yüzerdim, Hiç bilmediğim yerlere giderdim, gidebildiğimce, Doyasıya dondurma […]

Devamını oku

Uzakta değil hiçbir şey

Uzakta değil hiçbir şey

Hiç bulamam sanırdım Bir bülbül kuşunda Tanrının sözünü, Bütün yıllamış sözleri duydum. Hiç tanrı göremem sanırdım Loş bir ağacın etrafında, Bütün kehanetlirini gördüm kahinlerin. Çıkabilir su yüzüne sıradan bir taş Henüz taşlaşmamış, görülmemiş ama var olan. Ne saklayabilir ki sıradan bir taş? Uzakta değil bir zamanlar yakın olan. Saklı değil bir zamanlar aşikâr olan. Tanrı […]

Devamını oku

Aptal bir adamın hayatı

Aptal bir adamın hayatı

Dostum Kume Masao’ya: Bu metnin nerede ve ne zaman yayımlanacağını veya asla yayımlamama kararını sana bırakıyorum. Bu metinde var olan insanların çoğunu tanıyorsun. Bu yüzden, metni yayımlarsan onların isimlerini ifşa eden bir kaynakça eklememeni istiyorum senden. Hayal edilebilecek en mutlu mutsuzluk içinde yaşıyorum. Yine de gariptir, hiçbir pişmanlığım yok. Benim gibi berbat bir kocaya, bir […]

Devamını oku

Rüya içinde rüya

Rüya içinde rüya

Alnına konsun bu öpücük! Ve senden ayrılırken şimdi, İtiraf etmeliyim ki Haksız değildin Günlerimin bir rüya olduğunu farz ederken; Ama eğer umut uçup gittiyse Bir gecede ya da bir günde, Görünüşte öyle ya da değil, Bu nedenle daha azı mı gitti? Gördüğümüz veya bize görünen her şey Yalnızca rüya içinde rüya. Dalgaların dövdüğü bir kıyının […]

Devamını oku

Çingene

Çingene

Hayatımın korkak ve amaçsız yolculuğu içinde Henüz açılmış, uzunca patikaların kibri, Dağlar ardını, sinsi vadileri aştım. İzim sürülmeyecek çok zaman. İhtiyatlı kimseciklerin imrenmediği doruklardaki, İnce çan kuleleri, göller, ışıl ışıl aynalar, sarı tarlalar Bahsediyorlar erkenden vazgeçmiş ülkelerden. Haydi, Çabuk! çabuk! ileri. Yabancı birisi beni oraya çağırıyor. Karşımda, sis kara koruları bürüyor, Dinlenen müzik berrak akşamlarda […]

Devamını oku

Kan kanı çağırır – Macbeth neden hala sanatçılara ilham veriyor?

Kan kanı çağırır – Macbeth neden hala sanatçılara ilham veriyor?

Macbeth’in şaşırtıcı derecede sinematik ve tamamen İskoçya’yı yansıtan son versiyonu İngiltere sinemalarında gösterime girdi. Justin Kurzel tarafından yönetilen bu Cesur Yürek olayı çamur ve kanla kaplı. Başroldeki Michael Fassbender, küçük oğlunun ölümüyle körüklenen şiddet ve çaresizliği yansıtıyor. Macbeth’in kalbi kırık karısı olarak Marion Cotillard adeta bir hayalet gibi. Yaşadıkları dünya ise, destanlara konu olacak dağ […]

Devamını oku

Alice – II

Alice – II

Eric kırsalda kazandığı parayı eve yolluyordu. İzni olunca birkaç günlüğüne eve dönüyordu. Günler böyle geçti, ardından bir gün bilinmeyen birinin mektubuyla haber geldi. Mektupta Eric’in oradan bir kızla kaldığı ve kıza aşk şarkıları söylediği yazıyordu. Mektuba göre Eric kızla yatmıştı ve bunu duyan kızın babası da Alice’in annesi de çok öfkeliydi. Sonrasında; buluşmalar, hakaretler ve […]

Devamını oku

Sonsuza kadar

Sonsuza kadar

Bilmezdim önceleri Ne derin bir sözcük olduğunu sonsuzluğun. Bir durgun vuruşudur zamanın Hiç duymamış olduğum. Geç öğrenişi ne zormuş; Öğrenemezmiş gibi yüreği kırgın olmayan, Fakat bilir umutlu ve güveneni, şüpheli ve korkanı, Kanayan ve tutuşanı. Ne geceler büsbütün karanlık, Ne de gündüzler aydınlık, Yine de huzur verir bana her biri Rüyalarımı ve düşlerimi Bilmezdim önceleri […]

Devamını oku