İlk çeviriler Türkçeden (daha doğrusu Osmanlıcadan) Bulgarcaya yapılan çoğunlukla idari belgeler, Bulgar topraklarının Osmanlı imparatorluğunun bir parçası olduğu döneme kadar uzanan devlet kanunları ve yasalarıdır ve Bulgar nüfusunun ortaya çıkışları kurumlar ve Bulgar halkın arasındaki tam bir diyalogu oluşturmayı amaçlayan özellikle de pragmatik sebeplere bağlıdır.                                                                                                                                                                                                                 Balkan halkının dini ve siyasi bağımsızlık mücadelesi aracılığıyla 19.yy’da yapılan Bulgarcaya çevirilerde hem nicel hem de nitel anlamda bir artış söz konusudur. Sanatsal ve Halk edebiyatını kapsayan tarihi eserler, şarkı sözleri, mektuplar, hikayeler ve benzeri eserler gibi önceki dönemlerin özelliklerini yansıtmazken bir sonraki döneminde ise Türkçe-Bulgarca sözlüğün özelliğini yansıtmaz. Küratörler, sertifikalar ve benzeri metinlerin doğrudan teknolojiyle ilişkisi bulunmaktadır. 19.yüzyılın son çeyreği ve 20.yüzyılın ilk çeyreği Osmanlıcadan yaptığı doküman çevirileriyle ön plana çıkan kişiler D.Ihchiev, P.Miadev, G.Galabov ve D.Gadzhanov’dir. Bunun yanı sıra bu sürecin Bulgar Osmanlıcılığının ve Türkoloji’sinin kültürel temelleri ile örtüştüğü gerçeği, mevcut hukuki ve idari bilgileri eski Osmanlıcıdan günümüz Bulgarca resmi diline aktarmanın kaçınılmaz zorunluluğu ile şartlanmış olması muhtemeldir. Sonrasında Osmanlıcadan ilk “gerçek” anlamda sanatsal çeviriler için bir zemin hazırlanmıştır. 1901 yılında drama çevirisi yapan “Zavallı Çocuk” eserinin sahibi ve aynı zamanda Yeni Türk Edebiyatının kurucularından biri olan Namık Kemal’dir. Yaklaşık 10 yıllık gibi kısa bir süre sonra, 1910’ da İvan Andrev’in “Çiçeklerin Tüm Dünyası” şiirler antolojisi bulunmaktadır. 19. ve 20. yüzyıl sınırları içerisinde yer alıp çalışmalar yapan Abdülhak Hamid Tarhan, Recaizade Mahmud Ekrem gibi bazı Türk şiirlerin reformcusu olan şair Tevfik Fikret de bunların içerisinde yer alır. Son dönemde adından söz ettirmiş ve aynı grupta yer alan Bulgar çevirmenler tarafından yapılan çeviriler ”Ufuk ve Hilal” adlı şiir kitabı aracılığıyla yayınlanmıştır.

      İkinci Dünya Savaşı arasında Türk yazarların eserleri belirtilmektedir. Böylelikle ”Barış” dergisinin ortaya çıkmasıyla 20.yüzyılın başlarında en çok bilinen Türk yazarlardan “Rafik’in Annesi” adlı romanın sahibi Halide Edip Adıvar’ın ve sayısız şiirleri olan Nazım Hikmet’in (1902-1963) eserleri 30 yıl öncesinde “Nakovalniya” dergisinde yayınlamıştır. Aynı kaderi Reşat Nuri Güntekin’in  “Çalıkuşu” romanı da paylaşmaktadır (1889-1951) ve Türkçeden Bulgarcaya en çok okunan edebi eserlerin çevirisi 1931 yılında “Şafak” dergisinde ayrıntılı olarak yayınlanmıştır. Onun bu başarısı, 1944 yılında kendi başına oluşturduğu kitabını okuyucu kitlesine ulaştırmasıyla beraberinde gelmektedir. Çv.Vladimir ve sosyalist dönemde yayıncılar tarafından birbirini izleyen üç ayrı eserin “Milli Kültür” dergisinde 1968 yılında 60.000, 1970 yılında 30.000 ve 1980’de 80.000 karakter büyük baskılar sonucunda yayınlanmıştır. (Çv.Süleyman Hafız)

       II. Dünya savaşından sonra Türkiye ve Bulgaristan Cumhuriyeti “Demir Perde” den ayrılsa bile Balkan Kültür Politikasının bir sonucu olarak, Türkçeden Bulgarcaya edebi çevirileri her iki taraftan da göreceli olarak yerini almaktadır. Parashkev, Parushev, Donka Melamed, Stefan Veliskov ve Stefka Prvazavo gibi çevirmenler sayesinde  Sofya yayıncılığının zamanının en büyük aracıları olan Plovdivli Hristo, Varnalı Georgi gibi Bulgar okuyucuların en önemli Türk yazarların isimlerini bilme ve ayrıca onların en popüler eserlerini tanıyor olma olasılığı da vardır.

     1950’li yıllarında Bulgaristan’daki 20. yüzyılın Türk Yazın çevirmenleri öncelikli olarak farklı dönemlerde yazılan eserlerin sayfalarında yer almaktadır. Örneğin; ”Eylül”, “Günümüz Kadınları” , ”Yeni Akşamlar” ve aynı zamanda Yaşar Kemal’in “İnce Memed”, Sabahattin Ali’nin “Kuyucaklı Yusuf” ve “İçimizdeki Şeytan” adlı romanların basımları bağımsızlaştırılmamıştır. 1960’lı yıllarında nesir alanında “Üç Kırsal” romanı çevrilmiştir. Bunlar Orhan Kemal’in Murtaza Bereketli Topraklar üzerinden, Eskici ve Oğulları adlı eserleridir. Yukarıda adı geçen iki isim Reşat Nuri Güntekin ve Fakir Baykurt (1929-1999) dur. ”Zübük”, “Kağnı Gölgesindeki İt” Aziz Nesin’e aittir (1995) ve bunun yanı sıra kısa öyküleriyle birlikte Haldun Taner (1915-1986), ”Türk Çehov” Sait Faik (1906-1954), Nevzat Üstün (1924-1979) ile beraber ayrıca” Türk Masalları” antolojisine yer verilmiştir. Şiirsel alanda da parlak bir izlenim yaratılmıştır. (Üç Ayaklı Şiirler Antolojisi). 1940’lı yıllarda en radikal kararlar alan Orhan Kemal, Melih Cevdet Anday ve Oktay Rıfat Türk şiirlerini temsil etmektedir.

 

     1970’li yıllarda ise toplumsal içerikli konular Türkçeye aktarımında başlık olarak tercih edilmiştir. (Halide Edip Adıvar; Sinekli Bakkal, Necati Cuma ali; Acı Tütün, Aziz Nesin Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz vesaire)

    Bulgaristan da 1980’lilerin ilk on yılı, “Soya Dönüş Süreci” ikinci bir yarımı olarak belirtilmiştir. Bu bir anlamda hem baskı sayısı hem de seçim için belirleyicidir. Bunların arasında en etkileyici olanı da 4 ciltten oluşan Nazım Hikmet’in “Seçilmiş Eserleri” adlı baskısıdır. Bu kampanyanın arifesinde ortaya çıkan 1986-1990 döneminde keskin bir düşüş vardı ve buna Çetin Altan’ın “Bir Avuç Gökyüzü” eseri ile Adalet Ağaoğlu’nun  “Bir Düğün Gecesi” dâhil değildir. Modern Türk Edebiyatı’nın gelişme süreci adına hiçbir fikir üretilmemiştir.

 

BULGARİSTAN’DAKİ KİTAP VE ÇEVİRİ PİYASASI-İSTATİKSEL VERİLER

 

        1989’da Komünist rejimin çöküşünden hemen sonra, edebiyat çevirilerin büyük bir yankı olduğu dikkat çekilmiştir. Bulgaristan da, batılı yazarların onca yıldır okuyucularına yasaklı olmasından ötürü, onları önceki dönemlerde olduğu gibi ölmüş insanlara yazılan yazılar, özlem içerikli dini konulara yönelmeleri bunun bir sonucudur. Bu yankının Türk Edebiyatı’na geçiş döneminde (En çok “Beş yıllık Demokrasi Planlanması” 1990-1995) ilk baskısının basımında belirginleşmiştir.2006’da Nobel ödülünün ardından yıllar sonra aydınlığa kavuşmak için zoraki bir şekilde beklemek zorunda kalınmıştır.

 

         Yazın çevirilerinde oluşan talep artışı özel sektöre yönelik kısıtlamaların kaldırılmasına onlarca yeni yayıncılığın oluşmasına yol açmıştır. İdeolojik sebeplerden dolayı yasaklanan eski kitapların olmasının yanı sıra onlarca aşk romanlarının hatalı olarak çevrilmesi ve bunların edebî değer hâline gelmesi toplumun ahlaki değerlerinin sansürlenmesine yol almıştır.

        1990-2008 yılları arasında kitapların sayısı Bulgaristan’da yıllık verilmektedir, Bu sayı her yıl, 3000-6000 arasında değişmektedir. Öte yandan da,  bu baskıyı azaltmaktadır ve aşağıdaki verilerde görüldüğü gibi belirtilmiştir:

Tablo 1:1990-2008 döneminde yayınlanmış kitaplar ve broşürler;

YILBAŞLIKBASKI
1990341247074
1991VERİ YOKTURVERİ YOKTUR
1992477353677
1993577155356
1994592542746
1995540032085
1996484020317,3
1997377310416,8
1998486311873,9
199947919363,2
200050279363,2
200149846567,1
200260185616,2
200355114483,6
200464324286,1
2005602930917,1
200665624137,6
200766484797
200867674646
   

Toplamda yayımlanmış kitap sayısının yaklaşık %24’ü 2001-2008 dönemlerindeki Edebiyat çevirilerini kapsamaktadır.

Tablo 2: Edebiyat Çevirilerinin başlıklarında, Basım ve Toplam kitap sayısının yüzdesi;

ULUSAL İSTATİK KURUMUNUN 1990-2008 DÖNEMİNİN VERİLERİ KULLANILMIŞTIR.

ULUSAL İSTATİK KURUMUNUN 2001-2008 DÖNEMİNİ KAPSAMAKTADIR

YILBAŞLIKBASKI
 SAYISI    –   YÜZDESİBİNDE
20011292       –   25,9%2959,6
20021440       –   23,9%1753,8
20031357       –   24,6%1588,0
20041461       –   22,7%1427,9
20051244       –   20,6%1229,7
20061765       –   26,9%1639,9
20071656       –   24,9%219

    Birkaç yıl içinde muhtemelen bu bulgu önemli olarak değerlendirilmiştir ve 1990’dan bu yana geçen 20 yıllık süre boyunca Bulgarcaya yapılan çevirilerde önde gelen dillerden biri de İngilizcedir ve sonrasında Rusça, Almanca ve Fransızca gelmektedir. Sıralanan diller geleneksel olarak güçlü pozisyonlara sahiptir ve dışa aktarılan veriler bir sürpriz unsuru içermemektedir. Yakın bir zamanda “daha küçük” dillerin çevirilerini bulmak mümkün olabilir ve bunların içerisinde Modern Türkçeyi de sayabiliriz.

 2001-2008 dönemindeki Bulgarca dilindeki çevirilerin başlıklar halinde rakamlarla belirtilmiştir;

YILİNG.İSPANYOLCAİTALYANCAALM.RUS.LEHÇFRANSIZCAESKİ YUNANCAMACARCAÇEKÇE.DİĞER
2001772132012493682153949
20027912343117911110813119106
2003737141914687797174481
200476811319810471242215585
2005684202163101889208473
2006929223110419781071951590
200796219241041661110310710105
200885497151364413

          Yukarıdaki 2001-2008 dönemindeki veri tablosunda Batı Avrupa dillerinden yapılan çeviriler sırasıyla karşılaştırma yapılmıştır. Türkçeden Bulgarcaya çeviri oranı nispeten azdır, fakat diğer sütunlara yerleştirilmiş olmalarına rağmen onlarınki (69), Macar(53) ve Çek(56) sayılarıyla başarılı bir şekilde rekabet etmektedir.

Çeviren: Emre Karataş

Redaksiyon: Ceren Berk

Kaynak: literaturensviat