Britanya’da kölelik ve köle ticaretinin kaldırılması

Britanya’da kölelik ve köle ticaretinin kaldırılması

18. yüzyılın sonlarına doğru, önce köle ticaretine daha sonra genel anlamda köleliğe son verme çağrısında bulunan bir akım ortaya çıktı. Profesör John Oldfield, 1780’lerden 1830’lara kadar taban örgütlenmeleri, liderlik, siyahilerin direniş hareketleri ve kölelik yanlısı çıkarların etkilerini vurgulayarak köleliğin kaldırılmasına giden yolda araştırmalar yapmıştır.

Britanya’nın transatlantik köle ticaretiyle ilişkisi, 1663’te kraliyet onayı ile resmi olarak başladı. 150 yıldan kısa bir süre içinde Britanya, köleleştirilmiş milyonlarca Afrikalıyı Amerika’daki kolonilerine gönderdi. Burada erkekler, kadınlar ve çocuklar tarlalarda zorla çalıştırıldı ve temel haklardan mahrum bırakıldı. Bu insanlık dışı sistem, ırkçı fikirlerin ve bu fikirleri haklı çıkarmak için kullanılan sahte bilimin ortaya çıkmasına neden oldu.

18. yüzyılın sonlarına doğru, önce köle ticaretine daha sonra genel anlamda köleliğe son verme çağrısında bulunan bir akım ortaya çıktı. Köleliğin kaldırılması, 18. ve 19. yüzyılın en başarılı ve en uzun süren reform hareketlerinden birisidir. Britanya’nın köle ticaretindeki işleyişini ortadan kaldırmak için 20 yıl, Karayipler’deki İngiliz sömürge köleliğini ortadan kaldırmak için bir 26 yıl daha gerekmiştir. Kölelik karşıtlığını elde edilmiş bir zafer olarak görmek cazip gelse de gerçekler oldukça farklıdır. Bu mücadeledeki her aşama, köleliğe karşı olan eylemcileri, kölelik yanlılarının çıkarlarıyla karşı karşıya getiren acı savaşlarla son buldu. Uluslararası bağlam da; taban örgütlenmesi, güçlü liderlikler ve bugün kapasite geliştirme olarak adlandırabileceğimiz şeyler kadar büyük önem taşımaktaydı. Yani, kararlı ve dirençli muhalefet karşısında bile birlik ve amaç yaratma çabası söz konusuydu.

Britanya’da ilk kölelik karşıtı topluluğun kurulması

Aslında Britanya tarihine geniş açıdan bakıldığında kölelik karşıtlığı örgütlenmeler 1780’lerin sonlarına dayanmaktadır. Tabii ki, bu tarihten önce de önemli girişimler olmuştur. Örneğin, Lord Mansfield’ın, Somersett Davası’nda (1772) efendilerin Afrikalı “hizmetkarları” kendi istekleri dışında Britanya’dan çıkarma özgürlüklerine sınır getiren bir karar alınmıştır. Ayrıca Granville Sharp, özgür Afrikalılar Olaudah Equiano ve Ottobah Cugoano ile birlikte 1781 Zong katliamının gerçeklerini halka duyurma çabası içine girmişlerdir. Bu katliamda; İngiliz köle gemisi Zong’un sahibi, Atlantik’in ortasında mahsur kalan gemide güverteden atılan 133 hasta ve ölmekte olan Afrikalı köleler için sigorta parası toplamaya kalkışmıştır. Ancak bu olaylar, o güne kadar düzenli bir hareketin devreye girmesine yetmemişti. Bu hareket, Amerikan Devrimi’ni (1776-1783) takip eden yıllarda gelecekti. Örneğin, Britanya’daki ilk örgütlü kölelik karşıtı cemiyet olan Köle Ticaretini Kaldırma Cemiyeti’nin (SEAST), Mayıs 1787’de Atlantik’in diğer tarafındaki olaylardan ilham alarak kurulması tesadüf değildir. Bu olaylara Amerikan Devrimi’nin Pennsylvania ve New York gibi başta Kuzey kolonileri (günümüzde eyaletler) olmak üzere köleliği ve köle ticaretini kaldırmak için attığı ilk geçici adımlar örnek olarak gösterilebilir.

Köle ticaretinin kaldırılmasına ilişkin Komite’nin tutanakları

Page of handwritten minutes recording the first committee meeting for the abolition of the slave trade

Köle ticaretini dikkate almak amacıyla düzenlenen toplantıda, Ticaretin hem uygunsuz hem de adaletsiz olduğu kararı alındı: Köle Ticaretini Kaldırma Cemiyeti’nin ilk toplantısındaki tutanak (22 Mayıs 1787).

Ancak başlangıçtaki İngiliz hareketi, Amerika’dakinden önemli bir açıdan farklıydı. Adından da anlaşılabileceği gibi SEAST, Britanya Karayipleri’ndeki kölelikle mücadele etmek maksadıyla organize edilmiştir. Şöyle ki, 1662 ve 1807 yılları arasında Afrika’dan Amerika’ya gemiyle getirilen tüm Afrikalı kölelerin %50’sinden (kabaca 3,4 milyon insan) sorumlu olan İngiliz tüccarlar ve tacirler son derece kazançlı olan transatlantik köle ticaretini mükemmel hale getirebilmek için oldukça çaba harcamışlardır. Bu ticaretten elde edilen zenginlik hem büyük kişisel servetler yaratmış hem de Afrika’nın Batı Kıyısına giden gemilerin donatılması ve şeker, tütün, pamuk gibi sömürge ürünlerinin imalatı açısından İngiliz endüstrisine teşvik sağlamıştır. Ayrıca Afrikalı kölelerin emeğine dayanan tarlaların yükselişi, Britanya’nın Amerika’daki emperyalist gücünün genişlemesini desteklemiş aynı zamanda ekonomik çıkarlar ve devlet gücü arasında önemli bağlantılar oluşturmuştur.

Herman Moll tarafından tasvir edilen Dünya 1708-20

18th-century European map of Africa, with coloured lines dividing the continent 18. yüzyıldaki Afrika kıtasını gösteren Avrupa haritası olan bu çizim, Batı kıyı bölgesini göstermektedir. Bu bölge eski adıyla “Negroland” (Siyahlar Diyarı)’ ve “Gine” olarak isimlendirilmiştir. Kıyı şeridi; “Tahıl”, “Fildişi”, “Altın” ve “Köle Sahili” olarak adlandırılmış ve bölgelere ayrılmıştır.

Batı Hindistan Adaları’nın genel taslağı

Map published in 1796 of the Caribbean region, colour-coded to show which colonies were controlled by Britain, France and Spain1796’da yayımlanan bu haritada Karayip bölgesi gösterilmiştir. Avrupa ülkelerinin hangi kolonileri kontrol ettiğini göstermek için çeşitli renkler kullanılmıştır. İngiliz kolonilerinin sınırları pembe renkte, Fransızların mavi, İspanyolların ise sarı renkte gösterilmiştir.

Sosyal bir hareket yaratma

O zamanlarda köle ticaretinin sadece yasal olmakla kalmadığını, aynı zamanda birçok kişi tarafından Britanya İmparatorluğu’nun hem zenginlik kaynağı hem de İngiliz denizciler için bir “antrenman sahası” olarak elzem ve gerekli bir parçası olarak görüldüğünü vurgulamakta fayda var. Bu nedenle SEAST’ın yapacağı ilk iş, köle karşıtlığı için bir seçmenler bölgesi oluşturarak köle ticaretinin yanlış olduğu fikrini binlerce Britanyalıyı harekete geçirebilecek toplumsal bir harekete dönüştürmekti. İlk önemli adım, SEAST’ın kurucu üyelerinden biri olan ve Britanya’daki köle ticaretinin korkunçluğu hakkında kamu bilinci yaratmak için özenle çalışan Thomas Clarkson’dan geldi. Bu dönemde profesyonel bir reformcu olmaya en yakın kişi olan Clarkson, ayrıca erken kölelik karşıtı hareketin en temel metinlerinden biri olan “İnsan Türlerinin Ticareti ve Kölelik Üzerine Bir Deneme’nin (1786) yazarıydı. Aynı zamanda SEAST; aralarında reklamlar, mitingler, mektuplar, kitap ve broşürlerin dağıtılması gibi çeşitli fikirlerden yararlanmıştır. Ayrıca Josiah Wedgwood’un, diz çöktürülen bir kölenin hafızalara kazınan resmini “Ben bir insan ya da kardeş değil miyim?” sloganı eşliğinde yansıtarak bu harekete önemli bir görsel kimlik kazandırmışlardır. Zamanında çok popüler olan bu resim, son on yıl içerisinde bugün ve geçmiş yıllarda köleleştirilen insanların direnişini görmezden gelirken Afrikalı köleleri pasif ve itaatkar olarak tasvir etmesinden dolayı eleştirilmiştir.

Bronze medal with the motto 'Am I not a man and a brother?' above an image of an enslaved African man, kneeling in chains

Kölelik karşıtı kampanya için üretilen madalyalar

Köle gemisi Brookes’un taslağı

Drawing of the ship 'Brookes', showing enslaved Africans crammed into the hold of a slave ship, lying in rows. Printed in the book of Thomas Clarkson.

Bu köle gemisinin gravürü 1780’lerde kölelik karşıtı eylemciler tarafından Orta Geçit’in (Orta Geçit, Atlantik köle ticaretinin milyonlarca köleleştirilmiş Afrikalıyı üçgen köle ticaretinin bir parçası olarak Amerika’ya zorla nakledildiği yerdi.) korkunçluğu hakkında farkındalık yaratmak için yayımlandı. Taslakta gösterilen ve 1788’den itibaren İngiliz yasalarının izin verdiği maksimum kişi sayısı 454 olmasına rağmen, Brookes bir seferde 609 insan taşıdı.

Yakın zamanda da bunun kapsamlı bir hareket olduğu daha geniş anlamda anlaşılmaya başlandı. Örneğin her sınıftan birçok kadın, yerel kölelik karşıtlığı komitelere üye oldu ya da başta şeker olmak üzere kölelerce yapılan ürünleri boykot ederek kendi varlıklarını hissettirdiler. Hareketin en yoğun olduğu 1791-92 yılındaki çekimserlik kampanyasına yaklaşık 300 bin kişinin katıldığı söylenmektedir. Önceden köleleştirilmiş çok sayıda Afrikalı da Olaudah Equiano ve Ottobah Cugoano ile beraber bu hareketin bir parçası olmuştur. Her ikisi de Britanya’daki Afrikalılar tarafından kurulan ve SEAST ile yakın bağlantılara sahip kölelik karşıtı grup olan Sons of Africa’nın (Afrika’nın Oğulları) üyeleriydi. İlk olarak 1787 yılında yayımlanan “Köleliğin Felaketleri üzerine Duygu ve Düşünceler” adlı kitabında Cugoano, köleliğin tamamen kaldırılması gerektiğini savundu ve Vincent Carretta’nın “İngilizce konuşan Afrika kökenli bir kişinin şimdiye kadar köleliğe karşı yapılmış en bariz ve kapsamlı mücadelelerini” tasvir eden anlatıları ele aldı. Olaudah Equiano’nun İlginç Anlatısı (1789) daha da etkiliydi ve beş yıldan biraz fazla bir süre içinde dokuz İngiliz basımından geçti. Equiano, aynı zamanda kölelik karşıtı fikirlerde çok etkindi. Bu konuda dersler verirdi. 1791 yılında İrlanda’da sekiz buçuk ay geçirdi. Sonraki yıllarda İskoçya’ya gitti ve Manchester, Nottingham, Sheffield, Cambridge ve Durham’daki konferanslarda söz aldı.

Kötülük üzerine duygu ve düşünceler

Printed title page from Ottobah Cugoano's book, Thoughts and sentiments on the evil and wicked traffic of the slavery and commerce of the human species

Bu, Afrikalı bir yazarın köle ticaretine ve köleleştirmeye son verilmesini savunduğu ele aldığı ilk İngiliz yayımıdır.

Olaudah Equiano’nun Hayatı, ikinci basım

Printed title page from the 1789 edition of The Life of Olaudah Equinao, with a facing portrait of Equiano who is in formal dress and holding a book

Elaudah Equiano, otobiyografisinde Afrika’daki ilk zamanlarını, köleliğini ve özgürlüğünü nasıl kazandığını anlatır.

Afrikalı merhum Ignatius Sancho’nun mektuplarının ilk baskısı, 1782

Page 97, containing a letter to Lawrence Sterne, from the first edition of the Letters of the late Ignatius Sancho

21 Temmuz 1766’da Ignatius Sancho, roman yazarı Laurence Sterne’ye, “köleliğe karşı daha fazla dikkat çekmesi” için yalvararak konuyu çarpıcı bir biçimde ele alması halinde birçok kişinin ızdırabını (biraz olsun) hafifleteceğini öne süren mektuplar yazdı.

Parlamento talebi ve kölelik yanlılığı

Bu öncü çabalar, hareketin parlamento baş sözcüsü olan William Wilberforce’a köle ticaretini İngiliz Avam Kamarası’nın dikkatine sunmak için savaşırken ihtiyaç duyduğu mühimmatı sağlayan oldukça başarılı iki dilekçe kampanyası ile sonuçlandı. Bu kampanyalardan ilki 1788’de, ikincisi 1792’de Avam Kamarası’na 519 dilekçeyle sunulduğu vakit “tek bir konuda veya tek bir oturumda şimdiye kadar parlamentoya sunulan en yüksek katılım” gerçekleşti. Dahası bu taktik hemen hemen işe yaradı. 1792’de Avam Kamarası köle ticaretinin kademeli olarak kaldırılması lehinde oy kullandı, daha sonra Lorlar Kamarası tarafından alınan başka bir karar, köle ticaretinin lehine ve aleyhine kendi kanıtlarını duymakta ısrar etti. Yıllar geçtikçe bu tanıdık bir hikâye haline gelecekti. Wilberforce’un rakipleri son derece etkili ve oldukça iyi organize olmuşlardı. Londra ile olan yakın bağlantıların yanı sıra William Beckford gibi tarım toprağı sahibi olan bazı milletvekilleri, güçlü Londra Batı Hint Ziraatçılar ve Tüccarlar Cemiyeti’nin arasındaki söz sahibi kişiler arasındaydı. Savunmaya geçmeye zorlanan kölelik karşıtlığı hareketi 1792’den sonra ivme kaybetti. Fransız Devrimi, özellikle 1792 Eylül Katliamları, köleliğin kaldırılmasından yana olan birçok destekçiyi korkutarak durumu kötüleştirdi. Ayrıca kölelik yanlılarının Wilberforce ve yandaşlarının İngiliz Anayasasını yıkmaya kararlı, vatansever Jakoben sempatizanları olduğunu savunanların suçlamalarına da yol açtı.

Gentleman’s Magazine’de köle ticaretini savunan metin, 59. sayı

Printed letter defending the slave trade

Kölelik yanlısı gruplar mektup kampanyalarını düzenledi, milletvekilleri için lobi faaliyetleri yürüttü ve köleliğin kaldırılmasına karşı çıkan yazılar yayımladı.

Thomas Bellamy’nin Hayırsever Ziraatçılar Oyunu

. The Benevolent Planters

Thomas Bellamy’nin Hayırsever Ziraatçılar Oyunu, Batı Hindistan Lobisindeki köle yanlısı gruplar tarafından bir propaganda aracı olarak kullanıldı.

Bu sırada, Karayipler’deki köleleştirilmiş insanlar; kaçarak, işbirliğinden kaçınarak, toplu isyanlar düzenleyerek köleliğe karşı direnmeye ve savaşmaya devam etti. Ağustos 1791 yılından itibaren, dönemin Fransız kolonisi olan Saint-Domingue’de (günümüzde Haiti’de) köleleştirilmiş binlerce insan son derece gaddar köle rejimine karşı ayaklanmaya başladı. Toussaint L’Ouverture ve sonrasında Jean-Jacques Dessalines’in liderliğinde 12 yıl boyunca süren bu devrimsel mücadele, Haiti’nin bağımsızlığı ve köle ticaretinin kaldırılmasıyla sonuçlandı. Bu olaylar, Britanya ve başka yerlerdeki daha geniş kölelik karşıtı hareketler için çok önemliydi ve daha sonra kendi bağımsızlıkları için savaşan ve Karayipler’deki köleleştirilmiş insanların rolünü vurgulamak için ayaklanmanın resmini çizen C.L.R. James (1901-1989) ve diğerlerinin eserlerine ilham olmasını sağlamıştır.

Toussaint L’Ouverture at üzerinde

Hand coloured etching depicting Toussaint L’Ouverture seated on a horse wearing the full dress uniform of an officer and carrying a sabre above his head

Saint Domingue (günümüzdeki Haiti) adasındaki sömürgeci kuvvetlere karşı savaşan ve Haiti Devrimi’nin lideri olan Toussaint L’Ouverture etkili bir tasviri.

Siyahi Jakobinler: Toussaint L’Ouverture ve Saint Domingue Devrimi, C.L.R. James, 1938

First page of the preface from the first edition of C L R James's The Black Jacobins: Toussaint Louverture and the San Domingo Revolution

“İsyan, tarihteki tek başarılı köle isyanıdır.” C.L.R. James, Siyah Jakobinler adlı kitabının ilk baskısının önsözünde konusunu tanıtıyor.

1807 Köle Ticaretini Kaldırma Yasası’na geçiş

Wilberforce’un tüm bu çalkantılı yıllar boyunca köle ticaretine karşı yıllık önergelerini parlamentoya sunmaya devam etmesi, köleliğin kaldırılması konusundaki kararlılığının ölçüsüdür. En nihayetinde, olaylar kölelik karşıtlarının lehine dönmeye başladı. Karayipler’deki olaylar; özellikle de Saint Domingue köle ayaklanması (1791) ve Haiti’nin bağımsız bir siyahi cumhuriyet olarak ortaya çıkışı (1804), birçok milletvekilini köle ticaretinden vazgeçmenin sonradan oluşabilecek isyanların azalması ve Britanya’nın kendi sömürge kolonilerini koruyabileceği anlamına gelebileceğini söyleyerek ikna etti. Avrupa’da savaş (1804-15) tekrar patlak verdiğinde hem parlamento içinde hem de parlamento dışındaki diğer kişiler Afrikalı kölelerin aralarında İspanya ve Fransa’nın başını çektiği, Britanya’nın düşmanlarına destek vermesinin mantığını sorgulamaya başladılar. Jeopolitik durumun değişiminden yararlanan kölelik karşıtları, köle ticaretini koruyan yasal hükümleri ortadan kaldırmaya başladı. Bu durum, ilk olarak İngiliz köle tacirlerinin dış güçlere ait bölgelerde çalışmasını engelleyen Dış Köle Ticareti Yasası (1806) ve daha sonra Britanya’nın transatlantik köle ticaretindeki ilişkisini kalıcı olarak ortadan kaldıran Mart 1807 tarihli Köle Ticaretini Kaldırma Yasası ile gerçekleşti. Bu oldukça mühim bir karardı ve SEAST üyelerinin yanı sıra, Wilberforce için de kişisel bir zaferdi. Ancak bunun Karayipler’deki olaylar tarafından harekete geçirildiğini vurgulamakta fayda var. 1807’nin sonlarına doğru ABD’nin ABD Anayasası’nın şartlarında belirtildiği gibi, kendi uluslararası köle ticaretini kaldırmak üzere olduğunun bilinmesiyle gelinen nokta daha da kolaylaştı. Bu bağlamda, ulusal ve uluslararası meseleler her zaman hassas dengeler içerisinde olmuş; kimi zaman birbirleriyle zıt düşmüş bazen de anlamlı politik değişikler yaratmak için bir araya gelmişlerdir.

Bir sonraki aşama: Köleliğin (aşamalı olarak) kaldırılması için kampanya

Wilberforce, köle ticaretinin kaldırılmasıyla köleliğin yavaş yavaş son bulacağını ummuştu çünkü sömürgeci çıkarlar kurumları reform yapmakta zorluyordu. 1820’lerin başında, bu politikanın yasa dışı kölelik ticareti ve aynı zamanda İngilizlerin diplomatik açıdan kölelik karşıtlığını küreselleştirme çabalarının başarısız olması nedeniyle büyük oranda işe yaramayacağı kesinleşmişti. Bunun sonucunda 1823 yılında; Wilberforce, Clarkson ve diğerleri Kölelik Karşıtı Cemiyet’i tam adıyla, İngiliz Egemenliği Altındaki Köleliğin Azaltılması ve Aşamalı Olarak Kaldırılması Cemiyeti’ni kurdular. Yeni kurum İngilizlerin kölelik karşıtlığı politikalarında yeni radikal bir karar değişikliğinin işaretlerini verdi. Ancak cemiyet köleliği hemen kaldırmamıştır. Sadece köleliğin en bariz kıyımlarını azaltmak için bazı tedbirler alınmıştır. Aşamalı olarak özgürleştirme planının daha sonra tam özgürlüğe dönüşeceğini belirtmişlerdir. Bu aşamalı yaklaşım başlangıçta kölelik karşıtı eylemciler arasında popüler oldu. Kölelik Karşıtı Cemiyet, bazıları erkek meslektaşlarından daha aktif olan birçok kadın cemiyeti dahil olmak üzere yerel ve bölgesel yardımcılardan oluşan etkileyici bir ağ kurdu. Tahminler değişiklik gösterebilir fakat 1825 ve 1833 yılları arasında 70’den fazla kadın cemiyetinin aktif olduğu bilinmektedir. Siyahi Kölelere Yardım Eden Birmingham Kadınlar Cemiyeti, bugün örnekleri hala British Museum’da sergilenen çalışma çantaları, toplu iğne kutuları ve nakışların yanı sıra kitaplar ve broşürler tasarlayıp dağıtan ve kölelik karşıtı eserler oluşturan en girişimci cemiyetlerden biriydi.

Elizabeth Heyrick tarafından yazılan İngiliz kadınlarının kalplerine ve vicdanlarına çağrı

Printed title page from An Appeal to the Hearts and Conscience of British Women

Bu kölelik karşıtı kitapçık, İngiliz kadınlarını hedef alan ve adı daha sonra Birmingham Kadınlar Cemiyeti olarak değişen Birmingham Siyahi Kölelere Yardım Eden Kadınlar Cemiyeti’nin kurucu üyelerinden biri olan Elizabeth Heyrick tarafından yazılmıştır.

Mary Prince’in Hayatı

Mary Prince history title page

1831’de yayımlanan Mary Prince’in Hayatı, önemli sayılan kölelik karşıtı metinler arasındadır ve bir kadın otobiyografisinin nadir görülen örneğidir. Prince’in hikayesi ve esaret altındaki hayatı Susanna Stricklan tarafından yazılmış ve Kölelik Karşıtı Cemiyet’in sekreteri Thomas Pringle tarafından düzenlenmiştir.

Yeni bir rota: Acil eylem politikası

Anlaşıldığı üzere İngiliz hükümeti Kölelik Karşıtı Cemiyet’in çoğunu destekledi fakat çok yanlış bir karar alarak gerekli eylemleri hayata geçirmeyi, köle sahiplerinin egemen olduğu sömürge yasama organlarına bıraktı. Hal böyle olunca işler çıkmaza girdi. 1820’lerin sonlarına gelindiğinde hükümet bakanlarının üzerindeki baskıyı sürdürebilmek için ne kadar çabalarlarsa çabalasınlar, birçok eylemci bakanların verdikleri dilekçelere yönelik bakış açılarını ve genel stratejilerinin değerini sorgulamaya başlıyordu. 1831’de Kölelik Karşıtı Cemiyet’in genç üyeleri bu zorluklarla başa çıkmak üzere yeni bir değişikliğe işaret eden Ajans Komitesi’ni kurdular. Her şeyden önce Ajans Komitesi kendisini, Elizabeth Heyrick’in 1824’te “Acil eylem planı” köleliğin kademeli olarak değil, hemen kaldırılması üzerine olan geliştirilen politikaya adadı. Acil eylem planı, farklı insanlar için farklı şeyler ifade edebilirdi, ancak çoğu taban kesimdeki eylemciler için Karayipler’deki çıkmaza son vermeyi hedefleyen bir tür acil parlamenter hareket anlamına geldi. Belirsiz, net olmayan vaatlere artık daha fazla gerek yoktu. Bu amaçla; Ajans Komitesi üyeleri, direkt olarak kamu vicdanına hitap edecek beş “temsilci” veya öğretim görevlisinden oluşan bir ekip kurarak mesajlarını tüm ülkeye yaymak için işe koyuldular.

Anti Slavery speech made by an abolitionist political candidate in Hull, 1832

Hull şehrinde kölelik karşıtı siyasi bir aday tarafından köleliğin kaldırılmasına dair konuşma

Bu konuşmada söz konusu aday, “Bence, artık adım atmanın ve köleliğin derhal kaldırılması için talepte bulunmanın vaktidir.” Bu konuşma 1832 yılında Kölelik Karşıtı Arkadaşlar ve Dostlar Cemiyeti’nin üyelerine yapılmıştır.

1833 Köleliğin Kaldırılması Yasası’nın yürürlüğe geçişi: Karayipler’deki siyahilerin direnişi ve İngiliz seçmen kitlesinin yayılması

1831 ve 1833 yılları arasında, Karayipler’deki köleliğe karşı gerçekleştirilen İngiliz kampanyası son aşamaya geldi. Burada iki önemli unsur var. Bunlardan ilki Siyahilerin direnişi ve özellikle Jamaika’daki Baptist Savaşı (1831-32). Bu, Britanya Karayipleri’ndeki köle topluluklarının uzun vadede yaşama şansını ve ayrıca sömürgeci otoritelerin isyanları bastırmak için kullandığı acımasız baskıcı yöntemler hakkındaki tuhaf soruları gündeme getiren köle isyanlarının en yenisi ve en büyüğüydü. İkinci unsur, yalnızca İngiliz seçmenlerin sayısını artırmakla kalmayıp aynı zamanda aralarında Manchester, Sheffields ve Leeds gibi sanayi şehirlerin bulunduğu 67 yeni seçim bölgesi oluşturan 1832 Reform Yasası’dır. Söz konusu durumda kölelik karşıtı eylemcilere kendi güçlerini kullanabilecekleri bir fırsat doğmuştu. Ajans Komitesi tarafından geliştirilen tekniklerin birçoğunu benimseyen Britanyalı kölelik karşıtları, Batı Hindistan çıkarlarını temsil edenleri veya aşamalı yaklaşımı destekleyenleri alenen “dışlayarak” milletvekili adayları üzerindeki baskılarını artırdılar. Tahmin edilebileceği gibi muhafazakâr gazeteler, seçmenlere dikte etmek için yapılan bu kalkışmalar hakkında şikâyette bulundular.

Bununla birlikte; kölelik karşıtı eylemciler, bu tür tekniklerden yararlanarak İlk Reform Parlamento’sunun şekillendirilmesinde yardımcı oldu ayrıca 1833 Özgürlük Yasası’na (Köleliği Kaldırma) giden yolda karşılarına çıkan son engelde köle sahiplerinin mülklerinin kaybı için 20 milyon pound tazminat ödenmesi gibi belirli tavizleri kabul etmeye zorlandılar. Ayrıca hem Birleşik Krallık’ta hem de Karayipler’de özgürlüğüne kavuşan yüz binlerce kişiye tek kuruş dahi maddi tazminat verilmediğinin altını çizmekte fayda var. Bu ihmal, günümüzde savaş tazminatı kavramını geliştirmiştir.

Jamaika: Geçmiş ve günümüz

A view of 'Emancipation' from the book Jamaica: its past and present state (1843).

Bu resim “1834 Özgürlük Günü” adını alsa da muhtemelen 1838 yılında Jamaika’daki hükümet konağının önünde Çıraklık Dönemi’nin (Kölelerin haftada 40 saatin üzerinde bir geliri olmadan çalıştığı süre) bittiği gün yapılan kutlamaları gösterir.

Köleliğin kaldırılması ve özgürlük: Sağ gösterip sol vurmak

1833’ten sonra eylemciler, bu sefer Özgürlük Yasası’nın başka bir ayrılmaz parçasını oluşturan “Çıraklık” sistemine karşı daha başarılı bir kampanya yürüttüler. 1838’e gelindiğinde, İngiliz Karayipleri’ndeki köleliğe her şeye rağmen bir son verilmesi gerekiyordu. Ancak özgürleşmeden bahsederken aslında umut tacirliği yapılıyordu. 1833’ten sonra sözleşme adı altında Hintli ve Çinli işçiler, Karayipler’deki birçok ziraatçının yerini aldı. Sömürü düzeninin hakim olduğu bu sistem, 1920 yılında kalıcı olarak kaldırıldı. Bu süre içerisinde 1833 yasası gereğince özgürlüğüne kavuşan 800 bin küsür kişi, bir başlarına bırakılarak hayatta kalma mücadelesi verdi. Bu kişilere, vatandaş yerine bir nevi “uşak” muamelesinde bulunan anayasal sisteme medeni ve siyasi hakların tanınması için baskı uygulanıyordu. Bu bağlamda, 1833 veya 1838 yılları, 1807 yılı ile karşılaştırıldığında olayların seyrinin değiştiği görülür. Bu yıllar, Afrika kökenli insanların uzun uğraşlar sonucunda elde ettikleri tam bağımsızlıklarına giden yolun başlangıcıydı.

Sözde “Çıraklık” olarak anılan dönemdeki bir açıklama: kölelikten özgürlüğe geçiş

Page 173 from A Twelvemonth's Residence in the West Indies, setting out the terms of 'apprenticeship'

Bu bildiri, “çıraklık eğitimi” şartlarını ortaya koymaktadır. Bildiri, önceden köleleştirilip daha sonra özgürlüğüne kavuşan insanların yine de önceki sahipleri için çalışmak zorunda olduklarını ve eğer şartlara uymazlarsa cezalandırılmaya tabi tutulacaklarını belirtmektedir.

1856 yılında Jamaika haritası

Jamaica from the latest surveys

Bu Jamaika haritası köleliğin sona ermesinden 20 yıl sonra, Morant körfezi ayaklanmasından neredeyse 10 yıl önce yayımlanmıştır. Bu gibi haritalar hükümet yetkilileri, sömürge yöneticileri, ordu kumandanları ve toprak sahipleri için kullanışlı olmuşlardır. Ayrıca İngilizlerin, Jamaika’dan ve imparatorluğun diğer yerlerinden sorumlu olduklarını hatırlatır.

Bu karmaşık tarih, İngiltere’nin köleliği nasıl hesaba kattığı üzerinde önemli bir etkiye sahipti. 1833’ten itibaren transatlantik köleliğinin kaldırılması ahlaki bir zafer olarak görülmeye başlandı. Bu, köle ticaretini ve köleliğin dehşetini “kölelik karşıtlığı bir kültüre” bıraktı. Kölelik karşıtı eylemlere bakıldığında böylesine benzersiz bir tarihi, olayların esas öznesi olan Afrikalıları sindirerek, susturarak yapılması son dikkat şaşırtıcıdır. Araştırmacılar, Britanya’daki siyahilerin varlığından tutun da kölelik ve sömürgecilik faaliyetlerinin neden olduğu eşitsizliklere kadar İngilizlerin uzun soluklu tarihinin kölelikle ilişkisini yalnızca son 30-40 yıldır, hatta 2007’de köle ticaretinin kaldırılmasının 200’üncü yıl dönümünden sonra daha dikkatli bir şekilde araştırır hale gelmiştir.

Yazar: Profesör John Oldfield

Çeviren: Muhammed Hikmet İğdemir

Düzenleyen: Zeynep Özçelik

Kaynak: British Library

Leave a comment