Kısa bir etkileşimi olmasına karşın, Boba Fett’in ekran tanıtımı hayal gücüne çok iş bırakıyor. Vader, yan yana dizilmiş ödül avcılarına Millennium Falcon’ı bulmalarını ve Han Solo’yu diri bir şekilde getirmelerini emrederken ezik zırhlı bir ödül avcısının önünde duraksar ve parmağını sallar. Vader, “Parçalamak yok” diyerek belki de avcının geçmişindeki aceleci atışlarına atıfta bulunur. Kostümü Jeremy Bulloch giyerken Jason Wingreen tarafından seslendirilen Boba Fett, tehditvari, robotik bir hırıltıyla “Nasıl isterseniz,” diye yanıtlar. Boba Fett’in hasarlı zırhından bahseden Fry, “Bu, Yıldız Savaşları’nın özel yanlarından birine değinir; bu evren içinde yaşanan bir yerdir ve hiçbir şey yeni ve görülmemiş değildir,” diyor. Vader, Boba Fett’in takip cihazı sayesinde Solo’yu kapana kıstırıp silahsızlaştırdığında ödül avcısını başarısından memnun bir halde görürüz.

İmparatorluk Ordusu’nun suç ortağı olmasına rağmen, Boba Fett benmerkezci biri olarak Han Solo’ya doğru bir eğilim gösteriyor. “Kendisini açıkça kötü adamla bağdaştırıyor ve böylece kendisi de kötü adam oluyor, ama tam olarak iki gruba da ait değil,” diyor Ervin. “Bu işleri biraz daha karıştırdı, ‘dur bir dakika, bu iş sadece iyi ve kötü meselesi değil. Burada ufak farklılıklar da olacak’, dememizi sağladı. Bu tüm gezegeni, tüm galaksiyi büyük ölçüde zenginleştirmiş oldu.”

Boba Fett aynı zamanda işini yerine getirmekte de başarılıydı, en önemlisi de bunu yaparken iyi gözüküyordu. “O, bir bakıma korkusuz biri,” diyor Rinzler. “James Bond gibi gizli silahları var…ve ayrıca gerçekten de havalı bir gemisi.”

Boba Fett, İmparator’da sadece dört repliği olmasına rağmen üçlemedeki rolünün genişletilmesini büyük bir heyecanla görmek isteyen hayranlar kazandı. Ancak bunun yerine, Jedi’ın Dönüşü’nde sadece bir tane hızlı aksiyon sahnesiyle karşılaştılar. Bu, onu kenara atmak demekti. Paralı asker, lazeriyle Luke’a saldırmadan hemen önce, kör olmuş Solo çevresinde dönüyor ve yanlışlıkla Boba Fett’in jetpack’ini deliyor, böylelikle onu Sarlacc çukurundaki ölümüne yollayacak düşüşüne sebebiyet veriyor. “Bu mudur yani? Sonunda onu görebiliyoruz, ve sonra neredeyse beş dakika içerisinde böyle tuhaf bir şekilde ölüyor,” diyor Fry.

Çok anlamsız olmasına karşın, Boba Fett’in ölümü Yıldız Savaşları evreni için önemli bir andı. Boba Fett en havalı karakterlerden biriydi, böylesine ani ölümü kendini adamış hayranlarda ve yazarlarda onu geri getirmek için yoğun bir istek oluşturdu. Ödül avcısıyla işleri bitmemişti. Marvel Comics yazarları bu anlatımı düzelterek 1984’te Boba Fett’i hayata döndürdüler, ve daha sonra 1990’ların başlarında ressamların sıyrıklarla dolu zırhını güzel detaylarla değiştirdiği Dark Empire çizgi roman serilerinde yer aldı. Bir klon ve Jango Fett’in oğlu olarak kökenlerini açıklayan ve Mandalorlu geçmişini bize sunan Yıldız Savaşları: Bölüm II – Klonların Saldırısı’nda seriye tekrar giriş yaptı. Taslağını Rinzler’ın hazırladığı Genç Boba Fett Kurgu Serisi sayesinde ödül avcısı, Yıldız Savaşları animasyonunun 2009 yılındaki ikinci sezonunda tekrar karşımıza çıktı. “George’un Boba Fett’in hayatta kaldığını onayladığı toplantılarda bulundum,” diyor Rinzler, 2014’teki bir Reddit soru-cevap röportajında. “Eğer bunu George diyorsa, demek ki doğrudur!”

Doğal olarak, Boba Fett son yirmi yılda Yıldız Savaşları video oyunlarında (Ödül Avcısı gibi kayda değer oyunlarda) ve Battlefront serisinde oldukça tanıdık bir figür oldu. Görünüşü ve aksesuarları onu oyuncular için değerli bir karakter yaptı, sonunda tüm silahlarını deneyebilecek olmaları da cabasıydı.  2015 Battlefront’unun sanat direktörlerinden olan Viktor Blanke, “Onun kesinlikle bir hayran favorisi ve dahil etmek isteyeceğimiz türden bir kahraman olduğunu biliyorduk,” diyor. “Jetpack’i ayrıca erken oynanış için hazırlanmış, bu oyuna ait prototip bir mekanizmaydı. Millennium Falcon’un yanında Slave I’ı da ilk kahraman gemilerinden biri yapmak Fighter Squadron oyun modundaki diğer bilinçli seçimlerden biriydi.”

2015’te Disney bünyesinde çekilen Yıldız Savaşları üçlemesinden hemen önce, bir Boba Fett filmi dedikodusu başladı. Bu dedikodu sonunda Disney+ için hazırlanmış bir dizi olan The Mandalorian’a dönüştü. Bu dizi imparatorluğun çöküşünden sonra galaksinin dış köşelerindeki kimsesiz bir ödül avcısı hakkındaydı. Dizi apaçık şekilde Boba Fett’i göstermese bile, dizinin tasviri ve hikayesinin ilhamı ona bağlıydı. Dizinin baş yapımcısı Jon Favreau, Good Morning America ile olan röportajında “Önceki filmlerde Boba Fett’i yeterince gördüğümü hiç hissetmiyordum,” diyor. Şimdi o ve yazar Dave Filoni, ödül avcısının mirasını hayran kitlesinin ona karşı bitmek bilmeyen sevgisini yenilemek adına devam ettiriyor; Fett yerine benzer bir karakter ile olsa bile.

Geçmişe baktığımızda maskeli paralı asker, kolaylıkla gözden kaçıracağımız ve belki de unutacağımız bir karakter olabilirdi. Ama bu merak uyandırıcı estetik bize sayısız hikaye olanağı sundu. “Hiçbir zaman maskenin arkasını görmüyoruz ve bu bize kendi umutlarımızı ve hayallerimizi karaktere yansıtabilme olasılığı sunuyor.” diyor Ervin; “Boba Fett hepimize benziyor.” Rinzler, Lucas’ın Boba Fett’in popülaritesinin İmparator sonrası arttığını bilmesine rağmen izleyicileri çıkar için bu şekilde tatmin etmek istemediğine inanıyor. Lucas, Boba Fett’in çukurdan sürünerek çıktığı bir sahneyi filmin yeni çekimlerinin sonuna eklemeyi düşünmüş, ancak 2004’te USA Today’e “ama bu pek de sona uymuyor,” demişti. “George ilgisini çeken şeyi yapmakta gerçekten çok iyi ve bunun yüzünden çok sert eleştiriler alıyor,” diyor Rinzler, “ama kendi bildiğini yapması sayesinde, sonunda hikayeleri çok daha ilgi çekici oluyor.”

2012’de ölen McQuarrie ve tasarım ve çerçevesiyle ödül avcısı ve Mandalorlu dünyasının şöhretini genişleten Johnston emeklerinin bu kadar uzun soluklu etkileri olacağını, Boba Fett’in bütün ustaca ve kullanışlı ayrıntılarının bolca soru ve meraka yol açacağını tahmin edemezlerdi. Seriye takıntılı olanlar bugün hala Boba Fett’i inceliyor. “O kostümdeki her şeyin bir hikayesi olduğunu hissediyorsunuz,” diyor Fry. “Çocukken bu hikayelerinin bazılarını öğrenmeye can atıyordum ve yetişkin bir hayran olarak, aslında hala aynı şeyi hissediyorum.”

 

Yazar: Jake Kring-Schreifels

Çevirmen: Ece Gezen

Kaynak: The Ringer