Bob Dylan’ın “protest” şarkılarına daha yakından bir bakış

Woody Guthrie’nin Minneapolis’deki müzikal etkisiyle yüzeysel bir politik dünya görüşü kazanmasına rağmen, 1961 yılının Ocak ayında New York’a geldiğinde Bob Dylan’ın  yurttaşlık hakları hareketine dair hiçbir duruşu yoktu. Söylentilere göre onu geleceğin aktivist şarkıcısı haline getiren sevgilisi Suze Rotolo’ydu. Sendika örgütleyicilerinin kızı ve Irk Eşitliği Kongresi’nde gönüllü olan Rotolo, Dylan’ı siyasi mitinglerde boy göstermesi için cesaretlendirdi.

CORE vakfı yararına yazdığı ve ilk “protesto” şarkısı olan “The Death of  Emmitt Till” i 1962’nin Şubat ayında tanıttı.

Bir Aktivist Şarkı Yazarı Doğuyor

Yeni idealizmine tutulan ve yeteneğiyle heyecan verici bir yükselişe geçen genç şarkı yazarı, takip eden 18 ay içinde şarkı yazımı membasına dönüştü ve birçok şarkısının taslağını oluşturdu. Dylan  24 Nisan 1962 ve 27 Mayıs 1963 arasında, ikinci albümü The Freewheelin’ Bob Dylan’I kaydetti. Bu albüm Dylan’ın henüz 21 yaşındayken siyasetin içine girmesini ve yurttaşlık hakları hareketine olan bağlılığını hızlandırdı.

“Oxford Town ” James Meredith’in beyazların gittiği üniversitelere gitme hakkı kapsamında Eylül 1962’de federal polisler ve Mississippi Milli Muhafız Teşkilatı arasında yaşanan çatışmayı incelerken, Dylan’I bir halk aktivisti ve popüler bir müzisyen olarak dünyaya tanıtan “Blowin’ in the Wind” oldu. Peter, Paul and Mary tarafından popülerleştirilen, kariyerinin en kıymetli eseri haline gelen şarkı, bir anda yurttaşlık hakları hareketinin başlıca marşlarından biri haline geldi.

Gerçekten İlgili Mi Yoksa Şöhret Mi Arıyor?

Dylan 1962 yılı boyunca New York çevresinde düzenli olarak, Joan Baez, Pete Seeger ve Staples Singers’la birlikte, bir taban örgütlenmesi olan Şiddet Karşıtı Öğrenci Koordinasyonu Komitesi yararına performanslar sergiledi. Dylan’ kötüleyenler onun bir şöhret arayıcısı olduğunu iddia edip, halk hareketinden çıkar sağlamak için rol yaptığını söylüyorlardı. Fakat bu doğru değildi.

Dylan değişimin yaratılmasında  şarkının gücüne içten inanan biriydi.

İkinci stüdyo albümü Freewheelin’i 13 Mayıs günü Ed Sullivan Show’da tanıtması için çağrıldığında aşırı muhafazakar-gerici grupları taşlayan  “Talking’ John Birch Society Blues” u çalmayı tercih etti. Yapımcıların tedirgin olması ve Dylan’s şarkılarını değiştirmesini söylediğinde, Dylan arkasına bile bakmadan gitti ve iddialar geçersiz kılındı.

Daha Derin Bağlılık

Geldik 1963 Newport Folk Festivali’ne. Pete Seeger’ın vitrin yaptığı, Dylan’ın ilk sahneye çıkışı, sadece kulübe kabul edilmesinden çok daha fazlası,  hareketin ünlü poster çocuğu olarak tahta doğru ilerlemesiydi. Joan Baez, Pete Seeger , Peter, Paul and Mary, ve Şiddet Karşıtı Öğrenci Koordinasyonu Komitesi’nin  Özgürlük Şarkıcıları sahne aldıve Dylan setini “Blowin’ in the Wind” ile tamamladı. Ve grup bir kere daha, dinleyicileri hep beraber söylemeye davet edip, ele ele tutuşarak. “We Shall Overcome” şarkısı hep beraber söyledi.

Dylan ile Baez hızlarını alamayıp 28 Ağustos’ta,  Martin Luther King Jr.’ın efsanevi “Bir Rüyam var” adlı konuşmasını yaptığı Washington DC’deki Özgürlük Yürüyüşü’nde sahne alacaklardı. Oyuncu Ossie Davis tarafından sahneye çağırılan Dylan, “When the Ship Comes In” ve “Only  a Pawn in Their Game” şarkılarını söyledi ve Len Chandler’ın “Hold On” şarkısına eşlik etti.

Dylani sonbaharın sonlarında Greenwood, Mississippi’de 300 siyahi çiftçinin katıldığı seçmen mitinginde “With God on Our Side” şarkısını söylediği zaman, nihayet güneydeki insanların günlük hayatlarına dair ilk deneyimini kazandı. “Only a Pawn in Their Game” adlı yeni şarkısı ise birkaç hafta önce meydana gelen ve  yurttaşlık hakları hareketinin öncülerinden Medgar Evers’in öldürülmesiyle ilgiliydi. 1964 yılının Ocak ayında piyasaya sürülen, sosyal eleştirileri olan The Times A Are Changin albümünde bu parçaların ikisine de yer verdi.

Siyasal Düş Kırıklığı

1963, Dylan’ın siyaseten  en aktif yılı iken, aynı zamanda onun için büyük bir düş kırıklığıydı. Beyaz hareket liderlerinin zorlamalarını hissedip hareketin yıldız şampiyonu olması beklentilerinden nefret ederek, Dylan geri çekilmeye başladı. Siyahların mücadelesini desteklemeyi asla bırakmasa da, liberal, suçluluktan bağrı yanan beyazlar için, Fareli Köyün Kavalcısı, oynamak istemediği ikiyüzlü bir roldü.

Olağanüstü İnsan Hakları Komitesi’nin, Aralık 1963 yılındaki ödül töreninde yaptığı konuşmada, Dylan, en çok beyaz dinleyicileri hedef aldı ve Washington’daki son özgürlük yürüyüşünü şu sözleriyle eleştirdi:

Açıkça takım elbise giymiş olan seyircilere  hitap ederek, “Oradayken tüm Zencilere baktım ve arkadaşlarıma benzeyen hiç bir zenci görmedim. Arkadaşlarım takım elbise giymiyorlar.” Ardından  kendisinin Lee Harvey Oswald’la birçok ortak yönü olduğunu söyleyerek kalabalığı daha da şaşırttı. Yuhalamalar başlar başlamaz ise arkasına bakmadan çekip gitti.

Bob Dylan’ın Bir Başka Yönü

Bob Dylan bir şarkı yazarı olarak sürekli gelişse de siyasete katılması her zaman onun için daha büyük hedeflere yol yaptı. 1963 sonbaharındaki aktivizmin zirvede olduğu sırada, Beat etkilerini ve Fransız modernizmini zaten benimsiyordu ve yazdıkları kelimesi kelimesinden ziyade daha edebi, şiirsel hale geldi ve bu 1964 yılında satışa sunulan, siyasal olarak içi boş albümü Another Side of Bob Dylan’a yansıdı.

Halk müzisyenlerinden albüme gelen tepki ani ve oldukça sert oldu. Bob Dylan gayesini yüz üstü bırakıyor, protesto şarkı yazarı olarak sorumluluklarını yerine getirmiyordu. Şöhret tuzağına düşmüştü. Onu eleştirenlerin, 22 yaşında bir sanatçının sanatçılık, üstelik yaratıcılık gücünün zirvesindeyken, çıkmaz bir politikada olduğu gibi durmasını beklemesi sadece aptalca değil, aynı zamanda safçaydı.

Dylan’ın Apolitik Geleceği

Dylan 1964’te aktivizmin dışına çıkmış olmasına rağmen, kariyerinin geri kalanı boyunca üstü kapalı olarak politik göndermeler yaptı ve zaman zaman halk şarkıları yazdı. Örneğin, 1971’deki “George Jackson” isimli şarkısı siyahi militan Marksist George Jackson’ın hapishanedeki çatışmalar sonucu idam edilmesiyle ilgiliydi. Bunun ardından, hapsedilen boksör Rubin “Hurricane” Carter’ın serbest bırakılması için mücadele eden 1976 turnesi geldi. Daha sonra, 1991 Grammy ödüllerinde-Körfez Savaşının en yoğun döneminde- Yaşam Boyu Başarı Ödülü’nü aldığında, -1990 West Point konserinde ironik bir şekilde çaldığı- “Masters of War şarkısını sahneye taşıdı.Ve 2008 seçimlerinde Barrack Obama’nın zaferini ilan edildiğinde, her zamanki kapanış şarkısı olan “Like a Rolling Stone”dan saparak “Blowin’ in the Wind”ı çaldı.



Yazar: Ben Corbett

Çevirmen: Ayşe Mizgin Vurgun

Kaynak: https://www.thoughtco.com/bob-dylan-and-civil-rights-movement-1322012