Blockchain yenilenebilir enerji devrimindeki eksik halka olabilir

Blockchain yenilenebilir enerji devrimindeki eksik halka olabilir

Enerji verimliliği (EV) yatırımlarına yılda yaklaşık 231 milyar € harcanmaktadır- ancak EV’nin tüm potansiyelinden yararlanmak en az dört kat daha fazla yatırım gerektirecektir. Bu finans açığı, ihtiyacımız olan enerji geçişini yavaşlatmaktadır.

Böyle olduğu gibi, küresel enerji yoğunluğu- bir ülke ekonomisinin enerji verimliliğinin bir ölçüsü olan ve GSYİH (Gayri safi yurt içi hasıla) birimi başına enerji birimi olarak hesaplanan- 2015’te %1,8 idi, bu 2003-2013 ortalamasının üç katıydı, ancak yine de küresel sıcaklık senaryosundaki 2 derecelik artıştan veya enerji kullanımımızın verimliliğinde gerekli olan %3’lük artıştan kaçınmak için gereken %2,6’nın altında kalmaktadır.

Son aylarda (2017), Enerji Verimliliği Finansmanı Görev Grubu’nun (EEFG) Hamburg’daki G20’de başlatılması ya da 103 yönetici tarafından İklimle İlişkili Mali Açıklama Görev Gücü’nün (TCFD) yakın zamanda imzalanması yoluyla, doğru yönde bazı adımlar atılmış olsa da (Bu, iklimle ilgili tutarlı finansal risk açıklama ve raporlamanın geliştirilmesini gerektirir), bu açığı kapatmak için yeterli çaba gösterilmemektedir.

Bu, ucuz ve bol finansman çağıdır, peki neden enerji verimliliği için hala bir finansman açığı var?

Boşluğa dikkat et

Dışsallıkların ve engellerin yetersiz muhasebesi, bu boşluğun sağlamlığını kısmen açıklar. Yenilenebilir ve fosil yakıtlara yönelik sübvansiyonların yanı sıra çevresel dışsallıkları hesaba katabilecek bir karbon fiyatının olmaması, tüketicileri tam enerji fiyatlarından izole eder. Bu yapısal koşullar, tüketicilerin bilinçli kararlar vermesini engellemektedir. (Money Honnie, Badre 2017)

Öte yandan enerji verimliliği (EV) varlıklarının ve projelerinin manevi ve nispeten küçük doğası, geleneksel bankacıları ve yatırımcıları bu alana adım atmaktan caydırmaktadır. Enerji verimliliği faydalarının anlaşılmasının güç olması, potansiyel yatırımcılar için önemli bir dezavantajdır. Diğer yatırımların aksine, enerji verimliliği doğrudan artan fiziksel üretim ile ölçülemez. Bunun yerine bir tüketim veya gider temel çizgisine göre bir tasarruf veya azalma olarak ölçülür. Sonuç algılanan karmaşıklıktır ki bu da tasarrufları ve daha yüksek işlem maliyetlerini doğrulamak için izleme ve doğrulama gereksinimlerinde kendini gösterir (Money Matters). (EV) yatırımlarının altında yatan bu teknik gerçekler, yatırımcıların (EV) projelerinin algılanan yüksek riskini dengelemek için dolaylı olarak daha yüksek bir getiri oranı talep etmelerine neden olur. Bu faktörlerin genellikle pekiştirici bir etkisi vardır, (EV) projeleriyle ilişkili hem gerçek hem de algılanan riskler kalan (EV) finansman açığını (Enerji Devrimi) açıklamaktadır.

Verimlilik potansiyelimizin üçte ikisinden fazlasına hala dokunulmamış durumdadır. Bu âtıl potansiyel, karbon emisyonlarımızı frenlemenin yanı sıra, önemli istihdam ve ekonomik pazarların göz ardı edildiği anlamına gelir. Örneğin inşaat sektöründe ev potansiyelinin %80’i kalır. Yalnızca AB’deki kamu binalarının yenilenmesi, 2017-2020 döneminde 120 milyar Euro’luk bir pazarı ifade eder. Fransa’da önümüzdeki 10 yıl içinde tahmini pazar 30 milyar Euro civarındadır ve 2025 yılına kadar bir milyona kadar istihdam yaratabilir.

Enerji verimliliği yatırımlarının önünü açmak ve bu istihdam ve büyüme fırsatlarını yakalamak için finansal inovasyona ve yaratıcılığa ihtiyacımız var. Cevap blokchain olabilir mi?

Blockchain nedir?

Blockchain, bankalar, ticaret platformları veya enerji şirketleri/kamu hizmetleri gibi merkezi bir otoriteden bağımsız olarak uçtan uca ağlar üzerinden akıllı sözleşmelerin güvenli bir şekilde yürütülmesine izin veren dağıtılmış, dijital bir işlem teknolojisidir. Ağdaki diğer katılımcılar, bir sağlayıcı ve bir müşteri arasında gerçekleştirilen her işleme tanık olarak işlev görürler. Bunlar, ağdaki her bilgisayar tarafından çoğaltılan bir dijital defterde – blockchain- kalıcı olarak saklanır.

Enerji için blockchain

Merkezi olmayan, dijitalleştirilmiş ve karbondan arındırılmış yeni bir enerji dünyasına geçişte otomatik fatura ödemeleri, elektrikli araçların şarj edilmesi, paylaşılması ve yenilenebilir kripto para birimleri gibi blockchain teknolojisi kullanılarak çeşitli kullanım senaryoları halihazırda geliştirilmiştir. Çoğu insanın blok zinciri ile ilişkilendirdiği kripto para birimi olan bitcoin’in ötesine geçen teknoloji, sistematik bir düzeyde akıllı bir işlem platformu olarak hizmet ediyor ve bu da gerçek “üretici tüketiciler” yaratıyor. Tüketicilerin yanı sıra haneler de yüksek derecede özerkliğe sahip enerji üreticisi ve satıcısı haline geliyor. Kamu hizmetleri ve şebeke operatörleri, bu tüketicileri doğrudan devreye sokarak arz ve talebi eş zamanlı dengeleyerek daha verimli hale getirmektedir. Bu da Maliyeti etkin bir şekilde yenilenebilir enerjinin şebekeye entegrasyonunu destekler.

New York’ta küçük bir enerji şirketi, bir teknoloji şirketi ile, tüm işlemleri belgeleyen “TransActive Grid” adlı bir blok zinciri platformunda komşuların birbirlerinden güneş enerjisi alıp satabilecekleri bir mikro şebeke projesi geliştirdi. Bu bağımsız ve yalıtılmış ağ çözümü, yerleşik pil depolama birimleri aracılığıyla kullanıcılarına hem daha temiz hem de daha esnek enerji erişimi sunmaktadır. Bugüne kadar, güneş fotovoltaik (PV) sistemleri olan veya olmayan 130’dan fazla ev sahibi, bu platform aracılığıyla halihazırda birbirlerinden güç alıp satmaktadır. Bugüne kadar, güneş fotovoltaik (PV) sistemleri olan veya olmayan 130’dan fazla ev sahibi, bu platform aracılığıyla halihazırda birbirlerinden güç alıp satmıştır ve satmaya devam etmektedir.

Mayıs 2017’de birkaç şirket, Hollanda ve Almanya’daki elektrik şebekelerini yönetmek için güçlerini birleştirdi. Yenilenebilir enerji şirketi Vandebron, Hollanda ulusal şebeke operatörü TenneT’nin artan miktarlarda yenilenebilir enerjiyi daha iyi entegre etmesine yardımcı olmak için ve araba akülerinden elektriği şebekeye sunmak için elektrikli araca sahip müşterilerle çalışacak. TenneT, bu elektrik şebekesini yönetmek için yenilikçi IBM blok zinciri teknolojisini kullanmaktadır.

Gelecekte, blok zinciri teknolojisi, su ısıtıcıları, elektrikli araçlar, piller ve güneş PV kurulumları gibi milyonlarca enerji cihazının elektrik enerjisi dağıtım ucunda birbirleriyle işlem yapmasına izin verebilir.

Enerji verimliliği için fırsatlar

Kanıtlar, yatırımcıların risk algısını çeşitli araçlarla hedeflemenin (EV) yatırımlarını büyütmede başarılı olduğunu göstermektedir. Kalıcı ve yanlışlanamayan dijital defterin yarattığı güven üzerine inşa edilen blockchain uçtan uca modeli, bu riskli EE işlemleri algısının üstesinden gelmeye yardımcı olabilecek yaratıcı bir finansal araçtır.

Bugüne kadar uygulanan ve yarısından fazlası Avrupa’da olan pilot durumlarda, blockchain’in büyük bir maliyet tasarrufu ve verimlilik sağlayıcısı olduğu kanıtlandı. Aracıları bırakmak; blok zinciri işlemleri maliyetleri düşürür, süreçleri hızlandırır ve tüm sistem boyunca daha fazla esneklik sağlar. Sistematik olarak daha verimli, esnek ve merkezi olmayan bir enerji sistemine giden yolu açar. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği (UNFCCC) geçtiğimiz günlerde blok zincirinin iklim eylemini artırma potansiyelini fark etti. Şeffaflığı, maliyet etkinliği ve verimlilik avantajları, uyumlu eylemlerde bulunmak için daha etkili paydaş entegrasyonuna yol açabilir.

Teknoloji henüz yeterli seviyeye gelmedi ancak hızla büyüyor. Teknolojinin ana akım haline gelmesi beş ila 10 yıl sürebilir. Yine de enerji sisteminin merkezileşmesinin hızlanmasına ve bireylerin davranışlarını gerçek zamanlı verilere göre uyarlayabilen üreten tüketicilerin ortaya çıkmasına ve bunun sonucunda genel enerji sistemi verimliliğinde bir artışa giden yolu açmaktadır.

Şu anda dünya genelinde blok zinciri aracılığıyla yönetilen varlıkların toplam değeri şimdiden 1,6 milyar doları aştı ve 2013 ile 2016 arasında şaşırtıcı bir şekilde %1,600 büyüdü. Yalnızca 2016’nın ilk dokuz ayında blok zinciri ile ilgili girişimlere 1,4 milyar doların üzerinde yatırım yapıldı.

Yol hala uzun ve riskler yüksek

Önümüzdeki 5 ila 10 yıl içerisinde gerçekleştireceğimiz eylemler, önümüzdeki 50 yıl için bizi kilitleyecek. Eylemsizliğin maliyetleri, ekonomik ve insani sonuçlarla ilişkili olarak her yıl artmaktadır. Doğal afetler dünya çapında halihazırda yılda 500 milyar doları aşıyor ve her yıl ek 26 milyon insanı yoksulluğa itiyor. Bugün dünyada 20 milyonu iklim değişikliği nedeniyle var olan 65 milyon mülteci vardır. Şayet ülkeler Paris Anlaşması’na saygı göstermezlerse Güney Doğu Asya 2100 yılına kadar insanlar için yaşanmaz hale gelebilir ki dünya nüfusunun beşte biri bu bölgede yaşamaktadır. Deniz seviyeleri de 2100 yılına kadar tahmini 2 metre yükselebilir ve dünya nüfusunun üçte ikisi kıyı bölgelerinde yaşadığı için mülteci dalgalarına yol açabilir.

Enerji verimliliği, küresel sıcaklık artışını 2 derece ile sınırlandırmak için çözümün yarısını oluşturabilir. Bununla birlikte maliyet etkin olmasına rağmen daha geniş uygulamaları hala bazı bariyerler tarafından engellenmektedir. Şeffaflığı, uçtan uca boyutu, güven temeli ve büyüyen potansiyeli sayesinde blockchain; EE yatırımlarını yumuşatabilir ve hızlandırabilir. Hükümetler yükselişini teşvik etmelidir. Aralık 2017 Zirvesinde, G20’de Başkan Macron, İklim Finansmanını duyurdu. Fransa, Avrupa ve Dünya için bu Blockchain’in iklim eylemlerini hızlandırma potansiyelini daha fazla analiz etmek ve teşvik etmek için harika bir fırsat yaratmış oldu.

Yazar: Philippine de T’Serclaes

Çeviren: Muhammed Erdem Koçak

Düzenleyen: Elif Rana Yılmazlar

Kaynak: World Economic Forum

Leave a comment