Etik bir mesele olarak sanal hayvanlara şiddet

Video oyunlarındaki hayvanlara yönelik şiddet her yerde görülüyor. Minecraft ve Grand Theft Auto V’nin de aralarında olduğu şu sıralar rağbet gören çeşitli oyunlarda, oyuncular hayvanlara işkence edebiliyor hatta onları öldürebiliyorlar. Oyunlardaki giderek gerçekçileşen bu eğilimin artışı, insanların bunu kabullenmeye olan yatkınlığının da artmasıyla birlikte önemli sorunlar meydana getiriyor. 

Video oyunlarındaki insanlara yönelik şiddet, uzun zamandır tartışma konusu. Ekrandaki şiddetin gerçektekine sebep olup olmadığı da bu sonu gelmeyen fikir çatışmasını destekler nitelikte. Ne var ki, video oyunlarındaki hayvanlara yönelik şiddet çok daha az dikkat çekti.  

Yakın zamanda yayımlanan bir makalede, video oyunlarındaki hayvanlara yönelik şiddetin, insanlara yönelik şiddetten belki çok daha büyük bir sorun olduğunu düşünmek için iyi bir neden olduğu öne sürüldü. Oyunlarda hayvanlara yönelik şiddetin, gerçek hayatta da hayvanlara saygısızlığa önayak olmasının mümkün olduğu düşünülüyor.

Jüri Kararsız

2005 yılında, Avustralya, oyuncuların sanal insan bedenlerini kesip doğrayabildiği ve onlara hakaret edebildiği Postal 2 adlı bir birinci şahıs nişancı oyununu yasakladı. Avustralya, diğer ülkelerde bulunabilen birkaç oyunu, şiddet betimlemeleri ve diğer potansiyel sakıncalı içerikleri yüzünden yasakladı. Oyuncuların sanal hayvanlara zarar verme üzerine çeşitli görüşler var. Bazıları endişesini dile getirirken bazıları da vicdan azabı duyduğundan bahsetmiş. Örneğin bir oyuncu bir forumda aşağıdaki yorumu yazmış:

Oyunda hayvanları öldürmekle ilgili ne kadar kötü hissetmem garip… Sadece atları vurmak yerine, atın üstündeki adamları vurmayı deneyeceğim.

Hayvanlara Etik Muamele İçin Mücadele Edenler (PETA) kısmen sorunlu bir örgüt olmasıyla bilinse de bu oyunları “zarar vermeye ve öldürmeye teşvik ettiğini” söyleyerek eleştirdi. Assassin’s Creed’deki balina avlama ve Animal Crossing: New Horizons’daki böcek yakalama örneklerden bazıları.

Diğer oyuncuların bu tarz endişeleri yok hatta birisi şöyle yazmış:

Oyunda sürekli insanları öldürüyorum. Neden hayvanları umursayayım ki?

Pek çok oyuncu bu görüşü paylaşıyor. Video oyunu “amoralistleri”, video oyunlarında hayvanların (ya da insanların) suistimal edilmesinin yanlış olmadığını, “kurbanların” sanal olduğunu ve hiçbir canlının zarar görmediğini söylüyorlar.

Oyuncuların, oyunlardaki şiddetle ilgili bu kadar farklı hissetmelerinin nedeni tam olarak bilinmiyor. Oyunlardaki şiddete yönelik tutumlar; kişisel görüşler, toplumsal gelenekler, oyun kültürü ve ayrıca kişinin şiddet içerikli oyunları ne ölçüde oynadığına göre şekillenebilir.

Eğer video oyunları belirli etik mesajlar iletebiliyorsa, bu gibi oyunlar canlılara karşı yapılabilecek saygısızlıklara sebep olabilir mi?

*Günümüzün en popüler video oyunlarından olan Call of Duty gibi birinci şahıs nişancı oyunlar, 45 yılı aşkın süredir hayatımızdalar.*

Görünürdeki Ahlaki İkilem

Sosyal bilimciler, şiddet içerikli video oyunlarının diğer insanlara karşı antisosyal bir tutum sergilemeye sebep olup olmadığı üzerine uzun zamandır tartışıyorlar. Bazıları bunun olabileceğini düşünse de nedensel ilişki için yeterli kanıt bulunmamakta. Nitekim video oyunlarındaki hayvanlara yönelik şiddetin etik boyutu, çok daha az ilgi gördü.

Oyunlarda hem hayvanlar hem de insanlar sıklıkla eğlence için öldürülecek ve zarar verilecek objeler olarak resmediliyor. Ancak hayvanlara neredeyse kullan-at muamelesi yapılıyor. Hayvanlar, çoğunlukla, oyunculara görevleri tamamlamak ya da ödül ve malzeme elde etmek için basit birer araç olmaktan öteye geçemiyor.

Bu durum, oyuncuların oyundaki hareketlerini ahlaki açıdan yansıtmalarını destekleyen oyunlar için bile geçerli. Dragon Age: Inquisition’da, oyunun karakterleri, çeşitli oyuncu eylemlerini tasvip eder ya da etmez. Fakat saldırgan olmayan vahşi hayvanlara zarar vermek ahlaki açıdan bir tepki çekmiyor.

Hayvanlara toplumsal saygının artmasına rağmen (bu artış yavaş gerçekleşse dahi), günümüzde hayvanlar devamlı olarak çok kötü muamele görüyorlar. Onları fabrika çiftliklerine kapatıyor, pek çoğunun acı çektiği (ve hatta öldüğü) konteyner ve yük gemilerine koyuyor, istenmeyen hayvan dostlarımızı “insancıl yollarla” öldürüyoruz.

Pek çoğumuz bu gerçekleri görmezden geliyoruz. Ahlaki açıdan konuşursak, hayvanlar toplumda nispeten görünmezlerdir. Bu bağlamda, video oyunlarında hayvanları kullan-at eşya olarak betimlemek, birçok oyuncu hayvan haklarına karşı saygısızlığı pekiştirebilir.

Bu tarz oyunlar hayvanlara kötü davranılmasının ve hayvanların yok sayılmasının normalleştirilmesine neden olabilir.

Önyargılarımızı Sorgulamak

O halde, video oyunları hayvanlara saygısızlık etmeyi güçlendirebiliyorsa, daha doğrusu, güçlendiriyorsa, bu onları yasaklamamız ya da boykot etmemiz gerektiği anlamına mı geliyor? Biz bunu savunmuyoruz. Yine de, bilim insanlarının video oyunlarının hayvanlara saygı duymaya yardım ettiğine mi yoksa saygı duymayı engellediğini mi araştırmaları faydalı olur.

Ayrıca oyun tasarımcıları hayvanları, onlara saygı duymaya teşvik edecek (ya da en azından, fark ettirmeden, saygı duymayı engellemeyecek) şekilde betimlemeyi düşünebilirler. Bazı tasarımcılar bunu hali hazırda yapıyor. Red Dead Redemption’da, atını öldürmek, masum bir insanı öldürmekle aynı “saygınlık” puanı kaybına yol açıyor.

*Red Dead serisinde “saygınlık”, ana karakterin dünyasındaki sosyal kabul edilirliğini ölçen bir sistem. Oyundaki belirli eylemler, itibarlı ya da itibarsız gözüyle bakılıyor. *

Son olarak, oyuncular, saatlerini harcayarak tüm dikkatlerini verdikleri çeşitli oyunlarda, hayvanların nasıl resmedildiği ile ilgili daha fazla dikkatli olmayı kendileri seçebilirler.

Video oyunlarının popülerliğini ve süregiden dönüşümlerini göz önüne alırsak, hayvanlara karşı haksız davranışlarımızı durup yeniden düşünme fırsatı yakalayabiliriz.  

Kaynak: The Conversation

Yazar: Simon Coghlan – Lucy Sparrow

Çevirmen: Eda Nur Ayaklı

Düzenleyen: Sevgi Ç. Çelik