Bir kaygı çağındaki çocukluk korkularından çıkarılması gereken anlam

Bir kaygı çağındaki çocukluk korkularından çıkarılması gereken anlam

Bir çocuğa yatağının altında canavar olmadığının garantisini vermenin hiçbir faydası yoktur. Korkular, kan ve kemik dramıyla kendini geliştiren bir medya ortamının yardım ve yataklığıyla kendi gerçekliklerini yaratır.

Belgesel yapımcısı Daire Collins, pandemi sırasında Northside Dublin’deki çocukluk evine döndüğünde, eski bir korkuyu da yeniden keşfetti. Çocukken şiddetli bir nükleer felaket korkusu vardı. Bu korku daha sonra partilerde anlatabileceği bir şakaya dönüştü, ancak eski odasında bunun ne kadar yıpratıcı olduğunu tekrar hissetti. Burada eskiden mantar bulutlarını ve patlama dalgalarını gözetlediği pencere vardı. Burada, mutfakta, eskiden “sadece nükleer bir kaza durumunda acil kullanım için” turuncu bir kutu hapın bulunduğu çekmece bulunmaktaydı. Kutuda hapların radyasyona karşı bir miktar koruma sağlayacağı yazıyordu, ancak Collins tüm aile için yeterli sayıda bulunmadığını biliyordu.

11 Eylül’den kısa bir süre sonra İrlanda medyası, Cumbria, İngiltere’de İrlanda Denizi’nin karşısında bulunan Sellafield isimli bir nükleer santral hakkında bir haber yayımlamaya başladı. Medyanın Amerika’daki İkiz Kuleler ve Pentagon’a yapılan saldırıları büyük çapta ele alması küreselleşmiş bir güvenlik açığı algısı yarattı. Collins yanan kulelerden atlayan insanların videosunu asla unutmadı. Gazetecilik geçmişi olan Collins, “İrlanda medyasının dar görüşlülüğünü anlamalısınız.” dedi. “Her şeyin yerel bir bakış açısı olmak zorundadır.” 11 Eylül görüntülerini yeniden oynatmak yerine, İrlanda medyası kendi ülkesinde gerçekleşebilecek bir kâbus senaryosuna odaklanmaya başladı: Sellafield santraline bir uçak çarpsaydı, radyoaktif bir bulut İrlanda’yı kaplayabilir ve sayısız ölüme neden olabilirdi. Saygın İrlandalı yayıncı Marian Finucane, Collins’in “Duyduğum en kötü röportajlardan biri” dediği röportajda, devlet bakanı Joe Jacob’a Sellafield’ın gerçekte ne kadar güvenli olduğunu soruyor. Collins sonradan resmi engellemelere rağmen gerçek tehlikenin yok denecek kadar az olduğunu ortaya çıkarıyor. “Yirmi beş dakikalık bir röportaj ve aslında aynı şeyi tekrar tekrar söylüyor” sadece işleri daha da kötüleştiriyor. Sellafield hakkındaki uyarılar, insanlar –İrlanda’dan Selamlar başlığıyla mor, radyasyona maruz kalmış İrlanda tepelerini gösteren kartpostallar gibi- kara mizah ile onları görmezden gelmeye başlayana kadar yıllarca devam etti.

Pandemi süresince, en çok korktuğumuz şeyin gerçekleşme olasılığını değerlendirmeye, spekülasyonlara çok fazla kapılmadan gelişen veriler hakkında bilgi sahibi olmaya çalışarak son dakika hesabı yaptık. Kaygı çağında gerçek ile gerçek dışının ayrımını yapmak yetişkinler için yeterince zor ve For Emergency Use Only (Sadece Acil Kullanım İçin), bu ayrımların çocuklar için daha da zor olduğunu öne sürüyor. Collins, yetişkinlerle tsunamilerden 1973 tarihli The Exorcist (Şeytan) filminin temelindeki şeytan tarafından ele geçirilmeye kadar uzanan çocukluk korkuları hakkında röportajlar yapıyor. Bunların arasında genç bir kızken 2000 yılında kendini korumak için tuğladan bir sığınak inşa eden bir kadın ve gençliğinde 11 Eylül için kendini suçlayan bir adam da bulunuyor.

Filmin en etkili anlarından bazıları, pandemi sırasında korktukları şeyler hakkında çocuklarla yapılan röportajlar sırasında ortaya çıkıyor. Kızıl saçlı küçük bir çocuk, arka planında deniz ve gökyüzü, bir kayanın üzerinde oturuyor, pandemi korkusu sorulduğunda gözleri doluyor. Kız kardeşini gösterip yanında sessizce başını sallayarak “Ruth’a bulaştırabilirdim.” diyor. “Ondan anneme, babama, büyükbabama bulaşabilirdi ve bu da onu öldürebilirdi.” Başka bir çekimde iki kız, saçları ciddi bir iş için arkada atkuyruğu yapılmış, açık pencerelerde oturmuş bize bakıyor. Biri, “Bu çoğunlukla iyi bir haber değildir.” diyor, ancak “Bir zamanlar ölüm yoktu ve hepimiz gerçekten mutluyduk.” diye hatırlıyor. “Kapana kısıldım.” diyor başka bir çocuk. “Kaçış yolu yok.”

Korku, mantığa nadiren kulak verir ama dikkatimizi gerektiren acil, gerçekten ürkütücü krizler vardır ve bu dikkatin özelliği önem taşır. For Emergency Use Only, bizi neyin korkuttuğuna dair daha iyi sohbetler için alan yaratıyor ve bizi, kaygıdan kaçmak için korkuyu can alıcı bir noktaya özümleme dürtüsüne direnmeye zorluyor. Collins, filmi yapmak için kısmen Greta Thunberg’in ve iklim krizine karşı harekete geçilmesini talep eden dokuz ve on yaşındaki diğer aktivistlerin görüntülerinden ilham aldı. Koronavirüs, nükleer kirlilik ve iklim değişikliği gibi felaketler kendiliğinden ortadan kalkmayacaktır. Pandemi müdahalesinde olduğu gibi sonuncuyla beraber retorik, muhtemelen dünyadaki haklarından en çok mahrum bırakılmış grup olan çocukların hepimizi güvende tutmaktan sorumlu olduğudur. Collins, “Bazı yönlerden çocukların korkuları daha öğretici olabilir,” diye belirtti. “Onların korkuları, hayal ettiğimizden daha alakalı olabilir.” Çocukların dürüstlüğü, “… hiç düşünmediğimiz sorunları ortaya çıkarabilir –düşünme şeklimizi sorgulamamızı sağlarlar. Sadece ‘Neden korkuyorsun?’ diye sorarak elde edeceğin bir açık sözlülük bulunur.”

Yazar: Tana Wojczuk

Kaynak: The New Yorker

Çeviren: Müge Ulubel

Düzenleyen: Sude Özkan

Leave a comment