Bir grip 1872’de nasıl atları enfekte ederek ABD ekonomisini durdurdu

Bir grip 1872’de nasıl atları enfekte ederek ABD ekonomisini durdurdu

metin, eski, beyaz, grup içeren bir resim

Açıklama otomatik olarak oluşturulduHenry Bergh (silindir şapkalı) tıklım tıklım olan bir at arabasını durduruyor, Harper’s Weekly, 21 Eylül 1872. (Library of Congress)

1872’de genç ulus sanayileştikçe ve batıya doğru genişledikçe ABD ekonomisi büyüyordu. Daha sonra sonbaharda ani bir şok ekonomik ve sosyal yaşantıyı kötürüm bıraktı. Bu bir tür enerji kriziydi ama fosil yakıt kıtlığı değildi. Bundan ziyade, sebep atlar ve katırlar arasında Kanada’dan Orta Amerika’ya yayılan bir virüstü.

Atlar yüzyıllar boyunca şehirleri inşa etmek ve işletmek için gerekli enerjiyi sağlamaktaydı. Şu an at gribi bu ortaklığın ne kadar önemli olduğunu ortaya çıkarmıştır. Enfekte atlar çalışmayı bıraktığında onlarsız hiçbir şey işe yaramadı. Pandemi, bugün gaz pompalarının bitip tükenmesiyle ya da elektrik şebekesinin çökmesiyle olabileceklere kıyasla sosyal ve ekonomik bir felce sebep olmuştu.

Birçok insanın, atları umut verici yeni buhar ve elektrik teknolojileriyle değiştirmeyi iple çektiği bir çağda at gribi, bu hayvanlara olan borçlarını hatırlattı. Yeni kitabımda gösterdiğim gibi, Kendi Türüne İhanet Eden: Henry Bergh ve Hayvan Hakları Hareketinin Doğuşu, bu hesaplaşma yeni doğmakta olan ancak kırılgan bir reform hareketini ateşledi: Hayvan zulmünü sona erdirme savaşı.

Birdenbire ‘atsız’ kalan bir dünya

At gribi ilk olarak Eylül’ün sonunda Toronto’nun dışında otlayan atlarda ortaya çıktı. Birkaç gün içinde şehrin kalabalık ahırlarındaki çoğu hayvan virüse yakalandı. ABD hükümeti Kanada atlarını yasaklamaya çalıştı ama çok geç kaldı. Bir ay içerisinde sınır kasabalar enfekte oldu ve “Kanada at hastalığı” (Canadian horse disease) bir Kuzey Amerika salgını haline geldi. Virüs aralık ayına kadar ABD Körfez Kıyısına ulaştı ve 1873’ün başlarında Batı Kıyısı şehirlerinde salgınlar meydana geldi.

Gribin semptomları belirgindi. Atlarda hırıltılı bir öksürük ve ateş baş gösterdi; kulakları sarkıktı, sendelediler ve bazen yorgunluktan düştüler. Bir tahmine göre, bu hastalık Kuzey Amerika’da yaklaşık 8 milyon atın %2’sinin ölümüne sebep oldu. Çok daha fazla hayvan, geçmesi haftalar süren semptomlardan mustarip oldular.

Bu zamanlarda hastalık yapıcı mikrop teorisi hala tartışmalıydı ve bilim insanları virüsleri tespit etmekten 20 yıl uzaktaydı. At sahiplerinin enfeksiyonu defetmek için birkaç işe yarar seçeneği vardı. Ahırlarını dezenfekte ediyor, hayvanların beslenme kalitesini artırıyor ve onları yeni battaniyelerle örtüyorlardı. Chicago Tribune’da bir şarlatan, ulusun birçok istismar edilmiş ve aşırı derecede çalıştırılmış atının bu ani nezaket patlaması sebebiyle şoktan ölmek zorunda kaldığını yazdı. Veteriner bakımının hala ilkel olduğu bir zamanda, diğerleri daha şüpheli ilaçları desteklediler: cin ve zencefil, arsenik tentürleri ve hatta ve hatta nadiren de olsa inanç şifası.

metin, bina, açık hava, kişi içeren bir resim

Açıklama otomatik olarak oluşturuldu

At gribi salgını esnasında Boston’da tramvay çeken kondüktör ve yolcular. (Getty Images)

19. yüzyıl boyunca Amerika’nın kalabalık şehirleri kolera, dizanteri, sarıhumma gibi ölümcül hastalık salgınlarından sık sık muzdarip oldular. Birçok insan at gribinin insanlara bulaşacağından korkuyordu. Bunun hiçbir zaman gerçekleşmemesine rağmen milyonlarca atı ekonomiden çıkarmak başka bir tehdide sebebiyet verdi: Hastalık, tam da kış yaklaşırken şehirleri hayati besin ve yakıt kaynaklarından mahrum bıraktı.

Atlar madenlerden kömür getiremeyecek, ekinleri pazarlara sürükleyemeyecek ya da hammaddeleri sanayi merkezlerine taşıyamayacak kadar hastalardı. “Kömür kıtlığı” korkusu, yakıt fiyatlarının fırlamasına neden oldu. Ürünler rıhtımlarda çürüdü. Trenler teslim edilmeyen mallarla dolu depoların olduğu bazı şehirlerde durmayı reddederdi. Ekonomi kesin bir duraklama dönemine girmişti.

Hayat her yönüyle bozulmuştu. Barlar bira teslimatı olmadığından battı ve postacılar postaları taşımakta “el arabası ekspresine” bel bağladı. Yürüyerek seyahat etmek zorunda kaldıklarından düğünlere ve cenazelere daha az insan katılırdı. Çaresiz şirketler yük arabalarını pazara çekmeleri için insan ekipleri kiralardı.

En kötüsü de itfaiyeciler artık ağır pompa vagonlarını çekmeleri için atlara güvenemiyorlardı. 9 Kasım 1872’de itfaiyeciler olay yerine yaya olarak ulaşmada yavaş kaldıklarında, Boston merkezinin çoğunu feci bir yangın sarmıştı. Bir editörün belirttiği gibi, virüs herkese, atların yalnızca özel mülkiyet olmadığını aynı zamanda “büyük sosyal makinemizin tekerlekleri olduğunu ve bunun durmasının tüm sınıf ve insan koşullarının büyük ölçüde yaralaması anlamına geldiğini” gösterdi.

metin, açık hava, eski, seçkin içeren bir resim

Açıklama otomatik olarak oluşturuldu

9 Kasım 1872 yangını sonrası Boston merkezindeki harabeler. (NYPL)

Henry Bergh ’ün nezaket savaşı

Tabii ki, grip en çok atları yaraladı -özellikle de çaresiz veya duygusuz sahipler, onları hayvanları sık sık öldüren hastalıkları boyunca çalışmaya zorladıklarında. Ateşli atlar sokaklarda öksürerek, sendeleyerek dolaşırken, bu yorulmak bilmeyen hizmetkârların kısa, acımasız hayatlar yaşadıkları aşikârdı. The Nation’ın editörü E.L. Godkin, onların muamelesini “medeniyet için bir utanç… karanlık çağlara layık” olarak nitelendirdi.

Henry Bergh, ulusun kendini bu davaya adayan ilk organizasyonu olan Hayvanlara Zulmün Bitmesi İçin Amerikan Toplumu’nu kurduğu tarih olan 1866’dan beri bu argümanı ileri sürüyordu. Bergh, yetişkin yaşamının çoğunu büyük bir mirasla desteklenmiş bir oyun yazarı olarak başarısız bir kariyerin peşinde koşarak geçirdi. Doğru mesleğini 53’ünde buldu.

Hayvan sevgisinden çok insan zulmüne karşı duyduğu nefretle motive olarak, servetini, bağlantılarını ve edebi yeteneklerini, ulusun ilk modern zulüm karşıtı yasasını geçirmek için New York Yasama Meclisinde lobi yapmak için kullandı. Bu yasayla polise yetki verilen Bergh ve rozet takan diğer ajan arkadaşları hayvanları önlenebilir acıdan korumak için New York City sokaklarını dolaştılar.

Birçok gözlemci hayvanların yasal korumadan yararlanmaları gerektiği önerisiyle alay ettiler ama Bergh ve dostları her canlının istismar edilmeme hakkı olduğu konusunda ısrar ettiler. Ülke çapında binlerce kadın ve adam benzer yasalardan geçerek ve SPCA’in dallarını kurarak Bergh’in yolundan gitti. Bu mücadele insanların diğer türlere neler borçlu oldukları konusunda geniş bir kamuoyu tartışması başlattı.

metin, kitap içeren bir resim

Açıklama otomatik olarak oluşturuldu

Henry Bergh’i tasvir eden koleksiyon kartı, yaklaşık olarak 1870-1900. (Connecticut Digital Archive/Wikipedia)

At gribi şiddetlenirken Bergh, New York City’deki önemli kavşaklara yerleşti ve onları çeken hayvanları hastalık belirtileri açısından incelemek için vagonları ve atlı arabaları durdurdu. Uzun boylu ve aristokrat Bergh kusursuz bir şekilde giyinirdi, genellikle silindir şapka takar, eline gümüş bir baston alırdı; uzun yüzünü sarkık bir bıyıkla çerçeveliyordu. Hasta atları çalıştırmanın tehlikeli ve acımasız olduğunu düşünerek birçok ekibin ahırlarına dönmelerini emretti ve ara ara sürücülerini mahkemeye gönderdi.

Huysuz yolcular yürümek zorunda kalırken trafik tıkandı. Taşıma şirketleri Bergh’i dava etmekle tehdit etti. Eleştirmenler onunla insanlardan çok hayvanlarla ilgilenen yanlış yönlendirilmiş hayvansever diyerek alay ettiler ama çok daha fazla insan onun yaptığı işi takdir ediyordu. At gribinin tahribatı arasında, Bergh’ün davası o ana dek sürdü.

çayır, açık hava, ağaç, ev içeren bir resim

Açıklama otomatik olarak oluşturuldu

Henry Bergh’in Green-Wood Mezarlığındaki türbesi, Brooklyn, New York. (Rhododendrites/Wikipedia, CC BY-SA)

Atların hakları

Salgın, en karanlık saatinde pek çok Amerikalının, bildikleri dünyanın bir daha düzelip düzelmeyeceğini veya atlarla insanlar arasındaki eski bağın gizemli bir hastalık tarafından sonsuza dek koparılıp koparılamayacağını merak etmesine neden oldu. Ancak hastalık seyrini sürdürürken salgın tarafından susturulan şehirler yavaş yavaş toparlandı. Pazarlar tekrar açıldı, navlun depoları birikmiş teslimatları ortadan kaldırdı ve atlar işe geri döndü.

Yine de bu şok edici olayın etkisi uzadı ve birçok Amerikalıyı hayvanlara eziyet sorunu hakkında radikal yeni argümanlar düşünmeye zorladı. Nihayetinde elektrikli arabaların ve içten yanmalı motorun icadı, beygir gücüyle çalışan şehirlerin ahlaki zorluklarını çözdü.

Bu arada, Bergh’in hareketi Amerikalılara, atların duygusuz makineler değil, acı çekebilen ve yasanın korumasını hak eden savunmasız yaratıklar olduğunu ve ayrıca modern şehri inşa etme ve yönetme ortakları olduğunu hatırlattı.

Yazar: Ernest Freeberg

Kaynak: The Conversation

Çeviren: Halil Ayelan

Düzenleyen: Sude Özkan

Leave a comment