Bilim kurgu sadece süper güçleri olan bilim insanları, askerler ve halklarla ilgili değil. Aynı zamanda günlük hayatın kahramanlarıyla, işçi sınıfıyla -kendi dünyalarında bir fark yaratmak için savaşan insanlarla- da ilgili.

Aslında bilim kurgunun en iyi yanlarından biri onun eşitlik ve iş yerinde kendini ifade hakkı için verilen mücadelelerin de dahil olduğu, kendi hayatımızın sosyal ve politik meselelerini de ele almasıdır. Bugün tam da bu yüzden en sevdiğimiz işçi sınıfı kahramanlarından beş tanesini sayarak onları onurlandırmak istedik. (Aslında içlerinden biri tam olarak bilim kurgu sayılmaz ama yine de sevdiklerimizden biri.)

Tabii ki hepsini listemize ve videomuza sığdıramadık; mesela Ripley, sert uzaylı avcımız ya da Rom, Star Trek: Deep Space Nine’da uzay istasyonunda bir birlik kuran, Quark’ın kardeşi. Bu arada en sevdiğiniz işçi sınıfı kahramanları hakkında yorum bırakmayı unutmayın. Hadi, şimdi gündelik hayattaki insanların havada, yerde ya da tam yanı başınızda yaptıkları işleri kutlayalım.

1-Maria, Metropolis(1927)

Fritz Lang’ın, 20’lerin sonundan, sessiz Alman filmi Metropolis ve başkahramanı Maria’dan bahsetmeden işçi sınıfı kahramanları hakkında konuşamayız. Film, sınıf hiyerarşisinin olduğu distopik bir gelecekte geçiyor. John Frederson ve oğlu Freder yönetici elit kesimden, Maria ise şehrin tekinsiz bölgelerinde çalışanlardan.

 Film boyunca Maria işçi haklarının ve çalışma koşullarının iyileştirilmesinin en önemli savunucusu konumunda. Hatta işçilerin durumunu iyileştirebilmek için Freder’i, kendi babası da dahil olmak üzere üst sınıflara karşı çıkmaya teşvik eder. Acımasız bir cevap olarak Frederson, Maria’nın işçiler arasındaki itibarını zedelemek ve olası bir isyanı engellemek için Maria’ya benzeyen bir robotu görevlendirir. Bütün bunlara rağmen, Freder herkesi birleştirmeyi başardığında çalışkan kahramanımızın kehaneti gerçekleşir.

2-Sam Bell, Ay (2009)

Duncan Jones’un Ay’ı son zamanların en beğenilenlerinden ve aynı zamanda bilim kurgunun bir insan-işçi kavramı ve makineleşmeyle olan ilişkisiyle nasıl oynayabileceğinin iyi bir örneğidir. Sam Rockwell, bir ay madenciliği görevinde otomatik bir uzay gemisindeki yalnız mürettebat üyesi Sam Bell’i oynuyor. Bir kazadan sonra, Sam kendi klonuyla karşılaşır. Gittikçe çözülen gizem gösterir ki sonuçta ikisi de orijinal Sam’in kopyalarıdır ve her biri görevini tamamlar tamamlamaz öldürülen geniş bir klon hattının parçası olurlar. Sam, çok da uzak olmayan bir gelecekte özgün yeteneklerimizin artık kullanılmaz olacağına ve daha becerikli makinelerin yerimizi alacağına dair korkumuza da değinmiş olur.

3-L3-37, Solo: A Star Wars Story

Star Wars hem duygusal varlıklar hem de köle işçiler olarak bilinen droidlere karmaşık bir bakış açısı sunar. Han Solo: Bir Star Wars Hikayesi’nden, droid hurdalarından kendi kendini inşa etmiş bir pilot droid olan L3-37’de görebiliriz bunu.

Phoebe Waller-Bridge’in oynadığı L3-37’nin tek gayesi droid haklarını savunmaktır; kendisi gibi droidler, canlı olanlarla aynı haklara sahip olmalıdır. L3-37 mekanik zekayı ezen sistemi yıkmak istedi ve droidlerin kendi kaderlerine karar verebilecekleri bir dünya hayal etti. 

“İnsan üstünlüğü” nü yıkmayı başaramamış olsa bile, kendi hayatı pahasına Han ve arkadaşlarının Kessel gezegeninden kaçmalarına yardım ederek bir robot devrimi başlatmayı başardı ve Millennium Falcon’un bir parçası haline geldi.

4-Naomi Nagata, Enginlik (2016- )

Naomi Nagata asteroid kuşağındaki bir grup maden işçisinden biri, bir Kuşaklıdır. Geçmişini tam olarak bilmiyoruz ancak ezilmiş bir sınıfa ait olmasının bugün güçlü bir karaktere sahip olmasına ve her zaman toplumda ezilmiş insanların tarafını tutan, kendi kendini yetiştirmiş bir mühendis olmasına katkıda bulunduğunu söyleyebiliriz. Önümüzdeki sezon, 4. Sezon, James S. A. Corey’in kitabı Cibola Burn’ün bir uyarlaması. Bu da demek oluyor ki işçi haklarını içeren meseleleri daha fazla görüyor olacağız.

5-Retsuko, Aggretsuko (2018- )

Retsuko bize hiç de yabancı olmayan iş hayatının sorunlarıyla – ağır iş yükü, kadın düşmanı bir patron, pasif-agresif iş arkadaşları – uğraşan genç bir ofis çalışanı. Fakat kahramanımız kabaran öfkesine rağmen ofiste cana yakın ve samimi. Ofisin dışı ise farklı bir hikaye.

Hangimiz yılgınlığımızı şarkılarla ifade etmedik ki? Retsuko kapitalist bir sistemde çalışmanın kötülüklerinin hıncını almak için heavy metal karaokeyi kullanıyor. Bu agresif kahraman, moral bozucu bir ortamda çalışmanın duygusal yükünü taşırken; iş yerinde hissettiği baskıya karşı direkt bir eyleme geçemediği için bizlere de oldukça tanıdık gelen bir bakış açısı sunuyor.

Yani,ister bir Kuşaklı, ofis çalışanı ya da devrime öncülük eden kişi ol, İnsan – ya da robot – Halkı için İktidar gibisi yok.

 

Yazar: Beth Elderkin, Myra Iqbal, Vincent Tremblay

Çevirmen: İlknur Akıca

Kaynak: Gizmodo