Beyniniz duyguları nasıl işliyor? Cevabı yalnızlık salgınının giderilmesine yardımcı olabilir

Beyniniz duyguları nasıl işliyor? Cevabı yalnızlık salgınının giderilmesine yardımcı olabilir

Son on yılda yapılan araştırmalar, yalnızlığın sağlık üzerinde önemli bir belirleyici etken olduğunu göstermiştir. Yalnızlık, fiziksel ve zihinsel sağlık riskleriyle ve artan ölüm oranıyla ilişkilidir. Ayrıca önceki araştırmalar aklın, yalnızlığa karşı koruyucu bir faktör olabileceğini gösteriyor. Yalnızlık ve akıl arasındaki bu ters ilişki beynin farklı işleyişine dayanıyor olabilir.

5 Mart 2021’de Cerebral Cortex’in internet basımında Kaliforniya Üniversitesi San Diego Tıp Fakültesi araştırmacılarının beynin belli bölgelerinin yalnızlık ve akılla ilgili duygusal uyaranlara karşıt yanıtlar verdiğini tespit ettiklerine dair bir çalışma yayımlandı.

Çalışmanın kıdemli yazarı, NEATLabs direktörü ve UC San Diego Tıp Fakültesi Psikiyatri Bölümünde yardımcı Doçent Jyoti Mishra, “Yalnızlığın ve aklın duygusal ön yargılarla nasıl ilişkili olduğunu, çeşitli olumlu ve olumsuz duygulara nasıl karşılık verdiğimizi merak ediyorduk.” dedi.

“Çalışma 18-85 yaş aralığında 147 katılımcıyı kapsıyordu. Denekler, arka planda farklı duygulara sahip yüzler sunulurken bir okun nereyi gösterdiğini belirleyecekleri basit bir bilişsel görevi yerine getirdi.”

“Öfke uyandıran yüzler dikkat dağıtıcı olarak gösterildiğinde, yalnız bireylerin basit bilişsel tepkilerinin önemli ölçüde yavaşladığını gördük. Bu gösteriyor ki yalnız bireyler kızgın yüzler gibi tehditkâr uyaranlara karşı daha dikkatliler. Öte yandan, akıl açısından ise, gösterilen mutlu yüzlerden sonra verilen tepkinin hızına bakılırsa aralarında pozitif bir ilişki vardı. Özellikle empati gibi daha akıllıca davranışlar sergileyen bireyler mutlu uyaranların varlığında daha hızlı yanıtlar veriyordu.”

Elektroensefalografi (EEG) tabanlı beyin kayıtları, beynin temporoparyetal bağlantı (TPJ) olarak adlandırılan ve zihin kuramını ya da empati ve başkalarını anlama kapasitesini işlemek için önemli olan bölgesinin daha yalnız bireylerde ve daha akıllı bireylerde farklı şekilde aktif olduğunu gösterdi. Çalışma, bu bölgenin daha yalnız insanlar için öfkeli duyguların varlığında daha aktif olduğunu ve daha akıllı insanlar için ise mutlu duyguların varlığında daha aktif olduğunu gösterdi.

Araştırmacılar ayrıca, empati gibi sosyal özelliklerden sorumlu olan beynin sol izolasyonundaki artan mutlu duygu odaklı aktivite ile aklın önemli ölçüde ilişkili olduğunu belirtirken, dikkat dağıtmada önemli olan sol üst parietal kortekstte ise daha yalnız bireyler için tehdit edici uyaranlara karşı daha büyük bir aktivite olduğunu belirttiler.

Çalışma yazarı olan Sağlıklı Yaşlanma Merkezi kıdemli Dekan yardımcısı ve UC San Diego Tıp Fakültesi Psikiyatri ve Nörolojik Bilimler Seçkin Profesörü Dr. Dilip V. Jeste, “Bu çalışma önceki klinik çalışmalarımızda bulduğumuz yalnızlık ve akıl arasındaki karşıt ilişkinin en azından kısmen nörobiyoloji ile bütünleşmiş olduğunu ve bunun sadece öznel ön yargıların bir sonucu olmadığını gösteriyor.” dedi.

Mishra, “Bu bulgular bireylerin zihinsel ve fiziksel sağlığıyla ilişkili çünkü bize daha yalnız ya da daha akıllı insanların bilgiyi nasıl işlediğiyle alakalı objektif bir nörobiyolojik bakış açısı sağlıyorlar. Beyinde ölçebileceğimiz biyolojik işaretlere sahip olmak etkili tedaviler geliştirmemize yardımcı olabilir. Belki de ‘Bir insanı daha akıllı veya daha az yalnız yapabilir misin?’ sorusunun cevaplanmasına yardımcı olabiliriz. Cevap yalnızlık risklerini azaltmaya yardımcı olabilir.” dedi.

Yazarlar, sonraki adımın uzun süreli ve deneysel bir araştırma içerdiğini söylüyor.

Mishra, “Sonuç olarak, kanıta dayalı bilişsel beyin belirteçlerinin gelecekte yalnızlık salgınının giderilmesine yardımcı olabilecek daha iyi bir sağlık hizmetini geliştirmede önemli rol oynayacağını düşünüyoruz.” dedi.

Ortak Yazarlar: Gillian Grennan, Pragathi Priyadharsini Balasubramani, Fahad Alim, Mariam Zafar-Khan ve VS San Diego Sağlık Sistemi’nden Ellen Lee.

Kaynak: ScienceBlog

Çeviren: Büşra Türk

Düzenleyen: Rumeysa Dilber

Leave a comment