Batı müziği tarihi: Batı müziği evriminin altı klasik aşaması

Batı müziği tarihi: Batı müziği evriminin altı klasik aşaması

metin, metre, makbuz, belge içeren bir resim

Açıklama otomatik olarak oluşturuldu

Müzik, kadim zamanlardan beri insan kültürünün bir parçası olmuştur. Bununla birlikte Batı uygarlığının müzik tarihi tartışılırken normalde altı farklı dönemden bahsedilir. Bunlar: Halk ve Orta Çağ Kilisesi Dönemi, Rönesans Dönemi, Barok Dönemi, Klasik Dönem, Romantik Dönem ve sonuncu ama bir o a kadar da önemli, 1800 ve 1900´leri ya da bilinen söylemiyle 19. ve 20. yüzyılları kapsayan Modern Klasik Dönem’dir

Bu makalede her döneme göz atacağız. Dönem aralığı tam anlamıyla belirgin olmamakla birlikte sanatsal eğilimler arasında her zaman biraz zamansal örtüşme vardır; ancak müzik evriminin her aşaması, sanatsal tercihler ve belirli besteleme tekniklerin kullanılmasıyla geniş bir ölçüde tanımlanabilir.

Halk ve Orta Çağ Kilisesi Dönemi (MS 500 – MS 1400)

Elimizde Antik Çağ’ın herhangi bir resmî müzikal tekniği hakkında bize bilgi verebilecek çok fazla kanıt bulunmuyor. Müziğin o zamanlar kulağa nasıl geldiğini hemen hemen tam olarak aktaran hayatta kalmış yazılı notalar, ancak daha sonraki “Orta Çağ Kilisesi Dönemi”ne aittir.

Kilise orta çağda sadece okuryazarlığın ve öğrenimin merkezi olmamakla birlikte aynı zamanda, elbette müziği de içine alan, sanatsal ve yaratıcı uğraşıların da koruyucusuydu. Bu zaman aralığından bildiklerimizin çoğu Tanrı´yı ve dinî ritüelleri övmek adına yazılmış ve uygulanmış kutsal müziktir.

800 ve 900´lü yıllarda Roma Katolik Kilisesi´nde gelişmiş, tipik olarak keşişler tarafından söylenen, yalnız, eşlik edilmeyen bir melodi çizgisinde ilerleyen ve sade bir şarkı olan Gregorian İlahisi, Orta Çağ kilisesi müziğinin en ünlü örneğidir. Yine bu zaman aralığında gelişmiş olan polifoni (çok seslilik), oldukça benzer, ancak birden fazla melodik dizeyi kullanan bir tekniktir. Avrupa “polifonik ilahisi” çoklu ezgilerin en eski harmonisinden olan melizmatik organumdan doğdu. Léonin ve Pérotin gibi 1100´lerde aktif olan besteciler, bu ilahiye üçüncü ve dördüncü bir ses eklediler.

1200´lerde polifonik ilahiye dayalı olan tenor, besteciler tekniği keşfetmeye devam ettikçe daha da gelişti ve bu tenor kutsal metinlerin altına gizlenerek değişti, parçalara ayrıldı, seküler tonların altına gizlendi. Aşk şiirleri mecazi bir şekilde dinî metinlerin içinde okundu ve bu metinler bilinen halk ezgilerinin içine yerleştirildi.

Halk ve Orta Çağ Kilisesi müziğinin hayatta kalmış en eski müzik parçası 1240´da yazılmıştır. “Sumer is icumen in” olarak bilinen bu müzik parçası “Yaz geldi” ya da “Yaz ulaştı” anlamına gelir, “rota” ya da “round” olarak adlandırılan birkaç ses için (bu durumda altı) etkili bir biçimde “canon” oluşturan bir İngiliz şarkısıdır. “Sumer is icumen in” tarafından sağlanan yaz kutlaması, “reverdie” (yeniden yeşillendirme olarak çevrilebilir) olarak bilinen Fransız şiir türündeki baharın kutlamasına benzer.

Orta Çağ ozanlarının ellerinde tasvir edildiği sıklıkla görülebilen lavta, çoğu kişi tarafından orta çağ kilisesinin ikonik enstrümanı olarak kabul edilir. Yan flüt ve blok flüt gibi basit üflemeli enstrümanlara ek olarak, arp ve lir gibi diğer telli çalgılar da özellikle Hristiyan olmayan Kuzeybatı Avrupa bölgelerinde popülerdi. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde org kilise müziğinde belirgindi.

Bu döneme ait çoğu müzik metinleri yazarlarından bahsetmez bile ama aralarında Francesco Landini ve Hildegard Von Bingen olan birkaç ünlü besteciyi tanıyoruz.

Rönesans Dönemi (MS 1400 – MS 1600)

Rönesans bestecileri, daha çok armoni ve polifoni dahil ederek orta çağ müziğini genişlettiler. Odak noktası hâlâ dinî müzik olmasına rağmen bazı besteciler baladlar ve madrigaller gibi seküler biçimler benimsediler.

Özellikle a capella için, Rönesans Dönemi koro müziğinin altın çağıydı. Trompet ve davul/bateri gibi enstrümanlar, müzik parçalarında daha fazla yer aldı. Modern piyanonun atası, tuşlu bir enstrüman olan klavsen de bu zamanda ön plana çıktı. Ayrıca müzikal topluluk parçalarında ritim enstrümanı olarak kullanılan küçük gitarların da ortaya çıkışını gördük.

Bir fark yaratan sadece müzikal alandaki teknoloji değildi. Müzikal fikirlerin yayılmasında ve gelecek nesiller için bestelerin korunmasında matbaanın icadı da önemliydi. Rönesans Dönemi’nin sonuna doğru, minör ve majör gamların düzenlenmesiyle müzik teorisi gelişti ve karışık bir hal aldı. Belli bir perdede söylenen müzikal konseptler daha belirgin hale geldi. Bu durum diğer dönemler boyunca da devam etti.

Barok Dönemi (MS 1600 – MS 1750)

Avrupa barok hareketi, karışık, girift düzenlemelerle eş anlamlı hale geldi. Hatta barok terimi, ilk başta oldukça şımarık ya da gereksiz anlamında bir hakaret olarak müziğe uygulandı.

Müzik sanatı, vokal odaklı parçalardan uzaklaştı. Çoğu tanıdık olan orkestra, opera, konçerto, sonat ve kantat gibi enstrümantal türler ortaya çıktı. Bu eserler, Seçkin kesim tarafından dinî bir faaliyet yerine seküler eğlence şeklinde deneyimleniyordu. Yeni enstrümanlar icat edildi. Obua, fagot ve kontrbas gibi enstrümanlar ortaya çıktı. Yaylı çalgılar ailesi keman, viyola ve çello ile güçlendirildi. Trampet ve timbal gibi daha güçlü vurmalı çalgılar; bu yeni, karmaşık, dramatik müziğe daha fazla cazibe kattı.

Johann Sebastian Bach, George Frederick Handel ve Antonio Vivaldi gibi Barok bestecileri tüm zamanların en iyileri arasında kabul edilir. Bu sanatçılar, klasik müziğe geçişte uygun temeli oluşturdular.

Klasik Dönem (MS 1750 – MS 1820)

“Klasik müzik” terimi, bütün Batı aristokrasi kültürü müziğini (halk ve popüler müziğin aksine) daha geniş anlamda tanımlamak için kullanılır ama bu dönemin belirgin zaman aralığı 1750´lerden 1820´lerin başlarını kapsar. Bu döneme Klasik Müzik Dönemi gibi bir önem verilmesi şaşırtıcı değil çünkü bu dönem, gerçek sanat devleri olan Wolfang Amadeus Mozart, Ludwig Van Beethoven ve Franz Schubert gibi ünlü sanatçıların bulunduğu zamandır.

Klasik Dönem’in ortalarında, besteciler kesinlik ve netlik uğruna Barok’un aşırılıklarını dizginlediler. Altın çağını yaşayan orkestra daha büyük, güçlü ve popüler hale geldi. Piyano, ana tuşlu enstrüman olarak klavsenin yerini tamamen aldı.

Romantik Dönem (1820 – 1900)

Romantik Dönem tamamen gösterişli, heyecanlı, dram dolu yoğun duygular ile ilgiliydi. Orkestralar daha güçlü sesler icra etmek için genişledi. Halk konserleri ve operalar da müziği, orta sınıfa daha erişilebilir hale getirdi.

Romantik Dönem, ulusal müzik okullarının ortaya çıkmasına ve milli mitolojilerin, destanların tematik bir konu olarak ilgi duyulmasına tanık oldu. Frederic Chopin, Felix Mendelssohn, Robert Schumann, Franz Liszt, Johannes Brahms,Peter Ilyich Tchaikovsky, Richard Wagner ve Sergei Rachmaninoff gibi sanatçıların hepsi bu dönemin bir parçasıydı.

Modern Klasik Dönem (1900 – günümüz)

İşte işlerin değişmeye başladığı yer… Popüler müzik türlerinin yükselişinin klasik müziği tarihe gömdüğünü düşünebilirsiniz ama bu gerçeklerden çok uzak olurdu. Teknolojinin gelişimi ve müzik eğitiminin erişilebilirliği, klasik müziğin her zamankinden daha hızlı bir oranda evrimleşmesini ve çeşitlenmesini sağlıyor.

1900´ler ve 2000´ler; izlenimci, dışavurumcu, modern, postmodern, minimalist, yeni karmaşıklık ve çağdaş klasik müzik gibi çeşitli ve zıt türlerin ortaya çıkmasına tanık oldu. Igor Stravinsky, Claude Debussy ve Arnold Schoenberg 1900´lerin önde gelen bestecileridir; ancak sahnede çok daha fazla etkili sanatçı var. Müzikal gelişimi birbirine bağlayan ortak nokta, klasik müzikte artık bir şeyler yapmanın tek bir yolunun olmamasıdır. Müzikal dogmaların kısıtlamalarından kurtulmuş olan sanatçılar yeni türleri ve teknikleri denerler: atonal müzik, elektronik müzik… akıllarına ne gelirse. Geçmişten gelen ilhamlar yeni bir yolla yeniden canlandırılabilir. Orta Çağ, Rönesans ve romantik müzik bestelerinin tümü yeniden işlenmiştir.

Modern klasik müzik, müzik listelerine hâkim olmasa bile hâlâ en dinamik döneminde olabilir çünkü biz geçmişe olan bağımızı unutmadık. Bin yılı aşkın bir müzikal süreçten sonra bile değeri eskimeyen klasik parçalar ruhumuza dokunuyor ve yeni jenerasyonları etkilemeye devam ediyor.

Çeviren: Esra Tohumluk

Düzenleyen: Sude Özkan

Kaynak: Legendo Entertainment

Leave a comment