Batı Afrika’da Fotoğrafçılığın Erken Tarihi

Batı Afrika’da Fotoğrafçılığın Erken Tarihi

Diğer ortamlardan farklı olarak, fotoğrafçılık neredeyse dünyanın her yerinde aynı anda benimsendi. François Arago’nun Fransız Milletvekilleri Odasında fotoğrafı icat etmesinden 10 ay sonra Fransız ve İsviçreli sanatçılar Mısır’ın muhteşem anıtlarını kameralarıyla belgelemeye başladıklarında, ilk dagerreyotipler* Afrika kıtasına ulaşmıştı. Batı Afrika’da Fransız Louis Bouët ve Jules Iter gibi kaşifler ve hükumet yetkilileri, 1840’ların başlarında Atlantik kıyılarında seyahat ederken bu teknolojiyi ilk kullananlar arasındaydı. Bununla birlikte eğer fotoğrafın icadı, bölgedeki sömürge imparatorluklarının konsolidasyonu ile aynı zamana denk geldiyse, bu araç Avrupalıların tekeli değildi.

Afrikalı patronlar ve girişimciler, yerel ve kültürel mübadele ağları aracılığıyla dolaşan ve gelişen yeni teknolojiyi hızla aldılar. Fotoğrafçılar, müşteriler ve görüntüler hem ulusal hem de etnik sınırları aşarak yayıldılar. İlk stüdyolar bir şehir merkezinden diğerine hareket eden, gezici gibi çalışan profesyonel fotoğrafçılar tarafından kurulan geçici stüdyolardı. Amerika’nın siyahi vatandaşlara karşı tutumundan dolayı hayal kırıklığına uğrayan Afrika kökenli Amerikalı Augustus Washington (1820-1875), 1853’te Monrovia’nın başkentinde açtığı ilk stüdyosunu Liberya’ya taşıdı. Biz ise Afrika’nın başkentlerini ziyaret ederken Washington’ın yolculuğunu yerel gazetelere verdiği reklamlar sayesinde takip edebildik ve bunun ardından Washington Senegal’e geldi ve ülkenin en eski stüdyosunu açtı. 1870’lere gelindiğinde Sierra Leone’li Francis W. Joaque ve Gambiya John Parkers Decker gibi bir dizi fotoğrafçı hem Avrupalı hem Afrikalı müşteriler için çalıştılar.

George Lutterodt, 1876’da oğlu Albert ile günümüzde Gana olarak bilinen Accra’da bir iş yeri açan öncülerimizdendir. 1880’lerin başlarına tarihlenen Met koleksiyonundaki en eski portrelerden birinde Lutterodt, merkezi bakıcının inceliğini ve üstünlüğünü sağlamak için sahnelemeyi dikkatlice düzenler. Lutterodt yalnızca kozmopolit patronlarına hizmet etmekle kalmamış aynı zamanda yerel çıraklarla çalışmış ve onları eğitmiştir. Çalıştığı çıraklardan biri olan Alex Agbaglo Acolatse (1880-1975), komşu ülke Togo’da 1900 yılı civarında kendi işini kurmuştur. Lutterodt gibi, üst sınıfın portrelerinde ustalaşmış ve Alman kolonisinin sosyal ve politik yaşamını belgelemiştir. Bir portrede Acolatse’nin otoportresinde olduğu gibi siyah takım elbise içinde poz veren iki bakıcı erkeğin pozunu yakalar. Fotoğrafta elleri ceplerinde ya da belinde durduğu varsayılan bakıcılar, onları Togolu seçkinlerinin üyeleri olarak gösteren aristokrat iç mekânı betimleyen bir fonun önünde duruyorlardı.

1900’lerin başında çoğu Batı Afrika başkentinde yerleşmiş stüdyolar vardı. Freetown Sierra Leone’de, Alphonso Lisk-Carew (1887-1969) 1903-1905 yılları arasında kardeşiyle bir stüdyo açtı. Geniş bir müşteri kitlesine hizmet ederek, resmi portreler, etkinlik fotoğrafçılığı ve ülkenin iç kesimlerinden görüntüler de olmak üzere kartpostal şeklinde dağıtılan çok çeşitli görüntüler ürettiler. Oturan genç kadınların ‘Bando Kızları’ ya da Sande olarak adlandırıldığı bir fotoğraf örneğinde genç kadınlar, uzun ağaçlar, lüks perdeler ve çökmekte olan mimari detaylarla boyanmış zeminin önünde simetrik bir düzenlemede poz veriyorlar. Genç kadınların uyumlu kıyafetleri Lisk-Crew’ın tasvir ettiği akrabalıklarını ve zengin kültürel mirasını ön plana çıkartmıştır.

Lisk-Carews’ın faaliyetlerinden dolayı 1900 ve 1920 yılları arasında kartpostallar Afrikalı, Avrupalı ve Güney Asyalı fotoğrafçıların denediği popüler bir yöntem haline geldi. Bunun yanı sıra François-Edmond Fortier (1862-1928), 1900 ve 1912 yılları arasında Fransız Batı Afrika’da çalışan en üretken Avrupalı fotoğrafçı olarak kabul edildi. Fortier çoğunlukta 1920’lerin başında yeniden basmaya ve yeniden yayımlamaya devam ettiği geniş kartpostal koleksiyonuyla tanınıyor. Bol miktarda etnografik sahne ve kurgulanmış tipler içeren eserleri, Batının egzotik ve ‘Öteki’ arzusuyla konuşmuştur. Bu nedenle Avrupa’da kolonide ve metropolde yaşayan Avrupalılar arasında popüler oldular. Ayrıca koleksiyoncuları arasında birkaç kartpostalına sahip olan ve eskizleri için ilham kaynağı olarak kullanan Pablo Picasso da vardı. Çoğu yabancı topluluğa hitap etmek için olsa da Fortier ara sıra üst sınıf insanların portrelerini üretti bunlardan en az bir tanesi bastırılıp dağıtıldı.

Son araştırmalar, kartpostal veya dolap baskı formunda dolaşan tüm portrelerin yalnızca dış tüketimle başa çıkmak için etnografik olduğu düşünülen senaryoyu karmaşıklaştırmıştır. Fotoğrafçıların genelde özel müşteriler tarafından yaptırılan portreleri, müşterilerin rızası olsun ya da olmasın kartpostallar gibi ticari formatlarda yeniden bastıklarına ve dağıttıklarına dair kanıtlar vardır. Fransız fotoğrafçı Louis Hostalier’e atfedilen bir görüntüde, iki kadın simetrik olarak arkalarında duran genç bir çocukla poz veriyor. Kartpostaldaki kişiler ‘Bir Wolof Tüccarının Eşleri ve Oğlu’ olarak adlandırılır; kına ile süslenmiş ve dizlerinin üstünde duruyordur. Bellerine sarılmış dikişe dayanıklı değerli çivit boyalı bezler onları Senegal’in tarihi başkenti Sain-Lous’in rafine zengin sakinleri olarak tanımlamamıza izin veriyor.

Kişisel portre (Tek fotoğraf) ve kamusal mal (Kartpostal) arasındaki çekişme sürpriz olmuş olsa da yeniden üretilme çalışmalarına rağmen onlar dünya çapında ilk günden bu yana fotoğraf tarihinin merkezinde yer almışlardır. Ticari faaliyet olarak ilerlemek isteyen stüdyolar sadece devamlı müşterilerine değil daha geniş bir kitleye hizmet etmek için yeni stratejiler aradılar. Bu stratejileri incelerken anlamları bulundukları duruma göre değişen portrelerin belirsizliğini hesaba katmaları gerekiyordu.

Batı Afrika fotoğrafçılığının ilk on yılı hakkında daha fazla araştırma yapılması, özellikle portre olmak üzere ilk çalışmaların popülaritesini arttırmıştır; bununla birlikte heykel gibi yerel sanatlar üzerine inşa edilen yeni sanat ortamları hem köklü portre uygulamasıyla örtüşüyor ve yeni estetik fikirler ortaya koyuyor. Sanat yapılarına, sanat türlerinin ve pozlarının seçimleri yakından incelendiğinde yerelleşmiş teknikler, yeni sanat ortamlarına özgü özellikleri gösteriyor. Yeni teknolojilerle yapılan bir deneyde yeni sanat ortamının eskisiyle örtüşmesinde fotoğrafçıların yanı sıra müşteriler de aktif bir rol oynuyor. Bu girişimcilerin, müşterilerin ve görüntülerin yayılması ile fotoğrafçılık Afrikalı tüketiciler, üreticiler ve müşteriler olarak dünya genelinin görsel görüşünde artışa sebep oldular.

Çevirmenin notu

Dagerotipi*: Dagerreyotipi, gümüş nitratla ışığa duyarlı hale getirilen bakır levhaların, camera obscura içinde 10 ila 20 dakika pozlanarak, cıva buharına tabi tutulup geliştirilmesiyle fotoğrafik görüntü elde etme yöntemidir.

Yazar: Giulia Paoletti

Kaynak: The Met

Çeviren: Hazal Göktaşlı

Düzenleyen: Elif Rana Yılmazlar

Leave a comment