Ayı

Ayı

Anton Chekhov

B. Roland Lewis’in “Contemporary One-act Plays” adlı kitabı “Charles Scribner’s Sons” yayınevi tarafından Chicago’da, 1922 yılında yayınlanmıştır.

Kişiler

HELENA IVANOVNA POPOV

(Genç, malikane sahibi, dul bir kadın)

GRIGORI STEPANOVITCH SMIRNOV

(Mülk sahibi bir adam)

LUKA

(Bayan Popov’un hizmetlisi)

BAHÇIVAN

FAYTONCU

İŞÇİLER

Perde

Olay gün içinde gerçekleşir. Bayan Popov, evinde eksiksiz döşenmiş bir salonda, derin bir yas içinde, kanepede oturmuş, gözlerini ayırmadan bir fotoğrafa bakar. Luka da oradadır.

LUKA: Doğru değil bu, hanımım. Kendinizi yiyip bitiriyorsunuz! Hizmetçi ve aşçı böğürtlen aramaya gittiler; tüm canlılar hayatın zevkini çıkarıyor, kedi bile nasıl mutlu olacağını biliyor – avluda kayıyor, kuşları yakalıyor – ama siz kendinizi buraya, bir manastırdaymış gibi eve kapatıyorsunuz. Evet, cidden, düşününce bu evden bir yıl boyunca ayrılmadınız.

BAYAN POPOV: Ve asla da ayrılmayacağım – neden ayrılayım ki? Hayatım bitti. O mezarında yatıyor, ben de kendimi bu dört duvar arasına gömdüm. İkimiz de ölüyüz.

LUKA: Bak, yine aynı şey! Kulağa kötü geliyor, çünkü öyle! Nikolai Michailovitch öldü; Tanrı böyle istedi ve onu sonsuz huzura kavuşturdu. Buna üzüldünüz ve bitti. Şimdi buna son verme zamanı. İnsan sonsuza kadar ağlayıp yas tutamaz! Karım birkaç yıl önce öldü. Onun için üzüldüm. Bütün bir ay ağladım ve sonra bitti. İnsan sonsuza dek ağıtlar yakmak zorunda değil ki! Kocanızın değerinden fazlası olur bu.

(İç çeker.)

Tüm komşularınızı unuttunuz. Ne bir yere gidiyorsunuz ne de birini kabul ediyorsunuz. Bağışlayın ama zindanda gibi yaşıyoruz. Asla göremediğimiz güzel günışığı. Tüm kıyafetleri fareler kemiriyor – sanki dünyada daha hoş birileriyle karşılaşmayacakmışsınız gibi! Oysaki tüm mahalle beyefendilerle dolu. Alay Riblov’da[1] konuşlanmış – subaylar – tek kelimeyle harika! Birileri (!) yeteri kadar onları göremiyor. Tanrım, her Cuma bir balo ve her gün askeri müzik. Ah, canım, sevgili hanımım, böyle genç ve güzelken keşke ruhunuzun yaşamasına izin verseniz! Güzellik geçicidir. On yıl hemencecik bittiğinde, biraz dışarı çıkıp subaylarla görüşmek sizi mutlu edecek ama sonra çok geç olacak.

BAYAN POPOV:

(Kararlılıkla)

Lütfen bir daha böyle laflar etme. Sen de çok iyi biliyorsun ki Nikolai Michailovitch öldüğünden beri hayat benim için anlamsız. Sen benim yaşadığımı sanıyorsun ama dışarıdan öyle sadece. Anlıyor musun? Ah, keşke ölü ruhu onu nasıl sevdiğimi görebilse! Biliyorum, bunlar sana yabancı değil; bana karşı genellikle vicdansız, acımasızdı ve (…) sadık değildi ama ben ömür boyu sadık kalacağım ve ona nasıl sevebileceğimi kanıtlayacağım. Orada, ahirette, beni öldüğü zamanki gibi aynı bulacak.

LUKA: Bahçede yürüseniz ya da Tobby veya Welikan’ı tuzağa koşulmasını isteseniz ve komşuları ziyaret etseniz, ne var sanki?

BAYAN POPOV:

(Ağlayarak)

Oh!

LUKA: Hanımım, sevgili hanımım, ne oldu, Tanrı aşkına?

BAYAN POPOV: Tobby’yi öyle seviyordu ki! Onu her zaman Kortschaginlere veya Vlassovlara götürürdü. Ne harika bir biniciydi! Tüm gücüyle dizginleri çektiğinde ne kadar da hoş görünüyordu! Tobby, Tobby (…) ona bugün fazladan bir ölçü yulaf verin!

LUKA: Olur hanımım.

(Zil yüksek sesle çalar.)

BAYAN POPOV:

(İrkilerek)

Bu da kim? Kimseyi evde istemiyorum.

LUKA: Tabi hanımım.

(Avluya gider.)

BAYAN POPOV:

(Fotoğrafa gözünü dikerek)

Nasıl sevebileceğimi ve affedebileceğimi göreceksin Nikolai! Ben ölene kadar, perişan kalbim durana kadar aşkım sürecek.

(Gözyaşları akarken gülümser.)

Ve utanmıyor musun? İyi, doğru bir eş oldum; kendimi hapsettim ve ölene kadar sadık kalacağım ve sen, sen, sen kendinden utanmıyorsun, benim baş belam! Benimle kavga ettin, beni haftalarca yalnız bıraktın——

(Luka büyük bir heyecanla içeri girer.)

LUKA: Ya hanımım, birisi sizi soruyor, ısrarla sizi görmek istiyor.

BAYAN POPOV: Ona kocam öldüğünden beri kimseyi kabul etmediğimi söyledin mi?

LUKA: Söyledim, fakat dinlemiyor; acil bir mesele olduğunu söylüyor.

BAYAN POPOV: Kimseyi kabul etmiyorum!

LUKA: Bunu anlattım ama asi bir adam; ağzına geleni saydı, sonra da içeri girdi; şimdi bekleme salonunda.

BAYAN POPOV:

(Heyecanla)

İyi. Gösteririm ona. Saygısız…!

(Luka dışarı, avluya çıkar.)

BAYAN POPOV: Ne kaba insanlar bunlar! Benden ne isteyebilir? Huzurumu niye bozuyorlar?

(İç geçirir.)

Evet, belli ki manastıra girmem lazım. (Düşünceli bir şekilde) Tabii, manastır.

(Smirnov girer, ardından Luka gelir.)

SMIRNOV: (Luka’ya dönerek) Aptal, çok fazla gürültü yapıyorsun! Dangalaksın! (Bayan Popov’u fark ederek, kibarca) Hanımefendi, size kendimi takdim etme şerefine nail oldum. Topçu teğmen, emekli, taşralı beyefendi, Grigori Stepanovitch Smirnov! Son derece önemli bir konu hakkında sizi rahatsız etmek durumundayım.

BAYAN POPOV: (Elini uzatmadan) Ne istiyorsunuz?

SMIRNOV: Tanışma şerefine nail olduğum merhum kocanız bana yaklaşık bin iki yüz ruble tutarında iki senet bıraktı. Agrarian Bank’tan[2] aldığım kredinin faizini yarın ödemek zorunda olduğum için, hanımefendi, bana parayı bugün ödemenizi rica ediyorum.

BAYAN POPOV: Bin iki… Peki, kocam size neden borçlanmıştı?

SMIRNOV: Benden yulaf almıştı.

BAYAN POPOV: (İç çekerek, Luka’ya) Tobby’ye fazladan bir ölçü yulaf vermeyi unutma.

(Luka dışarı çıkar.)

BAYAN POPOV: (Smirnov’a) Nikolai Mihayloviç sana borçluysa, elbette ödeyeceğim, ama üzgünüm, bugünlerde param yok. Yarın idarecim şehirden dönecek ve sana olan borcu ödemesi için onu bilgilendireceğim, ama o zamana kadar elimden bir şey gelmez. Ayrıca, bugün kocamın ölümünün üzerinden sadece yedi ay geçti o yüzden para meselelerini tartışacak havamda değilim.

SMIRNOV: Eğer yarın bu işi halledemezsem, ben de eli ayağına dolaşmış havasında olacağım. Mülküme el koyacaklar!

BAYAN POPOV: Öbür gün parayı alacaksınız.

SMIRNOV: Paraya öbür gün değil, bugün ihtiyacım var.

BAYAN POPOV: Kusura bakmayın, bugün ödeyemem.

SMIRNOV: Ve ben de öbür güne kadar bekleyemem.

BAYAN POPOV: Ama param yok, ne yapabilirim?

SMIRNOV: Yani, ödeyemezsiniz, öyle mi?

BAYAN POPOV: Ödeyemem.

SMIRNOV: Hım, son sözünüz bu mu?

BAYAN POPOV: Son sözüm bu.

SMIRNOV: Emin misiniz?

BAYAN POPOV: Hem de nasıl.

SMIRNOV: Teşekkür ederim.

(Omuzlarını silker.)

Bir de tüm bunlara katlanmamı bekliyorlar. Vergi tahsildarı az önce beni yolda gördü ve neden sürekli endişeli olduğumu sordu. Tanrı aşkına, neden endişeli olmayayım? Paraya ihtiyacım var, bıçak kemiğe dayandı. Dün sabah şafakta evden çıktım ve tüm borçluları aradım. Bir tanesi bile borcunu ödemiş olsaydı! Parmaklarımın derisini yoldum! Nasıl bir Yahudi hanında yattığımı Tanrı biliyor; bir fıçı konyak olan bir odada! Ve şimdi sonunda buraya geliyorum, evden yetmiş verst[3], biraz para alırım diye ve bana verdiğiniz tek şey ruh halleri! Neden endişelenmeyeyim?

BAYAN POPOV: İdarecim şehirden dönecek diye belirttim size ve sonra paranızı alacaksınız.

SMIRNOV: İdareciyi görmeye gelmedim; sizi görmeye geldim. Lanet (…) sözlerim için kusura bakmayın (…), idareciniz umurumda mı?

BAYAN POPOV: Gerçekten beyefendi, böyle bir dile, bu tür davranışlara alışkın değilim. Sizi daha fazla dinlemeyeceğim.

(Dışarı çıkar, sahneden ayrılır.)

SMIRNOV: Buna ne denir ki? Ruh hali! Kocası öleli yedi ay olmuş! Faizi ödemem gerekiyor mu, gerekmiyor mu? Soruyu tekrarlıyorum, faizi ödemem gerekiyor mu, gerekmiyor mu? Koca öldü ve bitti; idareci – lanet olsun ona! – bir yerlere gidiyor. Şimdi de bakalım, ben ne yapacağım? Alacaklılarımdan balonla uçarak mı kaçayım? Yoksa kafamı taşlara mı vurayım? Grusdev’i çağırırsam, o “evde olmamayı” seçer, Iroscheviç zaten kendini gizlemiştir, Kurzin’le tartıştım ve onu pencereden aşağı atmaya kalktım. Masutov hasta ve bu kadın – ruh halleri! Hiçbiri ödemeyecek! Bunların hepsi onlara yüz verdiğim için oldu, çünkü ben yaşlı, dırdırcı, aciz biriyim! Onlara karşı çok yufka yürekliyim. Ama dur! Kimsenin benimle oyun oynamasına izin vermem, ateşle oynuyorlar! Burada kalacağım ve o ödeyene kadar hiçbir yere gitmeyeceğim! Of! Ne kadar kızgınım, aşırı kızgınım! Her bir tendonum öfkeden titriyor ve zar zor nefes alıyorum! Hatta fenalaşıyorum! (İçeri seslenir.) Hizmetçi!

(Luka gelir.)

LUKA: Ne istersiniz?

SMIRNOV: Bana Kvas[4] veya su getir!

(Luka dışarı çıkar.)

Peki, ne yapabiliriz? Elinde yok mu? Bu nasıl bir mantık? Bir adamın bıçak kemiğine dayanıyor, paraya ihtiyacı var, kendini asmak üzere ve hanımefendi para meselelerini tartışacak havada olmadığı için ödeme yapmayacak. Kadın mantığı işte! Bu yüzden kadınlarla konuşmayı hiç sevmiyorum ve şu anda da konuşmaktan hoşlanmıyorum. Bir kadınla konuşmaktansa barut fıçısının üzerine oturmayı tercih ederim. Bırr! Buz gibi soğuyorum; bu olay beni çok kızdırdı. Baldırlarımda kramplar olacak kadar sinirlenmek için böyle duygusal bir yaratığı uzaktan görmem yeter! Yardım için biri bağırsa yeter!

(Luka girer.)

LUKA: (Suyu verir.) Hanımım hasta ve kimseyi kabul etmiyor.

SMIRNOV: Çekil! (Luka dışarı çıkar.) Hasta ve kabul etmiyor! Tamam, önemli değil. Ben de kabul etmiyorum! Burada oturacağım ve parayı getirene kadar kalkmayacağım. İstiyorsan bir hafta hasta ol, bir hafta oturacağım. Bir yıl mı hasta kaldın, bir yıl boyunca oturacağım. Tanrı şahidim olsun, o parayı alacağım. Beni mateminle ya da bunalımınla bezdiremezsin. Biz biliriz bu bunalımları! (Pencereden dışarı bağırır.) Simon, koşum takımını çıkar! Hemen gitmiyoruz. Burada kalacağım. Onlara ahırda atlara biraz yulaf vermelerini söyle. Sol at yine dizgini bükmüş. (Onu taklit ederek) Dur! Sana nasıl olduğunu göstereyim. Dur! (Pencereden çekilir.) Rezalet. Dayanılmaz bir sıcak, para yok, uykusuz bir gece ve şimdi ruh halleriyle dolu matemler. Başım ağrıyor; belki de içki içmem lazım. Evet, bir içki içeyim. (Bağırır.) Hizmetçi!

LUKA: Ne istemiştiniz?

SMIRNOV: İçecek bir şey! (Luka dışarı çıkar. Smirnov oturur ve kıyafetlerine bakar.) Ah, hoş bir duruş! Bunu inkâr etmenin anlamı yok. Tozlu, kirli çizmeler, yıkanmamış, taranmamış, saman olan bir yelek – hanımefendi muhtemelen beni bir eşkıya sanmıştı. (Esner.) Salona böyle kıyafetlerle gelmek biraz kabalıktı. Eh, ne olmuş? Buraya misafir olarak gelmedim. Alacaklı olarak geldim. Alacaklılara göre de kostüm yok.

LUKA: (Bardakla girer.) Büyük saygısızlık ettiniz beyefendi.

SMIRNOV: (Sinirlenerek) Ne?

LUKA: Ben…ben…ben sadece…

SMIRNOV: Kiminle konuştuğunun farkında mısın sen? Kapa çeneni.

LUKA: (Sinirlenerek) Tam baş belası! Bu adam gitmeyecek!

(Dışarı çıkar.)

SMIRNOV: Tanrım, nasıl da sinirliyim! Tüm dünyaya çamur atacak kadar sinirliyim. Fena bile hissediyorum! Hizmetçi!

(Bayan Popov mahzun gözlerle içeri girer.)

2. kısım

BAYAN POPOV: Beyefendi, yalnızken insan sesine alışkın değilim ve yüksek sese dayanamıyorum. Size yalvarıyorum, lütfen rahatımı bozmayı bırakın.

SMIRNOV: Paramı verin, gideceğim.

BAYAN POPOV: Size daha önce, açıkça elimde para olmadığını söyledim; yarına kadar bekleyin.

SMIRNOV: Ben de paraya yarın değil, bugün ihtiyacım olduğunu açıkça bildirmekten onur duydum. Bana bugün ödeme yapmazsanız, yarın kendimi asmak zorunda kalacağım.

BAYAN POPOV: Ama param yoksa ne yapabilirim?

SMIRNOV: Yani, hemen ödemiyorsunuz, öyle mi?

BAYAN POPOV: Ödeyemem.

SMIRNOV: O zaman parayı alana kadar burada oturacağım. (Oturur.) Öbür gün mü ödeyeceksiniz? Harika! Öbür güne kadar burada kalıyorum. (Aniden ayağa kalkar.) Size soruyorum, yarın bu faizi ödemem gerekiyor mu, gerekmiyor mu? Yoksa şaka yaptığımı mı sanıyorsunuz?

BAYAN POPOV: Beyefendi, yalvarırım bağırmayın! Burası ahır değil.

SMIRNOV: Ben ahırdan bahsetmiyorum, o faizi yarın ödemem gerekip gerekmediğini soruyorum.

BAYAN POPOV: Bir hanımefendiye nasıl davranılacağını bilmiyorsunuz.

SMIRNOV: Oh, yok, biliyorum.

BAYAN POPOV: Hayır, bilmiyorsunuz. Siz terbiyesiz, görgüsüz bir insansınız! Saygın insanlar hanımefendilerle böyle konuşmaz.

SMIRNOV: Ne tuhaf! İnsanların sizinle nasıl konuşmasını istersiniz? Fransızca, belki! Madame, je vous prie![5] Sizi rahatsız ettiğim için özür dilerim. Bugün hava ne kadar da güzel! Ve bu matem nasıl da size yakışıyor!

(Sahte bir kibarlıkla selam verir.)

BAYAN POPOV: Hiç komik değil, bence bu bayağı.

SMIRNOV: (Onu taklit ederek) Hiç di kımik diğil- bıyığı! Hanımlarla beraberken nasıl davranacağımı anlamıyorum. Hanımefendi, hayatım boyunca sizin yaşınızdan çok kadın gördüm. Kadınlar için üç kez düelloya girdim, on iki kadını terk ettim ve dokuzu da beni terk etti. Bir zamanlar aptalı oynadığım, tatlı dil kullandığım, uçup kaçtığım oldu. Sevdim, acı çektim, aya karşı iç çektim, aşk çileleriyle eridim, bittim. Tutkuyla sevmekten, deli gibi sevmekten, her notada sevmekten, özgürleşmek için saksağan gibi gevezelik etmekten, servetimin yarısını şefkatli bir tutkuya feda etmekten, şimdiye kadar lanet olsun ki bıktım. Sizin sadık kulunuz onu daha fazla parmağınızda oynatmanıza izin vermeyecek. Yeter! Kara gözler, tutkulu bakışlar, mercan dudaklar, yanaklardaki gamzeler, mehtap fısıltıları, hafif, mütevazi iç çekişler, tüm bunlar için hanımefendi bir kapik ödemezdim! Sözüm meclisten dışarı, genel olarak kadınlardan bahsediyorum; küçüğünden büyüğüne, tepeden tırnağa kendini beğenmiş, ikiyüzlü, geveze, iğrenç, yalancı; gösterişçi, önemsiz, sinir bozucu bir mantıkla zalimdirler. (Alnına vurur.) Bu konuda, lütfen açık sözlülüğümü bağışlayın, ancak, bir serçe, yukarıda bahsettiğim kadın filozofların on tanesine bedeldir. Karşısında romantik yaratıklardan birini gördüğünde, kutsal bir şeye baktığını sanır, o kadar harikadır ki, bir nefes onu zevkten dört köşe edebilir; ama ruhunun derinliklerine inerse sadece bir timsah olduğunu anlar. (Berjeri yakalar ve ikiye böler.) Ama en kötüsü, timsahın onun bir yaratılış şaheseri olduğunu ve tüm hassas tutkularda tek olduğunu sanmasıdır. Bir kadında sevilecek bir şey varsa, ben de kendimi keseyim! Âşık olduklarında tek bildikleri mızmızlanıp ağlamak. Eğer erkek acı çekip fedakârlık ederse, ipleri kendi eline alır ve onu parmağında oynatır. Kadın olmak gibi bir şanssızlığınız var ve tabii kadınların doğasını biliyorsunuz; doğru söyleyin, hayatınızda hiç gerçekten doğru ve sadık bir kadın gördünüz mü? Asla! Sadece yaşlı ve kendinden geçmiş olanlar doğru ve sadıktır. Dört yapraklı yoncayı bile sadık bir kadından daha fazla görürsünüz.

BAYAN POPOV: Ama izin verin de sorayım, aşkta kim doğru ve sadık? Erkekler, belki?

SMIRNOV: Evet, öyle! Erkekler!

BAYAN POPOV: Erkekler! (Alay ederek güler.) Erkekler doğru ve sadık aşık, ha! Peki, bu da yeni çıktı. (Buruk bir acıyla) Nasıl böyle bir şey söylersiniz? Erkekler doğru ve sadık! Şu ana kadar tanıdığım tüm erkekler arasında kocamın en iyisi olduğunu söyleyebilirim; genç, aklı başında bir kadının sevebileceği gibi, onu tüm ruhumla tutkuyla sevdim; Ona gençliğimi, mutluluğumu, servetimi, hayatımı verdim. Ona bir kafir gibi tapıyordum. Sonra ne oldu? Bu en iyi adam bana olabilecek her şekilde ihanet etti. Ölümünden sonra masasını aşk mektuplarıyla dolu buldum. O yaşarken beni aylarca yalnız bıraktı – düşüncesi bile kötü – ben varken başka kadınlarla sevişti, paramı çarçur etti ve duygularımla oynadı – ben her şeye rağmen ona ve doğru olduğuna güvendim. Dahası, o öldü ve ben hala ona sadığım. Kendimi bu dört duvar arasına gömdüm ve bu matem benimle mezara kadar gelecek.

SMIRNOV: (Saygısızca gülerek) Tanrı aşkına, beni ne sanıyorsunuz? Sanki neden bu siyah kıyafeti giydiğinizi ve kendinizi bu dört duvar arasına gömdüğünüzü bilmiyormuşum gibi. Ne sır ama! Çok romantik! Bir şövalye şatodan geçecek, pencerelere bakacak ve kendi kendine diyecek ki: “Kocasının aşkı için kendini dört duvar arasına gömen gizemli Tamara[6] burada yaşıyor.” Ya, ustalığa bak!

BAYAN POPOV: (Yerinden sıçrayarak) Ne? Böyle şeyler söyleyerek ne demeye çalışıyorsunuz siz bana?

SMIRNOV: Kendini diri diri gömdün ama bu arada burnunu pudralamayı da unutmadın!

BAYAN POPOV: Ne cesaretle böyle konuşursunuz?

SMIRNOV: Bana bağırmayın, lütfen; ben oyuncu değilim. Doğru neyse onu söylememe izin verin. Ben bir kadın değilim ve aklıma geleni söylemeye alışkınım, bu yüzden lütfen, bana bağırmayın.

BAYAN POPOV: Bağırmıyorum. Bağıran sizsiniz. Lütfen beni yalnız bırakın, yalvarıyorum.

SMIRNOV: Paramı ödeyin, gideyim.

BAYAN POPOV: Parayı vermiyorum.

SMIRNOV: Vermiyor musunuz? Bana parayı vermiyorsunuz?

BAYAN POPOV: Ne yaparsanız yapın. Size bir kapik bile vermiyorum! Beni rahat bırakın!

SMIRNOV: Ne kocanız ne de nişanlınız olmadığıma göre, lütfen olay çıkarmayın. (Oturur.) Dayanamıyorum.

BAYAN POPOV: (Zorla nefes alarak) Oturacak mısınız?

SMIRNOV: Çoktan oturdum.

BAYAN POPOV: Güzellikle evden ayrılınız!

SMIRNOV: Parayı verin.

BAYAN POPOV: Küstah erkeklerle konuşmak istemiyorum. Defolun! (Bekler.) Gitmiyor musunuz?

SMIRNOV: Hayır.

BAYAN POPOV: Hayır?

SMIRNOV: Hayır.

BAYAN POPOV: Çok güzel.

(Zili çalar.)

(Luka gelir.)

BAYAN POPOV: Luka, beyefendiye çıkışı göster.

LUKA: (Smirnov’a dönerek) Beyefendi, neden söylendiğinde gitmiyorsunuz? Ne istiyorsunuz?

SMIRNOV: (Birden ayağa kalkar.) Sen kiminle konuştuğunu sanıyorsun? Seni öğütüp tuz haline getiririm.

LUKA: (Elini kalbine götürerek) Güzel Tanrım! (Sandalyeye düşer.) Of, fenalaştım; nefes alamıyorum!

BAYAN POPOV: Dascha nerede? (Bağırır.) Dascha! Pelageja! Dascha!

(Zili çalar.)

LUKA: Hepsi gitti! Çok kötüyüm! Su!

BAYAN POPOV: (Smirnov’a) Defolun! Çıkın dışarı!

SMIRNOV: Lütfen biraz daha kibar olun!

BAYAN POPOV: (Yumruklarını ve ayaklarını yere vurarak) Kabasın! Sen bir ayı, bir canavarsın!

SMIRNOV: Ne dediniz?

BAYAN POPOV: Bir ayı, canavar olduğunu söyledim!

SMIRNOV: (Hızla ona doğru adım atar.) Bana hakaret etmeye ne hakkınız olduğunu sorabilir miyim?

BAYAN POPOV: Ne o? Senden korkacağımı mı sandın?

SMIRNOV: Romantik birisin diye seni haklamadan bana hakaret edebileceğini mi sanıyorsun? Sana meydan okuyorum!

LUKA: Güzel Tanrım! Su!

SMIRNOV: Düello yapacağız.

BAYAN POPOV: Kocaman yumrukların ve öküz gibi boynun olduğu için senden korktuğumu mu sanıyorsun?

SMIRNOV: Kimsenin bana hakaret etmesine izin vermem ve istisnam yok çünkü sen bir kadınsın, “zayıf cinsten”[7] biri!

BAYAN POPOV: (Ayıplayarak) Ayı, ayı, ayı!

SMIRNOV: Sadece erkeklerin zevk aldığı eski batıl inanca son vermenin zamanı geldi. Eğer eşitlik varsa, her şeyde eşitlik olsun. Bir sınır olsun!

BAYAN POPOV: Düello mu yapmak istiyorsun? Çok güzel.

SMIRNOV: Hemen.

BAYAN POPOV: Hemen. Kocamın tabancaları vardı. Onları getireyim. (Aceleyle çıkar, sonra geri döner.) Oo, mermiyi senin arsız suratına sıkmak ne kadar da zevkli olacak. Yüzünü şeytan görsün!

(Dışarı çıkar.)

SMIRNOV: Onu vurup düşüreceğim! Tüyleri yeni bitmiş körpe değilim, duygulu bir fino da değilim. Bana göre zayıf cins yok!

LUKA: Oh, efendim. (Dizlerinin üzerine düşer.) Bana, bu yaşlı adama merhamet edin ve gidin buradan. Beni şimdiden ölümüne korkuttunuz ve şimdi bir de düello yapmak istiyorsunuz.

SMIRNOV: (Umursamayarak) Bir düello. Bu eşitliktir, özgürleşmedir. Bu şekilde cinsiyetler eşitlenir. Prensip olarak onu vuracağım. Bir insan böyle bir kadına ne diyebilir? (Onu taklit ederek) “Yizini şiytın girsin. Irsız sırıtını mirmi sıkıcığım.” Buna ne denir? Kızgındı, gözleri parladı, meydan okumayı kabul etti. Yemin ederim, hayatımda ilk defa böyle bir kadın gördüm.

LUKA: Aman efendim. Gidin! Gidin!

SMIRNOV: Bu bir kadın. Onu anlayabiliyorum. Gerçek bir kadın. Kararsızlık yok, ateş, barut ve yaygara var! Böyle bir kadını vurursak yazık ederiz.

LUKA: (Ağlayarak) Aman efendim, gidin.

(Bayan Popov girer.)

BAYAN POPOV: İşte mermiler. Ama düellomuzdan önce lütfen bana nasıl vuracağımı göster. Daha önce elime hiç mermi almadım!

LUKA: Tanrım, bize merhamet eyle! Gidip bahçıvanı ve faytoncuyu getireceğim. Bu dehşeti niye yaşıyoruz?

(Dışarı çıkar.)

SMIRNOV: (Tabancalara bakar.) Görüyorsun, farklı türleri var. Kapaklı ve mermili özel düello tabancaları vardır. Ancak bunlar, enjektörlü revolverler, Smith & Wesson; iyi tabancalar! Böyle bir çift en az doksan rubleye mal oluyor. Bir revolver tutmanın yolu budur. (Kenara) Gözler, gözler! İşte gerçek bir kadın!

BAYAN POPOV: Bunun gibi mi?

SMIRNOV: Evet, bu şekilde. Sonra horozu geri çek – böyle – sonra nişan al – başını biraz geri koy. Sadece kolunu uzat, lütfen. Yani – sonra parmağını buna bastır, hepsi bu. Asıl şey şudur: heyecanlanma, nişan almak için acele etme ve elinin titrememesine dikkat et.

BAYAN POPOV: İçeride ateş etmeyelim; bahçeye gidelim.

SMIRNOV: Evet. Şimdi sana söyleyip havaya ateş edeceğim.

BAYAN POPOV: Bu çok fazla! Niye ya?

SMIRNOV: Çünkü, çünkü. Bu benim işim.

BAYAN POPOV: Korkuyorsun. Evet. A-h-h-h, hayır, hayır, sevgili bayım, ürkmek yok! Lütfen beni takip et. Nefret ettiğim o kafada bir delik açana kadar rahat etmeyeceğim. Korkuyor musun?

SMIRNOV: Evet, korkuyorum.

BAYAN POPOV: Yalan söylüyorsun. Neden devam etmeyeceksin?

SMIRNOV: Çünkü – çünkü – ben – sizden hoşlanıyorum.

BAYAN POPOV: (Sinirle gülerek) Benden hoşlanıyorsun! Benden hoşlandığını söylemeye cüret ediyor! (Kapıyı işaret eder.) Defolun.

SMIRNOV:

(Tabancayı sessizce masaya bırakır, şapkasını alır ve kapıya yönelir. Kapıda bir an durur, sessizce ona bakar, sonra tereddüt ederek yanına gelir.)

Dinle! Hala kızgın mısın? Deliler gibi çıldırdım, ama lütfen beni anla – kendimi nasıl ifade edebilirim? Olay şöyle – böyle şeyler – (Sesini yükseltiyor.) Şimdi, bana borcun olması benim suçum mu? (Kırılan berjerin arkasını kavrar.) Lanet olsun ne kadar hassas mobilyanız var! Sizden hoşlanıyorum! Anlıyor musunuz? Ben… neredeyse âşık oldum!

BAYAN POPOV: Defolun! Sizden nefret ediyorum.

SMIRNOV: Tanrım! Nasıl bir kadın! Hayatımda hiç onun gibi biriyle tanışmadım. Kendimi kaybettim, mahvoldum! Fare gibi kapana kısıldım.

BAYAN POPOV: Git yoksa vururum.

SMIRNOV: Vur! O güzel gözleriniz önünde ölmenin, bu küçük pamuk eldeki tabancadan ölmenin nasıl bir mutluluk olacağını bilemezsiniz! Çıldırdım! Düşünün ve hemen karar verin, çünkü şimdi gidersem bir daha birbirimizi göremeyebiliriz. Karar verin – cevap verin – Ben asil, saygın bir adamım, ayda on bin gelirim var, havaya atılan bir parayı vurabiliyorum. Güzel atlarım var. Karım olur musunuz?

BAYAN POPOV: (Tabancayı öfkeyle sallar.) Ateş edeceğim!

SMIRNOV: Aklım çok karışık – anlayamıyorum. Hizmetçi – su! Her genç adam gibi ben de âşık oldum. (Onun elini tutar ve acıyla ağlar.) Sizi seviyorum! (Diz çöker.) Sizi daha önce kimseyi sevmediğim kadar seviyorum. On iki kadını terk ettim, dokuzu beni terk etti, ama hiçbirini sizi sevdiğim kadar sevmedim. Yenildim, kayboldum; Aptal gibi ayaklarınıza kapanıyorum ve elinizi tutmak istiyorum. Rezillik! Beş yıldır âşık olmadım; Bunun için Tanrı’ya şükrettim ve şimdi kapana kısıldım. Eliniz için yalvarıyorum! Evet veya hayır? Kabul edecek misiniz? —Peki!

(Kalkar ve hızlıca kapıya yönelir.)

BAYAN POPOV: Bir dakika bekle!

SMIRNOV: (Durur.) Peki?

BAYAN POPOV: Neyse yok bir şey. Gidebilirsin. Ama… bekle. Yok, git, git. Sizden nefret ediyorum. Ya da… yok; gitme. Of, keşke ne kadar sinirli olduğumu, çok sinirli olduğumu bilseniz! (Revolveri sandalyeye atar.) Parmağım şişti bundan. (Sinirle ağlar ve gözyaşları mendiline düşer.) Ne orada dikilip duruyorsunuz? Çıkın dışarı!

SMIRNOV: Hoşça kalın!

BAYAN POPOV: Evet, gidin. (Bağırarak ağlar.) Neden gidiyorsunuz? Bekle… hayır, gitmeyin! Of, çok sinirliyim. Çok yaklaşmayın, o kadar yeter… şey… biraz gelin… o kadar yakına değil.

SMIRNOV: (Ona yaklaşarak) Kendime nasıl kızgınım! Bir liseli gibi âşık oldum, diz çöktüm. İçim titriyor! (Güçlü bir şekilde.) Sizi seviyorum. Bu çok güzel – tek ihtiyacım aşkmış. Yarın faizimi ödemem gerekiyor, saman hasadı başladı ve sonra siz ortaya çıktınız! (Onu kollarına alır.) Kendimi asla affetmeyeceğim.

BAYAN POPOV: Çık git! Ellerinizi üzerimden çekin! Nefret ediyorum… siz… bu (…)

(Uzun bir öpücük.)

(Luka baltayla, bahçıvan tırmıkla, faytoncu yabayla ve işçiler sopalarla içeri girer.)

LUKA: (Çifte bakar.) Aman Tanrım!

(Uzun bir duraklama.)

BAYAN POPOV: (Göz yaşları damlarken) Ahırdakilere söyle, Tobby’e daha fazla yulaf vermesinler.

Perde

Yazar: Anton Chekhov

Çeviren: Merve Bayır

Düzenleyen: Başak Çetinbülüç

Kaynak:https://onemorelibrary.com/index.php/en/books/literature/book/russian-literature-310/the-boor-2675

  1. Rusya, Rakoviç’de bir kasaba.
  2. Belgrad’da Stari Grad belediyesi sınırları içinde, Nikole Pašića Meydanı ile Vlajkovićeva Caddesi’nin köşesinde yer alan Tarım Bankası Binası.
  3. Bir Rus uzunluk ölçü birimidir.
  4. Rusya’nın votkadan sonra millî içeceği Kvas, Rus içecekleri arasında en popüler olanlardan birisidir. Kvas kullanımı o kadar popülerdir ki, insanların sudan daha fazla tercih ettikleri içecek olarak gösterilir.
  5. Fransızca, “Hanımefendi, rica ediyorum!” anlamına gelir.
  6. Gürcistan Krallığı’nı 1184-1213 arasında yöneten ünlü kraliçedir.
  7. İngilizce metinde “weaker sex” olarak geçen ve erkeklerin fiziken kadınlardan daha güçlü olduğunu, bu yüzden de kadınların daha zayıf bir cins olduğunu savunan bir görüş.

Leave a comment