Antik filozofları düşündüğümüzde aklımızda beliren imge, güneşin altında güzel genç adamlarla söyleşi yapan kel Sokrates veya havalı sütunlar arasında ders veren bilge Aristoteles olabilir. Peki ya hem siyasi hem de erotik tavsiyeler veren, Atina’nın önde gelen devlet adamının yabancı metresi Aspasia? Ya da kocası Eustathius’tan daha tanınmış bir öğretmen olan esrarengiz, Yeni Platoncu Sosipatra?

Kadınlar da en az erkekler kadar felsefenin gelişimini şekillendirmiştir. Yazıları büyük ölçüde hayatta kalamasa da sözlü öğretimleri, çağdaşları üzerinde önemli etkiler yaratmıştır ve sesleri, çağlar boyunca yankılanmayı sürdürmüştür.

İki bin yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen zeki, söyleyecek birçok sözü olan kadınlar hala kendi seslerini duyurmak için mücadele ediyor. İşte mutlaka tanımanız gereken altı eski kadın filozof.

1. Miletli Aspasia

Miletli Aspasia (MÖ 400 dolaylarında), Eski Atina’nın en ünlü kadınıydı- yoksa rezil mi demeliyiz? Yabancı olmasına rağmen Peloponez Savaşı’nın başında Atina’nın lideri olan Perikles’in metresiydi.

Sadece büyüleyici güzelliğiyle değil, aynı zamanda büyüleyici zihniyle de hatırlanmıştır. Sokrates, Aspasia’yı bir öğretmen olarak görürdü ve ondan, ikna edici konuşmaları nasıl inşa edeceğini öğrendiğini anlatırdı. Sonuç olarak Sokrates, Aspasia’nın tüm o konuşmaları Perikles için yazdığını belirtiyor.

Aspasia, Sokrates’in öğrencileri tarafından yazılan en az üç felsefi diyalogda sözlü bir rol oynamaktadır: Platon’un Meneksenos’u ve Aeschines ile Antisthenes tarafından yazılan ancak tamamlanamayan Aspasia diyalogları.

2. Clea (Xenoclea)

Clea (MS 100 dolaylarında), Delphi’de bir rahibeydi- ki bu da antik dünyada son derece saygın bir siyasi ve entelektüel roldü. Tapınaktaki din insanları, siyasi konularda ilahi tavsiye için dünya liderlerinden sık sık talepler alıyordu. Clea bu siyasi-dini sistemin bir parçasıydı ancak felsefenin birincil önemine inanıyordu.

Zamanının en ünlü düşünürü olan Plutarkhos ile derinlemesine felsefi sohbetler edebileceği birçok fırsat buldu. Plutarkhos, Kadınların Cesareti Üzerine ve İsis ve Osiris’in önsözlerinde ölüm, erdem ve din tarihi üzerine bu canlandırıcı konuşmaların kendi çalışmalarına nasıl ilham verdiğini anlatıyor.

3. Azize Tekla

Pavlus ve Tekla’nın İşleri’nde adından ilk kez bahsedildiğinde Tekla (MS 1. Yüzyıl dolaylarında), evde tecrit edilmişti ve bir mantık evliliği yapmak üzereydi; normal bir orta sınıf yaşamı sürüyordu.

Ancak balkonundan dışarı doğru eğilerek Pavlus’un faal vaazını işittiğinde tamamen farklı bir yola sapmaya karar verdi.

Pavlus’un bir takipçisi haline geldi, çeşitli şehvet dolu ilerlemelere direndi ve arenadaki etobur foklara yem olmaktan kurtuldu. Sonunda, kendisi bir öğretmen haline geldi ve şanlı bir kariyere adım attı. Tekla’nın aslında hiçbir zaman gerçekten var olmadığı iddia edilmesine rağmen efsanesi, birçok kadına felsefi bir hayat sürdürme konusunda ilham vermiştir.

Yaklaşık 250 yıl sonra Olimposlu Methodius; ana odağın Tekla olduğu, kadınlarla dolu felsefi bir diyalog yazdı ve Makrina’ya (aşağıda bahsedilecektir), felsefi ve dini misyonundan esinlenerek Tekla’nın ailesine ait olan bir takma ad verdi.

4. Sosipatra

Sosipatra (MS 4. yüzyıl dolaylarında), herkesin imrendiği bir yaşam sürmüştür: başarılı bir öğretmenlik kariyerine ve mutlu bir aile hayatına sahipti. Sosipatra, yabancılardan tasavvuf eğitimi aldıktan sonra, Yeni Platonculuk geleneğinde saygın bir öğretmen haline geldi; güç metinleri tercüme etti ve ilahi bilgiye aracılık etti.

Etrafı, aralarında kocası Eustathius’un da bulunduğu birçok erkek uzmanla çevriliydi. Ancak Eunapius’un Filozofların Hayatı isimli biyografisine göre, onun şöhreti etrafındaki erkeklerin hepsinden daha büyüktü ve öğrenciler en çok onun ilham verici öğretilerini tercih ediyordu.

5. Makrina

Makrina (MS 330-379 dolaylarında), Kapadokya’daki geniş, nüfuzlu, iyi eğitimli Hristiyan bir ailenin on çocuğunun en büyüğüydü.

Aileyi keskin zihni, dindar ruhu ve güçlü iradesi ile bir arada tuttu ve nihayetinde atalarından kalma mirasını, erkek ve kadınlardan oluşmuş başarılı bir münzevi topluluğuna dönüştürdü. Kardeşi Nissalı Gregor, Makrina’nın bilgeliğini hem Makrina’nın Hayatı isimli biyografisinde hem de Ruh ve Diriliş Üzerine isimli felsefi bir diyalogda anmıştır.

İkinci eser, Makrina ölmek üzereyken kardeşler arasında geçen ölüm hakkında bir konuşmayı tasvir eder ve burada Makrina felsefe, kutsal kitap ve fen bilimleri hakkındaki geniş bilgilerini sergiler.

6. İskenderiyeli Hypatia

Hristiyan bir çetenin elindeki dramatik ölümüyle kitleler tarafından tanınmış olan Hypatia (MS 355-415 dolaylarında) matematiksel ve astronomik çalışmalarıyla takdir edilen bir öğretmendi, Yeni Platonculuk akımını benimsemişti.

Başarılı öğrencilerinden biri olan Hristiyan piskopos Synesius, ona sadece felsefe hakkında değil, aynı zamanda belirsiz matematiksel araçlar hakkında da bilgi alışverişinde bulunduğu övgü dolu mektuplar yazmıştır.

Hypatia ayrıca babası Theon’un astronomik yorumu üzerinde düzenlemeler yapmıştır.

Eski dönem kadınlarının bilgeliğini hatırlamak hem tarihe bakışımızı genişletir hem de bizlere modern karmaşık düşüncenin cinsiyetçi unsurlarını hatırlatır. Bu durum, özellikle modern üniversitelerin beşerî bilimler bölümlerindeki cinsiyet açısından en dengesiz olanlardan biri olarak değerlendirilen felsefe alanı için geçerlidir.

Antik Dünya, kadınların seslerini felsefeye dahil edebilmenin bir yolunu bulabilmişken artık bunu sürdürmenin sırası belki de bizdedir.

Yazar: Dawn LaValle Norman

Kaynak: The Conversation

Çeviren: İrem Güneş

Düzenleyen: Ceren Bilgiç