Sosyal Avrupa Bitti

“Bağımsız” ve “apolitik” bir merkez bankasının seçilmiş bir hükümeti yerinden ederek,kendi politik ajandasını empoze etmesi ve bunu -para kullanarak- şantaj yaparak gerçekleştirmesinden daha kötü bir senaryoyu hayal etmek zor olsa gerek. Yine de 2011’de İtalya’da olan şey bu idi. Jacob Kirkegaard –Peterson Uluslaraarası Ekonomi Enstitisü- Draghi liderliğinde AVB’ın “AB’deki politik aktörlerle,şiddetli bir biçimde kendi finansal mali kanaatlerine boyun eğdirmek için mücadeleye girişen” bir yapıya dönüştüğünü aynı yıl not etti.

Bu tanım,İtalya’da Draghi’nin sessiz darbesinden birkaç ay sonra daha da belirginleşti;Draghi “mali kompakt” adı verdiği bir fikir ortaya sundu.Bu fikri, “şüphenin ötesinde güven kazanmak için hangi ulusal bütçe politikalarının olmasının temel bir ifadesi” olarak tanımlıyor. Bunun sonucunda 2012’de AB üyesi tüm ülkelerin (Birleşik Krallık ve Çekya hariç) Maastricht Antlaşması’nın oluşturduğu İstikrar ve Büyüme Anlaşmasından bile daha sıkı olan bir anlaşmayı imzalamasına sebep oldu:İstikrarın Anlaşması olarak adlandırılan anlaşma-Ekonomik ve Parasal Birlikte Koordinasyon ve Yönetim- veya bilinen adıyla Mali Kompakt.

Yeni anlaşmanın direkt olarak politik sonuçları oldu ve bunların devam etmesi tasarlandı. Örneğin,anlaşma üye ülkelere “dengeli bütçe kurallarını” ulusal legal sistemlere “bağlayıcı ve daimi hükümler aracılığıyla [ve] tercihen anayasal olarak [olanlar]” koymayı gerektiriyordu. Bu kural, Avrupa seçkinleri tarafından yürütülen ve euro krizinin başlangıcından bu yana üye devletlere uygulanan “acil” kemer sıkma programlarını Avrupa ölçeğinde kurumsallaştırma ve kristalize etme girişiminden başka bir şey değildi. Bu dönemde Kurumsal Avrupa Gözlemevi ve Ulusötesi Enstitüsü tarafından yayınlanan ortak raporda,Mali Kompakt’ın “Avrupa Refah Devletleri tarihinde kalıcı bir kemer sıkma politikasının keskin sonuçları” olacağını belirtilmiştir.

Draghi’nin Wall Street Journal’e verdiği röportajda ise -bu tip korkuları direkt olarak olmasa da doğrulayan- tartışmaya kapalı kesin bir dil ile “Finansal konsolidasyonun dışında başka bir alternatif yok.” açıklamasını yaptı. “Avrupa sosyal çoktan modeli gitti.” Bu anlaşma ile ilk defa tanıtılan “otomatik doğrulama mekanizması” ve yarı otomatik yaptırımlar ile  herhangi bir tartışma ve demokratik müzakere unsurunu ortadan kaldırmak ve böylece neo-liberal bir rüyayı gerçekleştirmek: demokratik süreç ile ekonomi politikaları arasında tam bir ayrım ve aktif makroekonomik yönetimin ölümü.

Basit ifade ile,Mali Kompakt’ın hedefi ekonomiyi oto-pilot biçimine sokmak ve popüler zorluklardan etkili bir biçimde yalıtmak idi. Bu konsept Draghi tarafından 2013 yılında daha fazla açıklığa kavuşturulmuştur. Belirsiz bir İtalya seçimi ardından “popülist” Beş Yıldız Hareketi’nin ülkenin bir numaralı partisi olarak ortaya çıkmasından sonra;Draghi,bu gelişmenin İtalya’yı kemer sıkma politikalarından uzaklaştıracağını ve borç krizinin yeniden alevlendirmesinden endişelenmişti. Draghi “İtalya’nın mali düzenlemelerinin bir çoğu otomatik pilotta devam edecektir.” üzerine ısrar etti. Mesaj açıktı:Kendisinin yönlendirdiği post-kriz yüzünden ortaya çıkan yönetim rejimine teşekkürler,seçim sonuçları gerçekten önemli değil. Avrupa ekonomilerinde ve topluluklarında yeniden yapılandırma,daha radikal bir neo-liberal bir iskelete bağlıydı ve Avrupa halklarının demokratik iradesine bakılmadan devam edecekti. Almanya Finans Bakanı’nın belirttiği gibi –hatta daha açık biçimde- : “Seçimler bir şey değiştirmiyor.Bunlar kural.”

Euro’yu Kurtarmak

Fakat bu depolitizasyon ve ekonomi politikalarında anti-demokratik tutumlar Draghi’ye en büyük başarısını armağan etti -2012’de “Euro’yu kurtarmak” adındaki konuşması.- Orada Draghi,AVB’nin “Doğrudan Parasal İşlemler” programını duyurdu;bu program,gerekirse “uygun bir para politikası ve para politikasının tekilliğini” korumak için ikincil tahvil piyasalarında sınırsız şekilde devlet tahvili alımını sağlıyordu.Veya daha basit olarak,Draghi “Euro’yu korumak için her şeyin yapılmasını” duyurmuştu.

Eğer pazarların talepleri oldukça yüksek faiz seviyelerinde ise,AVB buraya el atıp,tahvilleri kendisi satın alıyordu;teorik olarak bu spekülatörlerin oyunlarının sonuydu. Draghi’nin,krizden etkilenmiş ülkelerdeki faiz oranlarının indiğine dair başarısını açıklaması (bir tek Doğrudan Paral İşlemler programını bile aktif etmeden);Draghi’nin o zamana kadar tekrar tekrar iddia ettiğinin aksine (ve sonraki yıllar tekrarlamaya devam edecekti) ülkelerin “pazar güvenilirliğinin” veya GSYH’nin hesap açıkları –ve borçları- değil de merkez bankasının para politikalarının kesin olarak tahvil getirilerini etkilediğini doğruluyor.

Fakat,bu ülkelerde iflasın önlenmesine yardımcı olunurken,teşvik edici mali politikalar (yani daha çok açık) çok az biçimde ekonomilerinin büyümesinde yardımcı oldu,yani tam olarak Draghi tarafından savunulan mali network’ün yasakladığı şey. Bu manada, DPİ AVB’yi “normal” bir merkez bankasına dönüştürmekten çok uzakta kaldı:gerçekte ise DPİ’ye izin vermek,uygulanan ülkede “sıkı ve efektif şartlara” –bu,tasarruf ve neo-liberal “yapısal reform” demekti- neden oluyordu. Neden hiçbir ülkenin DPİ programını uygulamadığına hiç süphe yok.

Başka bir deyişle,diğer merkez bankaları(örneğin ABD’de bulunan Federal Merkez Bankası) hükümetlerin mali büyümesini desteklemek için genişletici para politikaları (tahvil satın alımı) yürütürken AVB bunun tam tersini yaptı:hükümetlerin tahvil marketlerine eğer hükümetler açık vermeyerek kemer sıkma politikaları uygularsa müdahale edecekti. Marshall Auerback, notlarında “uygulamada sağ el,sol elden çalıyordu;kemer sıkma politikaları basitçe fakir tüketicilerinin sorununu şiddetlendirdi ve şirketler ilgili hükümetleri daha fazla borç krizine girmeye talep etti ve zorladı.”  Bu, AVB’nin  2015’te başlayan varlık alım programının,(QE) Euro bölgesinde enflasyon oranlarını yükseltmesinde net biçimde başarısız olmasının -ve birçok ekonomiyi üretim,istihdam ve ücretlerin sabitlenmesine neden olan “düşük dalgalanmalı” bir sarmalın içine sıkıştırmasının- bir nedeni de budur.

Yazar: Thomas Fazi

Çevirmen: Ferhatcan Dumlu

Kaynak: Jacobin