Araştırmalar, İngiliz kadınların erkeklere kıyasla geceleri yalnız yürürken güvende hissetmediklerini gösteriyor

Araştırmalar, İngiliz kadınların erkeklere kıyasla geceleri yalnız yürürken güvende hissetmediklerini gösteriyor

Sarah Everard’ın yakın zamanda Londra’da ortadan kaybolması, Birleşik Krallık’ta yaşayan kadınların güvenliği hakkında tartışmalara yol açtı. Bu durum, kendi yaşadıkları alanda dolaşırken kısıtlanmış hisseden birçok kadını, kendi hikayelerini paylaşmaya teşvik etti. Everard’ın kayıplara karışmadan önceki CCTV kamera görüntüleri, birçok kadın için hatırlatma ve birçok erkek için de bir uyarı alarmıydı.

Gerçekten de veriler, Birleşik Krallık’ta yaşayan kadınların %32’sinin, geceleri kendi yaşadıkları bölgede tek başlarına yürürken güvende hissetmediklerini ya da ‘hiç’ güvende hissetmediklerini gösteriyor. Aynı zamanda, erkeklerin sadece %13’ü aynı endişeyi dile getirdi. 

Sosyal medyada, hava karardıktan sonra etrafta dolaşırken, güvenlik endişeleri nedeniyle ne kadar kısıtlandıklarını tartışan kadınlardan gelen yüzlerce kişisel hikâye bulunuyor. Avrupa’nın çoğu karantinanın çeşitli evrelerini yaşarken, bu hikayeler fazlasıyla yankı uyandırdı. Pek çok insan için mümkün oldukça evden dışarı çıkıyor olmak, önemli bir savunma mekanizması haline geldi. Kış aylarında ve özellikle evden tam zamanlı çalışan insanlar için de bu, ister istemez hava karardığında dışarı çıkmak ya da hiç çıkmamak anlamına geldi. 

Avrupa Sosyal Araştırması’ndan elde edilen veriler, geceleri tek başına yürüyebilme temel özgürlüğü söz konusu olduğunda, kadın ve erkeğin deneyimlerinin ne kadar farklı olduğunu gösteriyor. ASA’ya dahil olan 29 ülkenin tamamında erkekler, hava karardıktan sonra kendi yaşadıkları bölgede yalnız yürürken kadınlardan daha fazla güvende hissettiklerini bildirdi. Bu, 2002/03’ten beri her iki yılda bir sorduğumuz sorudur. En son verilerimizi (2018/19) değerlendirdiğimizde, erkekler ve kadınlar arasında belirgin farklılıklar buluyoruz.

Bulgaristan’da, sarsıcı bir oranla kadın katılımcıların %62’si kendini güvende hissetmiyor ya da ‘hiç’ güvende hissetmiyor. Bulgaristan’da ortaya çıkan bu oran, aynı zamanda Avrupa’da yaşayan erkeklerin %38’nin de kendini güvende hissetmeyen erkekler arasındaki en yüksek orandır. Ancak orada yaşayan çoğu erkek, önemli bir farkla kadınlara göre daha fazla güvende hissettiklerini bildirmiştir.

ASA’ya katılan 15 yaş üzerindeki katılımcılar nüfusun temsilini amaçlamaktadır ve katılımcıların seçimi için olasılıklı örnekleme yöntemi kullanılır. Veriler, değişken seçim olasılıklarını hesaplamak için göz önüne alınmış ve ülkelerdeki tüm yetişkinlere ait profillere göre sıralanmıştır. 

Almanya’daki kadınların %37’si ve İtalya’daki kadınların %36’sı kendini güvende hissetmedikleri görülüyor. Fransa’daki kadınların %34’ü ve Letonya’da da %33’ü kendini güvende hissetmiyor. İspanya ve İrlanda için ise bu oran, %31’dir. 

Buna karşın, kendini güvende hissetmeyen erkek katılımcıların oranı Almanya’da sadece %13, İspanya ve İrlanda’da %12, Fransa’da %11 ve Letonya’da ise %10’dur.

Danimarka, Finlandiya ve İzlanda gibi nispeten güvenli ülkelerde bile cinsiyet ayrımcılığı sürüyor. Erkeklerin, geceleri kendi yaşadıkları bölgede yürürken korktuklarını bildirme olasılıkları, kadınlardan hala beş kat daha az olası.

Diğer 5 ülkeden oluşan grupta, Slovenya, İsveç, Hollanda, İsviçre ve Norveç’te, kadınların kendilerini güvende hissetmeme oranı, erkeklerden 4 kat daha fazla.

İlerleme?

2002/03 verilerinde geriye dönüp baktığımızda, anketimizi ilk yaptığımız zaman, bazı ilerlemelerin kaydedildiğini görebiliriz. O zamanlarda, Birleşik Krallık’ta kadın katılımcıların %52’si, 18 yıl sonraki yaklaşık üçte birine (%32) kıyasla, hava karardıktan sonra kendilerini güvende hissetmediklerini bildirmişti.

Bunun kayda değer ve istenilen bir gelişme olmasına karşın, genel olarak cinsiyet farklılıkları inatla devam ediyor. Aynı dönemde erkekler için bu rakam %20’den %13’e düştü, bu da İngiliz erkeklerin kendilerini 2002/03’teki kadın katılımcılara göre 2,6 kat ve 2018/19’daki katılımcıların 2,5 katı daha fazla güvende hissettikleri anlamına geliyor. Görünüşe göre, herkes genel anlamda daha güvende hissediyor ama yine de cinsiyet farklılıkları sürüyor.

Bu gidişat, Avrupa genelinde de benzer; güvende olma hissiyatı genel olarak her iki cinsiyet için de ilerleme kaydetti. Ancak neredeyse tüm ülkelerde kadınların kendilerini güvende hissetmeme olasılıkları erkeklere göre 2,5 ila 5,7 kat daha fazla.

Norveç, bu konudaki cinsiyet farkının zaman içinde önemli derecede azaldığı bir ülke örneği sunuyor. 2002/03’teki kadın katılımcıların %23’ü ve erkeklerin %3’ü hava karardıktan sonra kendi yaşadıkları bölgelerde yürürken güvende hissetmediğini veya ‘hiç’ güvende hissetmediklerini bildirmişti. 2018/19’da bu durum, erkek katılımcıların oranlarının (%2) esasen değişmemesiyle birlikte, kadın katılımcılarınki %13’e düşmüştür.

Belki de politikacılar, polis ve benzer topluluklar, kadınları kendi yaşadıkları bölgelerde erkekler kadar güvende hissettirmek için nasıl çözüm üretileceğine dair ilham almak adına Norveç gibi ülkelere bakabilirler.

Yazar: Rory Fitzgerald

Kaynak: The Conversation

Çeviren: Beyza Sezenlik

Düzenleyen: Büşra Ekiz

Leave a comment