1975 Arap Sürrealist Hareketi Manifestosu dahil olmak üzere, Arsenal: Sürrealist Yıkım no.3 gazetesinde basılmış olan makale, 1976

Sürrealizmin Arap dünyasında yeniden canlanması büyük öneme sahip bir devrimci gelişmedir, dizginsiz hayal gücü stratejisinin daima ve zorunlu şekilde evrensel olduğunu bir kez daha gösterir.

Biz burada Arap yoldaşlarımızın, spesifik politik ve kültürel geçmişine karşı keskin bir şekilde tanımlanmış, kendi anlaşılır müdahaleci oryantasyonunu ifade ettikleri bir manifestonun İngilizce çevirisini yayınlıyoruz.

Arap Sürrealist Hareketi, 1970’lerin başında yeniden yapılandırıldı fakat kökenleri 30’ların ortasına dayanır; Mısırlı şair ve teorisyen Georges Henein (Paris’te öğrenci iken 1934’te harekete bağlandı) ve Mısırlı ressam Ramses Younan sürrealizmi Kahire’ye getirdi. Birçok kitap ve kitapçıkta ve Art et Liberte, El Tattwor, La Seance continue ve Le Part du Sable gibi yayınlarda örneklendiği şekilde 1940’ların sonlarına kadar süren yoğun bir kolektif aktiviteyi devam ettirdiler.

Dördüncü Enternasyonal’in de bir parçası olan Mısırlı sürrealistler, yaygın olarak FIARI diye adlandırılan Uluslararası Bağımsız Devrimci Sanatçılar Federasyonu’nun [International Federation of Independent Revolutionary Artists] kuruluşunu açıklayan Breton/Troçki Bağımsız Devrimci Sanat Manifestosu’na cevaben, Sanat ve Özgürlük [Art & Liberty] grubunu kurdu. Bu Kahire grubu bir gazete ve kitapçık üretti, birçok sergi düzenledi. FIARI’nın en aktif ve en uzun ömürlü bölümüydü, ana kuruluşun bitişinden sonra birkaç yıl çalışmalarını sürdürdü.

Hareketin en büyük figürlerinden biri olan Georges Henein (1914-1973), 1940’lı yıllar boyunca uluslararası sürrealist yayınlarda yoğun bir şekilde birlikte çalıştı. “Kahire’den Amerika Şairlerine Mesaj” isimli yazısı, Görüş’ün [View] 1940’taki sürrealist sayısında yayınlandı. Tamamen açık olmayan nedenlerden dolayı 1950 sıralarında kolektif faaliyetlerden emekli oldu, araştırmalarını yalnız sürdürmeyi tercih etti. Ancak kesinlikle bir dönek değili; sonraki çalışmaları sürrealist tutkularıyla tamamen uyum içinde oldu.

Henein’in savaş sonrası dönemde insanların ifade ettiği çok çeşitli problemlere karşı duyarlılığı ve onun engin devrimci bütünlüğü, tüm çalışmalarına tüm ülkelerin sürrealistleri ve özellikle Georges Henein ve Rames Younan tarafından başlatılan çabayı sürdüren A.K. El Janaby ve onun yoldaşları nezdinde özel bir değer veriyor.

Arap sürrealistler, Maroin Dib tarafından modern mimarinin önemli bir eleştirisini de içeren birçok broşür ve kitapçık üretti. 1973’te milliyetçi yanılsamalara karşı, enternasyonalist alternatif için her formdaki milliyetçi şovenizme karşı çıkan ve Ortadoğu’daki tüm kurulmuş rejimlerin devrilmesi çağrısında bulunan bir makale hazırlamada önayak oldular. Bu makale, tüm Arap ülkelerinin ve İsrail’in proletaryasının birleşimi, “işçi ve köylü konseylerinin gücü üzerine kurulan” sosyalist devrim esasına dayalı bir talep öne sürdü. Makale İsrail Sosyalist Örgütü (Matzpen),  Arap Grubu (The Arap Group /le pouvoir des conseils) ve Cezayir Marksizm’in Propagasyonu Grubu (Algerian Group) tarafından imzalandı.

Arap sürrealistlerin ‘’Arsenal’in Arap muadili’’ olarak tanımladıkları gazeteleri, Le Desir Libertaire, Arap basınında büyük tartışmalara yol açtı. Coşkulu devrimci karakteri, anti-milliyetçiliği ve din karşıtlığı sebebiyle tüm Arap ülkelerindeki postalardan ve kitapçılardan yasaklanmıştır (Paris’te sürgün kişiler tarafından üretilmiştir).

Yakın tarihli bir mektupta A.K. El Janaby, Şehir Işıkları Antolojisinin(City Lights Anthology) sürrealist bölümünü başlatan Geleceğin Deniz Feneri (Lighthouse of the Future) manifestosunun Arapça versiyonunu yayınlama tasarısını not etti.

ARAP SÜRREALİST HAREKETİ MANİFESTOSU,1975:

Bezginlikle hayatta kalma kalıntılarını ve entelektüellerin kül tablası kafalarını dolduran fakirleşmiş rasyonel fikirleri kenara attık.

1)Bireyleri ve kitleleri, burjuva düzeninin baskıcı ‘’neden’’ ini de kapsamak üzere, her türlü baskıya karşı içgüdülerini serbest bırakmaya teşvik ediyoruz.

2)Yönetici sınıfın büyük değerleri (anavatan, aile, din, okul, kışlalar, kiliseler, camiler ve diğer çürümeler) bizi güldürüyor.

3)İçimizdeki ölüm dumanını boğmak için anavatana haykırıyoruz. Biz anavatan fikri ile dövüşüyor ve alay ediyoruz. Birinin anavatanını onaylamak, insanın bütünlüğünü aşağılamaktır.

4) Günde 24 saat düzeni yıkmayı planlıyoruz. Sadece üzerimize dayatılan bu yeni taş devrinin düşmanları olduğumuz için değil, her şeyden önce yıkıcı faaliyetimiz sayesinde yeni boyutlar keşfedebileceğimiz için kurulu her şeye karşı sadistik arzuları harekete geçiriyoruz

5)Şair, şiirin tarihsel dönüşümünü gerçekleştirmede kendisini fark etsin diye biz hayal gücünün iksiriyle entelektüel atmosferi zehirliyoruz:

a)formdan maddeye doğru;

b)kağıtta asılı olan basit kelimelerden hayalin çekici bedenine kadar hayalle gerçekliği birbirinden ayıran her şeye son verene dek sönümleyeceğiz.

Sürrealizm, gerçek dışı olanın hayata geçmesinden başka bir şey değildir.

6)Camileri ve sokakları; bedene geri dönen, her karşılaşmada alevlenen, o ana kadar sır gibi saklanan seks skandalıyla patlatıyoruz.

7)Dili, kapitalist karmaşanın hapishanelerinden ve borsasından kurtarıyoruz.

Günümüz dilinin, toplumsal dönüşüm sürecinde ve devrimci saldırının bir ifadesi olarak çalkantılı bir güç olmak yerine sadece bir amaçla insan beyninin deposunda karmaşık bir savunma kelimesi olduğu açıktır: Bireyin, mevcut toplumun yasalarına tam bağlılığını kanıtlamasına, gündelik gerçekliğin (yani baskının) mahkemelerinde bir avukat olarak ona yardım etme amacı. Sürrealizm bu aşağılık gösteriye şiddetle saldırmakta, “düşüncenin gerçek işleyişine” dair tüm engelleri ortadan kaldırmaktadır (Andre Breton).

Yazarken, hafızamız bu dili eski dünyadan çıkarır. Yazmak, dilimizin devrimin derinliklerinde konuşma dilini yeniden yaratmayı başarabildiği bir oyundur.

Sürrealizmimiz, ‘’Arap anavatanı’’ olarak adlandırdıkları şeyin yıkımını ifade ediyor. Bu mazoşist hayatta kalma dünyasında, sürrealizm agresif ve şiirsel bir yaşam biçimidir. Proletaryanın isyankâr şafağını kapsayan, en sonunda devrimci anı yeniden keşfetmemize fırsat veren yasaklanmış alevidir: İşçi konseylerinin ışığı sevdiklerimiz tarafından derinlemesine hayran olunan bir hayat gibidir.

Sürrealizmimiz, yaşamda ve sanatta; estetik dünyasına ve diğer yozlaşmış kategorilere karşı daimi devrim, tüm gerileyen güçlerin ve engellemelerin yıkımı ve değiştirimidir.

Yıkıcılık, sürrealizme bağlı olarak tarihi olaylarda olduğu gibi aynı şekilde bağlı bulunur.

Maroin DIB (Suriye), Abdul Kadar EL JANABY (Irak), Faroq EL JURIDY (Lübnan), Fadil Abas HADI  (Irak), Farid LABIRY (Cezayir), Ghazi YOUNIS (Lübnan)

 

Çevirmen: Özgenur Aydın

Kaynak: libcom.org