Antik Yunan’da mimari

Antik Yunan’da mimari

Antik Yunan mimarları, genel olarak Yunan sanatının ayırt edici özellikleri olan işçiliğin kesinliği ve mükemmelliği için çabaladılar. M.Ö. 6. yüzyıl kadar erken icat edilen formüller son iki bin yılın mimarisini etkilemiştir. Arkaik ve Klasik Yunan mimarisindeki iki ana düzen Dor ve İyonik’tir. İlkinde, Dor düzeninde sütunlar yivlidir ve tabanı yoktur. Başlıklar, düz bir levha, abaküs ve echinus olarak bilinen yastık benzeri bir levhadan oluşan iki parçadan oluşur. Başlığın üzerinde üç bölümden oluşan saçak bulunur: arşitrav, friz ve korniş. Arşitrav, guttae olarak bilinen mandalların tutturulduğu dar bir bant dışında süssüzdür. Frizde, dönüşümlü olarak triglifler (üç çubuk) ve metoplar, genellikle kabartma heykellerle süslenmiş taş levhalar vardır. Binanın her iki ucundaki duvarlarla çevrelenen üçgen alan olan alınlık, genellikle önce kabartma ve daha sonra yuvarlak olmak üzere heykellerle süslenmiştir. Arkaik Dor mimarisinin en iyi korunmuş örnekleri arasında M.Ö 6. yüzyılın ikinci çeyreğinde inşa edilen Korint’teki Apollon tapınağı ve M.Ö 500-480 civarında inşa edilen Aegina’daki Aphaia tapınağı sayılabilir. İkincisi ise, Attica’daki M.Ö. 6. yüzyılın sonu ile 5. yüzyılın başı arasındaki stilistik gelişimi örnekleyen en az üç farklı pediment heykel grubuna ait.

Mimarinin İyonik düzeninde, tabanlar Dor düzeninden daha fazla dikey akışı olan sütunları destekler. İyonik sütun başlarında, bir grup palmiye yapraklı süs üzerinde kalan iki volüt vardır. Abacus dardır ve Dor düzeninin aksine, bu durum genellikle üç basit yatay banttan oluşur. İyonik düzenin en önemli özelliği, genellikle binanın çevresinde aralıksız bir şekilde sıralanan kabartma heykelleriyle oyulmuş olan frizdir.

Genel olarak, Dor düzeni Yunan ana karada ve çok sayıda Yunan kolonisinin bulunduğu İtalyan yarımadasındaki sahalarda ortaya çıkmaktadır. İyonik düzen Asya Kıtası ve Yunan adalarında Yunanlılar arasında daha popülerdi. Korint düzeni (Corinthian) olarak bilinen üçüncü Yunan mimari düzeni, ilk olarak son Klasik dönemde gelişse de Helenistik ve Roma dönemlerinde daha yaygındı. Korint düzeni sütun başları, akantus yaprakları, spiraller ve palmetlerle* süslenmiş çan şeklindeki yuvarlak sütün başlarından oluşur. Ayrıca her köşede küçük bir çift volüt vardır; bu nedenle sütun başı her taraftan aynı görünür.

Mimari düzen yalnızca sütun değil aynı zamanda mimarinin tüm bileşenleri arasındaki ilişkileri de etkilemektedir. Sonuç olarak, bir Yunan binasının her parçası genel yapısının ayrılmaz bir parçasıdır; tüm binanın yeniden inşa edilmesinde kalıplama parçası kullanılabilir. Antik Yunanlılar pek çok türde bina inşa etse de Yunan tapınağı Yunan mimarisinin amaçlarını ve yöntemlerini en iyi şekilde temsil ediyor. Tapınak tipik olarak bir dikdörtgen (oblong) plan ve dört tarafı çevreleyen bir veya daha fazla sütun satırından oluşuyordu. Tapınağın dikey yapısı, simetri ve uyum ilkeleriyle birleştirilmiş formların sabit bir düzeni olan bir düzene uymuştur. Genellikle bir pronaos (ön veranda) ve bir opistodomos (arka veranda) vardı. Tapınağın üst öğeleri genellikle çamur tuğlası ve keresteden, binanın platformu ise kesilmiş duvardan yapılmıştı. Sütunlar genellikle kireçtaşı veya tüfa gibi yerel taştan oyulmuştur; daha önceki tapınaklarda sütunlar ahşaptan yapılmış olurdu. Mermer, Pentelic ve Kiklad Adaları’ndan kalma mermerler ile süslenmiş Atina’daki Partenon gibi pek çok tapınakta kullanıldı. Yunan tapınağının iç mekânı, karakteristik bir kült heykelinin bulunduğu bir tapınak olan celladan* ve bazen hazinenin ve adak adaklarının saklandığı bir veya iki girişten oluşuyordu.

Mermer ve kireçtaşı ocağı ve nakliyesi maliyetli ve emeği yoğun bir işti, genellikle bir tapınağın kurulma maliyetini oluşturuyordu. Örneğin, Pers Savaşları’ndan sonra Atina’nın topladığı ganimet, Perikles’in Parthenon (M.Ö. 447-432) ve Athenian Akropolis’teki diğer eserleri içeren kapsamlı inşaat programına atılmasını sağladı. İnşaatın her aşamasına katılan bir Yunan sivil veya dini organ, mimar ile uğraşmaktaydı. Genellikle taşı seçer, ekstraksiyonunu ve taş ocağındaki her parçayı kabaca şekillendiren zanaatkarları denetlerdi. İnşaat alanında uzman heykeltıraşlar bloklara son şeklini verirken işçiler de her birini yukarı taşırlardı. Taşların sıkı bir şekilde oturması, harç kullanılmadan yerinde tutmak için yeterliydi; taşa gömülü metal kelepçeler depremlere karşı yapıyı güçlendirmekteydi. Çeşitli vasıflı işgücünün birliği sonucu bir tapınak inşa edilmekteydi. Taş blokları ve heykelleri kaldırmak ve çatılara seramik fayanslar yapmak için gereken ahşap iskeleyi inşa etmek için işçiler görevlendirilmekteydi. Metal işçiler, taş blokları sağlamlaştırmak ve frizler, metoplar ve alınlıkların üzerindeki heykeller için gerekli bronz aksesuarları tasarlamak için kullanılıyordu. Yunan ana karadan ve yurtdışından heykeltıraşlar, tapınak binasının saçakları için kabartmalı heykeller oydular. Ressamlar heykel ve mimari öğeleri boyalı ayrıntılarla süslemek için uğraştılar.

*Volüt: İyon, Korint ve diğer şehir devletlerinin başkentlerinde bulunan sarmal bir süs

*Palmet: Palmiye ağacının yelpaze biçimindeki yapraklarını andıran bezeme öğesi.

*Cella: Antik Yuna ya da Roma tapınaklarında ayinlerin yapıldığı, orta kısımda yer alan bölüm

Yazar: Colette Hemingway

Kaynak: The Met

Çeviren: Pınar Canpolat

Düzenleyen: Elif Rana Yılmazlar

Leave a comment