2016’nın sonlarında günümüz Ürdün’ünde gün yüzüne çıkarılan büyük bir Roma dönemi mezarında bulunan, son derece iyi korunmuş birtakım sanat eserleri ve el yapımı kalıntılar, yaklaşık iki bin yıldır bölgede var olan kültürlerin zengin eserlerine ufak bir bakış açısı sağlayıp uluslararası araştırmacıları şaşırtmaya devam ediyor.

2017 baharından bu yana bölgede çalışan uzman tarihçiler, arkeologlar, çevreciler ve mimarlardan oluşan kurul, burada buldukları bir parçadan özellikle hoşnutlar.

Elli iki metrekarelik yeraltı odasının duvarları, resmedilen figürlerin ne yaptığını anlatan bir yazının eşlik ettiği duvar çizimleri ile donatılmış ve araştırmacılara göre antik bir çizgi romandan çok da farklı sayılmazlar.

“Bir kısmını çoktan çözülmüş olan ve siyah renkle boyanmış bu ortalama altmış civarındaki yazının en ayırt edici özelliği, yerel Arami dilinde ancak Yunan harfleriyle yazılmış olmaları” diyor Antik Dünyaların Kaynağı ve Tarihi’nden Jean-Baptiste Yon, CNRS News’a. İkisinin birleşimi oldukça nadir görülür ve bu birleşim de araştırmacıların Arami dilinin yapısını ve gelişimini daha iyi anlamaları konusunda yardımcı olacaktır.

Tabii bahsettiklerimiz, bu konu hakkındaki tek olağan dışı şey değil bile.

“Yazılar, karakterlerin ne yaptıklarına dair açıklamalar içeren eylemleri betimlemeleri açısından çizgi romanlardaki konuşma balonlarına benziyor (‘Taşı kırıyorum!’ ya da ‘Ah yazık bana, ölüyorum!’ gibi) ki bu da gerçekten sıra dışı.”

Capitolias şehir alanının Dionysos ve diğer tanrıların yardımıyla temizlenmesi. Tanrıların insanlarla bu şekilde etkileşiminin tasvirleri Yunan-Roma sanatında oldukça ender görülür.

Mezar, Bayt Rad kasabasındaki bir okulun girişinin altında keşfedildi. Milattan sonra birinci yüzyılda bu mekân, Decapolis’i teşkil eden on şehir devletinden biri olan Capitolias’a ev sahipliği yapmıştı. Tarihi kaynaklarda Roma hâkimiyeti altında ama daha çok yarı-özerk olduğu bilinen bu yerleşim yerleri, yerli Sami kültürlerinin bulunduğu bir alanda Yunan ve Roma ticaretinin ve kültürel etkisinin merkez üssü haline gelmişlerdi.

Mezar bir büyük oda ve iki cenaze odası barındırmaktadır –ki bu cenaze odalarından birinde, fiziksel açıdan harika muhafaza edilmiş büyükçe bir mermer lahit bulunur. Yaklaşık olarak iki yüz altmış figürün çeşitli anlarını ele alan sayısız resim, ana odanın üç farklı duvarında yer almaktadır ve Judaea’nın başkenti Caesarea Maritima ile Capitolias’ın koruyucu tanrılarına adak adayan bir rahip tablosunu temel alan biçimsel anlatımıyla göze çarpmaktadır.

Girişi solundaki bir fresk, yataklarına uzanan tanrıların küçük insanların adakları ile ziyafet çektiklerini resmederken bir başka duvar resmi de üzüm asmalarıyla ilgilenen, meyve toplayan ve öküzlerle tarlaları süren çiftçilerle dolu bir kır manzarasını göstermektedir. İlginç şekilde bir diğer pano da, araştırmacılara göre Yunan-Roma tasvirlerinde çok ender bir görülen bir şekilde, tanrıların yardımıyla birçok türden ağacı kesen oduncuları resmeder.

Sağ duvardaki bir resim; taş kesiciler, ustabaşıları, işçiler ve hatta birtakım yapım kazaları ile dolup taşan taştan bir duvarın inşasını resmetmektedir. Tavanda ve merkezin çevresinde ise bir denizcinin ve su perileri ile burç sembolleriyle bezeli Nil Nehri temalı bir görselin çok daha geleneksel bir tablosu yer almaktadır.

“Elbette Decapolis’teki diğer Roma mezarları da görkemli mitolojik süslemelerle dolu, ancak hiçbiri ikonografi alanına bunun kadar ışık tutmayı başaramaz.”

“Bütün bu sebeplerden ötürü Bayt Ras’ın yeni, boyalı mezarı; dini, politik ve sosyal tarihinin olduğu kadar Roma Yakın Doğusu’nda bir Yunan şehrinin kültürel etkileşimlerine açılan bir pencerenin sıra dışı bir örneği.”

Hâlihazırda sürdürülen araştırmaların ilk sonuçları Ocak 2019’da Ürdün Uluslararası Tarih ve Arkeoloji Konferansı’nda sunulacak.

 

Yazar: Aliyah Konver

Çevirmen: Berna Ece Gündüz

Kaynak: IFL Science