Niagara Şelaleleri’nden bir fıçının içinde geçmeyi düşünen ilk gözüpek, manşetlere çıkmayı isteyen genç bir delikanlı değildi. Sisin Kraliçesi olarak kendine biraz emeklilik parası sağlamaya çalışan 63 yaşındaki bir öğretmendi.

Fıçı içinde Niagara Şelaleleri’nden geçen ilk insan olan Annie Edson Taylor’ın sadece faturalarını ödemek için biraz şöhrete ihtiyacı vardı, fakat durum hep böyle olmamıştı. Edson 1838’de Auburn’da (New York) doğmuştu ve gayet iyi bir şekilde yetiştirilmişti. Niagara Şelaleleri resmi tarihçisi Sherman Zavitz Edson’un “aşırı kuralcı” bir insan olduğunu belirtiyor ve buna kanıt olarak da Edson’un hayatıyla ilgili ona anlatılan, “bir hanımefendinin karşısında fıstık yedikleri” için bir çocuğu azarladığı hikayeyi sunuyor.

Taylor öğretmen olarak kariyerine 18 yaşındayken aldığı ve müstakbel kocası David Taylor’la da tanıştığı 4 yıllık bir kurstan sonra başladı. Çiftin ilerleyen zamanlarda doğumundan günler sonra ölen bir erkek çocuğu oldu. Ailenin trajedisi David İç Savaş sırasında ölünce devam etti.

Kocasının ölümünden sonra Taylor ülkede farklı yerlerde çeşitli öğretim işleri yaptı. 60’larında onu neredeyse sefil bırakan menkul bir hayat yaşamaya başladı. Yine de tamamen bir göçebe değildi; Texas ve Mexico City gibi yerlere gitmek için yola düşmeden önce kısa süre için Bay City, Michigan’a yerleşti ve şehirdeki ilk dans stüdyosunu açtı.

  1. yy yaklaşmışken sefil hayatını beğenmemeye başlayan Taylor ilerleyen yaşlarında banka hesabını dolduracak yollar düşünmeye başladı. Zavitz’in anlattığına göre Edson gazetede şelalelerin dibindeki girdaplardan sağ salim çıkan gözüpek insanlarla ilgili bir yazı okudu. Bu ona daha iyisini yaparak şelaleden fıçıyla geçme fikrini verdi. Eğer hayatta kalırsa ünlü olurdu. “En ufak bir şüphesi yokmuş gibi görünüyordu” diyor Zavitz, “Edson son derece azimli bir insandı. Eğlenceli bir insan. Pozitif bir insan. Bu yüzden bunu yapabileceğinden, hayatta kalacağından ve iyi para kazanacağından da oldukça emindi.”

Bölgeden yönetilen bir fuar olan Pan-Amerika Fuarı 1901’de Mayıs’tan Kasım’a kadar devam edecekti, bu yüzden Taylor da gösterisini 24 Ekim’e, yani 63. doğum gününe planladı (fakat yaşını 43 olarak belirtmişti). Ölüme meydan okuyan düşüşüyle büyük bir kalabalık çekeceğine inanıyordu.

Taylor’ın düşüşü için seçtiği fıçı kendi tasarımı, yaklaşık 1.50 metre yüksekliğinde ve 0.9 metre genişliğinde bir fıçıydı. Beyaz meşeden yapılmış, demir halkalarla tutturulmuş levhalardan oluşan basit bir fıçıydı. Fıçının içinde çarpma etkisini azaltmak için bir şilte ve Taylor’un fırlamasını önlemek için deri kayışlar vardı. Ayrıca fıçının mümkün olduğunca yukarı dönük durmasını sağlamak için 90 kiloluk bir örs de yerleştirilmişti.

Taylor tasarımını test etmeden hareket etmedi. Gösteriden iki gün önce ev kedisini fıçının içinde şelaleye bıraktı. Kedi kafasındaki birkaç kesik dışında düşüşü atlattı, Taylor da fıçının üstünde oturan ve neredeyse boğulan veya ezilen bir test hayvanı için oldukça sakin görünen bu kediyle birlikte büyük olasılıkla en ünlü fotoğrafını çekti.

Taylor’ın testi başarılı çıkmasına rağmen ona bu gösteriyle ilgili yardım edecek olan insanlar şüpheci davranıyordu. Menajeri Frank M. “Tussy” Russell eğer Taylor gösteri sırasında ölürse Amerika ve Kanada’da adam öldürme suçundan yargılanacağı konusunda uyarılmıştı. Hatta gösterinin gerçekleştiği gün bile ekiptekilerin Taylor’un intiharına yardım ettikleri korkusu yüzünden fıçının bırakılması birkaç kez ertelendi.

Yine de 24 Ekim saat 16.00’dan hemen sonra ekibin yardımıyla fıçıya girdi ve bir bisiklet pompasıyla birlikte kapatıldı. Fıçı suya bırakılırken birkaç bin kişi izliyordu.

Fıçı akıntının Kanada tarafındaki Horseshoe Şelalesi’ne doğru çekilirken zararsız görünüyordu. Daha sonra şelalenin gücüyle ivmelendi ve düştükten sonra gözden kayboldu. Birkaç dakika sonra sapasağlam bir şekilde akıntının ilerisine doğru sürüklendiği görüldü. Fıçı nehir üstündeki bir kayada durdu ve Taylor’ın yardımcıları hemen fıçıya yöneldi. Biraz zorlandıktan sonra çıkarılan Taylor’ın ilk sözleri “Düştükten sonraki birkaç saniye bilincimi kaybetmem dışında fıçıda bulunduğum her an dua ettim.” oldu.

Taylor çileyi sadece başındaki bir kesikle atlatmıştı, o da çıkarılırken olmuş olabilirdi. Cesur gösterisini yapmış, kendi fıçılarında şelaleden atlayan diğer insanların önünü açmıştı. Artık oturup zenginliğinin sefasını sürebilirdi. Zerrelerin Kraliçesi olmuştu.

Ne yazık ki akmaya devam eden tek şey şelaleydi.

Olaydan sonra Taylor’ın menajeri daha sonra muhtemelen Taylor’a para kazandıracak konuşmalarda önemli bir destek olacak fıçıyı alarak kaçtı. Zavitz “Sahne çıkışları çok da başarılı değildi,” diyor, “Bu tarz şeyleri becermeyi sağlayan karizma, karakter veya her neyse onda yok gibiydi”. Her ne kadar Taylor gösteriden sonra ün kazansa da bu ün umduğu kadar büyük değildi. Kazandığı para çalınan fıçıyı bulmak için görevlendirilen özel dedektiflere gidiyordu. Sefil hayatına geri dönüş yapmıştı ve fıçı da hiç bulunamadı.

Taylor fotoğraflar için poz verip hayatını anlatan kitapçıklar satarak para kazandıysa da hiçbir zaman gençliğinde sahip olduğu servete kavuşamadı. 1921’de, 82 yaşındayken hayatını kaybetti ve Niagara Falls’ta (New York) bir mezarlıkta, birkaç diğer “gösterici”nin yanına gömüldü. Zavitz isimsiz bir yoksul mezarında olmamasının tek nedeninin Niagara Falls’taki birkaç tanıdığı olduğunu ifade ediyor. “Öldüğünde tamamen yoksuldu” diye ekliyor.

Her ne kadar etkileyici gösterisi ona hayallerindeki ün ve parayı kazandırmasa da Annie Edson Taylor’ın maceracı hayatı unutulmuş değil. Zavitz “Pek çok yönden ona imreniyorum,” diyor, “Enerjisi, cesareti. Ben onun bir anlamda kadın hakları şampiyonu olduğunu düşünüyorum, çünkü 1901’de kadınlar böyle şeylere karıştırılmıyordu”.

 

Yazar: Eric Grundhauser

Çevirmen: Bengi Bayar

Kaynak: Atlas Obscura