Mülteciler artık manşetlerde gözükmüyorlar. İnsanların ıslahevinde çürümesine yol açan gerçek budur. Binlerce insanı tehlikeli gettolarda yaşamaya zorlayan gerçek bu. İnsanların savaş ve anlaşmazlıktan dolayı yer değiştirmesi tamamen yeni değil, fakat bu durumu manşetlere geri getiren kriz yeniydi. Irak ve Afganistan’da devam eden tahribatın yanı sıra Suriye’de vahşi bir savaş, milyonlarca insanın evlerini terk etmek zorunda kalması anlamına geldi. Birçoğu için zulüm görüp katledilmek buna tek alternatifti.

Mülteciler, gidecek bir yeri olmayan ve acil yardıma ihtiyaç duyan binlerce anne, kardeş ve eş bu yüzden kaçtı. İlk önce birçok öngörüsüz politik tartışma için bir yanma noktası olarak kullanıldılar. Daha sonra unutuldular, kalabalık botlarda boğulmalarına göz yumuldu veya izole edilmiş kamplarda itibarsızca gözaltına alındılar.

Yunanistan, kitlesel akına karşı Avrupa’daki herhangi bir ülke kadar savunmasızdı. On yıl süren ekonomik daralma ve siyasi karışıklık, kıyılarına gelen göçmen seli için hazır olmadığı anlamına geliyordu. Yine de mültecilerin kuzey ve orta Avrupa’ya yaptığı çok tehlikeli yolculuklar için yararlı bir konaklama alanı oldu. Avrupa Birliği ve Türkiye arasında Mart 2016’da yapılan bir anlaşma ise Balkan yolunun aniden kapatıldığı anlamına geliyordu. Binlerce savunmasız insan Yunanistan’da yasal hakları, sağlık hizmetleri ve hatta sığınakları olmadan mahsur kaldı.

Böylesi bir durum umutsuz görülebilir. Ancak Aniko Futbol Kulübü bununla ilgili bir şeyler yapıyor.

Thomas Farines, “Her zaman Football Manager (Futbol Menajeri) oynuyorsun ve televizyonda futbol izliyorsun. Neden bunu kullanıp bir şeyler yapmıyorsun?” diyerek çabasına girişti. 2012’de yüksek lisans yapmak için İngiltere’ye taşındıktan sonra, akademik hayata dair kuşkuları başladı. Fanatik bir futbol taraftarı olan Farines, sadece bir yıl sonra eski ortağının tavsiyesini dinleyerek birinci seviye koçluk sertifikası aldı. Futbol aracılığıyla yoksun insanlara yardım etmeyi amaçlayan bir hayır kurumu olan Football Without Borders’da [Sınırları Olmayan Futbol] bir iş olanağı bulunca tereddüt etmeden işi aldı.

Farines, Birleşmiş Milletler’in Cenevre’deki Gelişim ve Barış için Spor Ofisi’nde yer aldığı altı aylık bir dönem de dahil olmak üzere, tam dört yıl boyunca gönüllü olarak çalıştı. Sonunda yüksek lisansını bitirdi fakat hayatının geri kalanında ne yapmak istediğine dair hiç şüphesi yoktu.

2015’de Calais’deki “Orman” lakaplı mülteci kampını ziyaret ederken yardım görevlisi ve Worldwide Tribe’ın [Dünya Çapında Kabile] kurucusu Dan Teuma ile tanıştı. Anında birbirleriyle anlaşarak gelecekte üzerinde birlikte çalışabilecekleri bir proje bulma sözü verdiler. Dunkirk’te Liberté Cup adlı başarılı bir turnuva tertip ettikten sonra Farines, Yunanistan’da Selanik’ten bir çağrı aldı. Bizimle olan görüşmesinde Farines, “Dan orada bir yardım kuruluşuyla çalışıyordu, oradaki mülteci kamplarının birinin dışında mülteciler için bir topluluk alanı düzenliyordu ve futbol oturumları başlatmak istiyordu” diye açıkladı.

Mülteci nüfus yeni bir yere taşındığında topluluk alanı kapandı. Buna rağmen Teuma ve Farines devam etmeye kararlılardı. “Dan ve ben oturduk ve buna gerçekten devam etmek istediğimize karar verdik. İlk başlarda fikir, Selanik’te birkaç projenin gerçekleşmesini sağlayabilecek ve çalışmamız için bir merkez işlevi görecek bir organizasyon yaratmaktı” dedi.

Teuma işin danışmanlık aşamasını halledecek, reklamını yapacak ve ortaklar bulacaktı. Bir süre sonra ise bir projenin diğerlerinden daha etkili olduğunu fark etti. Farines “Futbol çok iyi işliyordu,” diye anımsıyor. “Ocak ayında büyümemizi yönetmenin en iyi yolunun kaynaklarımızı buna adamak olduğunu fark ettik. Acil durum müdahalemizi ve bilgi paylaşım işlemlerimizi durdurduk ve enerjimizi Aniko FC’yi başarılı yapmaya ayırdık.”

Aniko FC’nin hedefi – FC İngilizce olarak kullanılıyor – basittir. Evlerindeyken mültecilerin işleri ve rutinleri, yaşadıkları yerde sıkıntıyı ve endişeyi önleyen günlük hayatları vardı. Kulüp bunu onlara geri vermek, ansızın parçalanmış hayatlara bir çeşit normallik sağlamak istedi. Tüm dünyada anlaşılan bir oyun olan futbol, insanları sürekli eli kulağında kalan iltica kararları veya tehlikede olan aile üyeleri için endişelerden uzaklaştırabilecek, kullanışlı bir dikkat dağıtma yöntemiydi. Etkisi çoğu kez, insanların gün içinde yapacak bir şeyleri olması kadar basitti.

Farines, “Katlanarak büyüdü” diyor. “Şu anda devam eden üç projemiz var. Aralık ayından beri Terre des Hommes ve Norveç Mülteci Konseyi ile ortaklaşa futbol oturumları düzenliyoruz. Bunlar esas olarak 15 ila 30 yaşlarındaki genç erkeklere odaklanır ve asıl objektif oyuncuların sadece fiziksel ve teknik olarak gelişmesine değil zihinsel olarak da gelişmesine yardımcı olmaktır. Onların güvenlerini yeniden kazanmalarını ve umarım Yunan kulüpleri için oynayarak devam etmelerini istiyoruz.’’ Oturumlar o kadar popülerdi ki, iki ay içinde haftalık oturum sayısı iki katına çıktı.

Selanik’te bir saha bulmak kolay bir iş değildi. Neredeyse bir milyon kişiye ev sahipliği yapan bir şehirde 280 futbol takımı ve onlara temin edilen sadece 60 futbol sahası var. Farines gülerek “Elbette buradaki herkes futbol oynamak istemiyor, fakat bu durum bir yer bulmayı zorlaştırıyor” diyor. Bu, kendisi de finansal problemlerden dolayı güçlük çeken yerel dev Iraklis’in kendi sahalarından birinin kira ödemeden kullanılmasını teklif ettiği zamana kadardı. Aniko teklifi havada kaptı, mültecileri gelip oynamaya davet etti.

Aniko’nun düzenledikleri futbol antrenmanlarından ibaret değil. İngiltere merkezli yardım kuruluşu ayrıca yerel oyunlara da düzenli geziler düzenlemekte. Mültecilere Yunan futbol atmosferini tatma ve maç günlerinde tribünlere katılma fırsatı veriyor. Farines, “Ayrıca ayda bir kez topluluk etkinlikleri düzenliyoruz,” diye ekliyor.

Football For All [Herkes İçin Futbol], her dört haftada bir bir dizi dostluk maçı için mültecileri ve gönüllüleri şehir sakinleri bir araya getiriyor. Üç saatlik bağlanma, kahkaha ve futbol, sadece bir öğleden sonra için dahi olsa daha önemli sorunları bir kenara itiyor. Maç bittiğinde, katılımcılar birlikte yemek yemeye ve birbirlerini tanımaya davet ediliyor. Her ay daha fazla insan katılıyor.

“Her zaman yerel toplulukla etkileşim kurmanın yollarını bulmakla uğraşmıştım. Bence insanların yerel meselelere sahip çıkması önemli,” diyor Farines. “Yetkililerin ve hükümetin bu tür şeylere yardım etmesini her zaman beklememeliyiz.”

Peki mültecilerin kendileri ne olacak? Farines, onların kulübe katılmasının yararı olduğunu düşünüyor mu? “Kesinlikle. Bazı insanlar ilk geldiklerinde ve oynamaya başladıklarında başlarının eğik durduklarını ve tam anlamıyla güvende hissetmediklerini görebiliyorsun. Bu davranışta bir değişiklik görüyorsunuz. Birbirleriyle daha fazla iletişim kurabilecekleri yollar yaratmaya çalışıyoruz çünkü geliştiklerini, daha iyi hissettiklerini ve gerçekten oynamaktan ve katılmaktan zevk aldıklarını görüyoruz.”

İletişim, projelere binlerce kilometre uzakta bulunan ülkelerden gelen 25 milletin katılımıyla ortaya çıkan ciddi bir sorun. Farines “Bazen Babil Kulesi’ndeymişiz gibi hissettiriyor,’’ deyip gülüyor. “Şu andaki esas zorluğumuz bu – oyuncular hakkında nasıl daha fazla bilgi edinebiliriz, onlarla nasıl daha iyi iletişim kurabiliriz?”

Dil engeli, eğlenceye mâni oluyor gibi görünmüyor. “Oturumlarımıza katılmaya devam edip stadyuma tekrar ne zaman gideceklerini soruyorlar” diyor. ‘’Mülteciler burada ailenin bir parçası gibi hissediyor. Bu, kamplarda ya da izole edilmiş bir konaklama yerindeki günlük yaşam senaryolarından farklı bir şey.”

Afganistanlı bir mülteci olan Abdullah, “Futbol oynarken geçmişi unutuyorum” diyor. “Beynim sadece sahada oluyor ve çok iyi hissediyorum.”

Ya Selanik’teki yerel topluluk? Projeyi benimsediler mi? Farines, “Bu bizim temel amaçlarımızdan biri’’ diyor. Selanik, Yunanistan’ın Osmanlı İmparatorluğu’ndan kurtarıldığı son parçalardan biriydi. 1922’de Yunan-Türk savaşının sonunda kabul edilen anlaşmanın bir parçası olarak, iki ülke arasında mülteci değişimi yapıldı. Yunanistan’da yaşayan Türkler eve geri döndü ve oradakiler de buraya geldi.

“Birçok insan bu mirası unutuyor fakat buradaki ailelerinin çoğu eskiden mülteci olan sevdikleri vardı. Bazı noktalarda kin olabiliyor ancak burada yaşayanların çoğu çok misafirperver ve gerçekten yardım etmek istiyorlar. Katılmak istiyorlar. Farines, “Buradaki insanlar tarafından her zaman sıcak bir şekilde karşılandık,” diyor.

Peki ya gelecek? Farines, Aniko ve futbol projesini 10 yıl içinde nerede görüyor? “Futbolu, farklı topluluklardan ve toplumsal sınıftan insanları bir araya getirmek amacıyla kullanmak için daima fırsatlar olacak,” diyor. “Kendimizi ispatlamak istiyoruz ama ayrıca buradaki insanların kendilerini güçlü hissettikleri noktaya ulaşmak istiyoruz. Yerel halkın ve mültecilerin bu projeye sahip olmaları ve büyümesine yardımcı olmalarını istiyoruz. Altı ayda bir işlerin nasıl gittiğini görmek amacıyla sohbet için tekrar gelebiliriz fakat burada sadece bunun uğruna çalışmakla ilgilenmiyoruz. Problemin çözülmesine, sosyal kapsayıcılığı ve mültecilere yönelik olumlu davranışları teşvik etmeye yardımcı olmak istiyoruz. Bizimki gibi bir organizasyon için her zaman bir yer olacak.’’

Maalesef burada mülteciler çoğunlukla gettolara sokuluyor. Bu entegrasyon değil. Bu yanlış. Birisini topluma entegre istediğinizde onu topluma sokarsanız, izole etmezsiniz.”

Aniko küçük olabilir ama pes etmeye niyetleri yok. “Küçük şeylerin dünyayı değiştirme gücü olduğunu düşünüyorum” diyor. “Futbol en şaşırtıcı araçlardan biri çünkü herkes tarafından seviliyor. Irkçılık ve ayrımcılık sadece bilinmeyen korkusundan gelir. Eğer biriyle uzlaşma çabası yoksa, hayatınızı korku içinde yaşarsınız.”

Eğer futbol bu savaşın bir parçası olabilirse, Farines diyor ki o zaman kullanmamak aptallık olur. “Mülteciler kendilerini ayıran ülkelerden uzağa binlerce kilometre yol kat etmiş olabilirler ancak onlar sadece normal insanlar. Sıradan bir hayat istiyorlar, işe gitmek, kitap okumak ve futbol izlemek istiyorlar. Tıpkı senin ve benim gibiler. Burada yaptığımız şeylerin çok güçlü olduğuna inanıyorum,’’ dedi ve “Hayatı gerçekten altüst olmuş insanlara yardım ediyoruz.” diye bitirdi.

Aniko henüz bir yaşında bile değil ama bunun dışında hiçbir şeye sahip olmayan insanlar için bir fark yaratıyor. Mültecilerin on yıl içinde nerede olacağını kimse bilemez ama kesin olan tek şey var; bu minik kulüp her zaman onların yanında olacak.

 

Yazar: Christopher Weir

Çevirmen: Özgenur Aydın

Kaynak: These Football Times