Amerikan rüyası vs. Avrupa rüyası

Amerikan rüyası vs. Avrupa rüyası

Hangi rüya dünyadaki tüm insanlar için daha iyi bir gelecek sağlayacak?

Amerikalılar, özgür olmanın ve bununla birlikte güvende olmanın ne anlama geldiğine dair olumsuz bir bakış açısına sahiptir. Bizim için özgürlük, uzun zamandır bağımsızlıkla ilişkilendirilmiştir. Kişi özerkse, kendi kontrolü dışındaki olaylara ya da başkalarına bağımlı değildir. Özerk olmak için kişinin varlıklı olması gerekir. Kişi dünyada ne kadar zenginleşirse, o kadar bağımsız olur. İnsan bağımsızlığıyla ve kendi kendine yetiyor oluşuyla özgürleşir. Zenginlik, ayrıcalıklı olmayı; ayrıcalıklı olmak ise güveni sağlar.

Yeni Avrupa rüyası ise özgürlük ve güveni neyin oluşturduğuna dair farklı varsayımlara dayanmaktadır. Avrupalılar için özgürlük özerklikte değil, ekonomik gömülmede* (embeddedness) bulunur. Özgür olmak, başkalarıyla birbirine bağımlı sayısız ilişkiye girme imkanına sahip olmaktır. Kişi ne kadar çok topluluğa erişirse, anlamlı ve dolu dolu bir hayat sürmek için o kadar çok seçeneğe ve tercihe sahip olur. İlişkiler ile kapsayıcılık; kapsayıcılıkla birlikte güvenlik gelir.

Amerikan rüyası ekonomik büyüme, kişisel servet ve özgürlüğe vurgu yapar. Yeni Avrupa rüyası daha çok sürdürülebilir gelişmeye, yaşam kalitesine ve dayanışmaya odaklanır. Amerikan rüyası meslek ahlakına saygı gösterir. Avrupa rüyası, boş zamanın olduğu ve iş yükümlülüğünün olmadığı bir dünyada yaşamaya uyumludur. Amerikan rüyası, ülkenin dini mirasından ve derin manevi inancından ayrılamaz. Avrupa rüyası sonuna kadar laiktir. Amerikan rüyası memleket sevgisine ve vatanperverliğe bağlıdır. Avrupa rüyası daha kozmopolitan ve daha az bölgeseldir. Amerikalılar dünyada çok önemli çıkarlarımız olarak gördüğümüz şeyleri korumak için gerekirse askeri güç kullanmaya daha meyillidirler. Avrupalılar askeri güç konusunda daha isteksizlerdir, bunun yerine çatışmayı engellemek için diplomasi, ekonomik yardım gibi bazı yardımlar ya da düzeni sağlamak için barış koruma operasyonlarını tercih ederler. Amerikalılar yöresel düşünme eğilimindeyken, Avrupalıların bağlılıkları daha bölünmüş ve yerliden küresele doğru gider.

Amerikan rüyası son derece bireyseldir ve insanlığın geri kalanını çok az umursar. Avrupa rüyası doğası gereği daha yaygın ve sistematiktir, bu nedenle gezegenin selametine daha bağlıdır. Bu Avrupa’nın aniden ütopyaya dönüştüğü anlamına gelmez. Onun sorunları karmaşık ve zayıflıkları göze batacak kadar bellidir. Ve elbette Avrupalıların yüce gönüllülüğü genellikle iki yüzlülükle doludur. Avrupa Birliği (AB) destekçileri ve eleştirmenleri Brüksel’in yönetim mekanizmasının en iyimser Pro-Avrupacıları bile hayal kırıklığına uğratan bir bürokrasi labirenti olduğunu söyler. Ancak mesele, Avrupalıların kendileri için sahip oldukları hayali yaşayıp yaşamadıkları değildir. Biz Amerikalılar, hiçbir zaman hayalimizi tam anlamıyla yaşamadık. Daha ziyade önemli olan, Avrupa’nın gelecek için en temel yönlerinin çoğu Amerika’nınkinden farklı olan yeni bir vizyon ortaya koymasıdır. Yeni Avrupa rüyası güçlüdür çünkü yaşam kalitesi, sürdürülebilirlik, barış ve uyuma dikkat ederek yepyeni bir tarih yazmaya cesaret eder. Sınırsız bireysel bir zenginleşmeden ziyade yaşam kalitesine dayanan, sürdürülebilir bir medeniyette, çağdaş kalkınmanın maddi temeli geçmişte kalmıştır. Kararlı hâldeki bir küresel ekonomi radikal bir tekliftir çünkü alıştığımız geleneksel yol olan doğanın kaynaklarını kullanmaya meydan okur. Bu, tarihin maddi ilerlemelerin sürekli yükselen bir eğrisi olduğu fikrini ortadan kaldırır. Sürdürülebilir bir küresel ekonominin amacı, insan üretimini ve tüketimini, doğanın atıkları geri dönüştürme ve kaynakları yenileme yeteneği ile sıralayarak sürekli olarak yüksek kaliteli bir mevcut durumu üretmektir. Sürdürülebilir ve istikrarlı bir devlet ekonomisi; sınırsız maddi ilerleme ile tanımlanan tarihin sonudur. Avrupa rüyası bir tarihin sonunu temsil ediyorsa, bir diğerinin başlangıcını da gösterir.

Geleceğin Yeni Avrupalı görüşünde önemli olan şey, bireysel maddi birikimden ziyade kişisel dönüşümdür. Yeni rüya zenginleşmeye değil, insan ruhunu yüceltmeye odaklanmıştır. Avrupa rüyası, toprakları değil, insan empatisini genişletmeyi amaçlamaktadır. İnsanlığı, 18. yüzyıldaki Aydınlanma Çağı’nın ilk günlerinden beri bağlı olduğu materyalist hapishaneden idealizm ile desteklenen yeni bir geleceğin ışığına çıkarır. Bu konuda oldukça eminim. Yeni doğan Avrupa rüyası, insanlığın daha iyi bir yarın için en baskın arzularını temsil ediyor. Yeni nesil Avrupalılar, dünyanın umutlarını kendiyle birlikte taşıyor.  Bu, Avrupa halkına, kendi kurucu babalarımızın ve annelerimizin 200 yıldan daha fazla bir süre önce, dünyanın geri kalanının Amerika’ya bir umut ışığı olarak baktığı zaman hissetmesi gereken çok özel bir sorumluluk getiriyor. Umarım güvenimiz boşa gitmez.

Jeremy Rifkin © Penguin 2004 tarafından “Avrupa rüyası: Avrupa’nın geleceğe dair vizyonu Amerikan rüyasını sessizce gölgede bırakıyor” kitabından uyarlanmıştır.

Çevirmenin notu

*Embeddedness: Türkçesi “gömülme” olan ekonomik bir terim olup, ekonomik aktivitelerin aynı zamanda ekonomik olmayan kurumlar tarafından da sürdürülebileceğini öne sürmektedir.

Yazar: Jeremy Rifkin

Kaynak: The Globalist

Çeviren: Nisa Nur Kesgin

Düzenleyen: Yaren Kardelen Budun

Leave a comment