Sessiz vadi, mütevazı yatağı yeşilin.

Esrarengiz patika yiten korular arasında.

Dere, kayaları altında, saklanan saf kaynağının,

Görüyorum sizi bir daha yirmi yıllık sürgünden sonra!

Zaman her şeyi yok etti! Yalnız hayalperest

İşitmez artık vadiyi meltemin

Sevecen fısıltısı ile boyun eğdirdiği çiçeklere;

Çığın uzağa yuvarlandığı derin uçurumlarda,

Kaçak dağkeçisi başıboş dolaşıyor tepeden tepeye,

Ormanlar sakininin kederinden iç çektiği yerde.

Bulacak mıyım kendimi bir daha bu vahşi kayalıklarda,

Tehlikeli dağ evinde ve dalgalarda ve fırtınada?

Fakat hayır, her şey değişti; oysa, yeryüzünde,

Başıboş dolaşıyor, sürgün yiyor, boyun eğiyorum vakur ihtiyarlık ile,

Kaderin yasakladığı yıpratıcı hakikate.

Hatırası samandan kulübemin,

O ki güzel günlerimin burkuyor bir daha yüreğimi.

Silencieux vallon, humble pont de verdure.

Sentier mystérieux fuyant parmi les bois.

Ruisseau qui, sous ses rocs, cache sa source pure,

Après vingt ans ďexil enfin je vous revois!

Le temps a tout détruit! Le rêveur solitaire

N’entend plus au vallon que la brise légère

Par son souffle embaumé faisant courber les fleurs;

Que ľavalanche au loin roulant dans les abîmes,

Le chamois fugitif errant de cime en cime,

Où ľhôte des forêts soupirant ses douleurs.

Retrouverai-je encore sur ce rocher sauvage

Le chalet défiant et les flots et ľorage?

Mais non, tout a changé; cependant, sur la terre,

Errant, proscrit, courbé par la vieillesse austère,

Du sort qui me proscrit épuisant la rigueur.

Le souvenir de ma chaumière,

Celui de mes beaux jours fait battre encore mon cœur.

Yazar: Félicie ďAyzac

Çeviren: Kumru İlgin

Kaynak: Wikisource