“Barbarlar” adlı dizi; Naziler de dâhil olmak üzere Alman milliyetçileri için uzun bir süre boyunca toplanma çağrısı olan Varus Savaşı’nı tasvir ediyor.

Teutoburg Ormanı Savaşı, “Barbarlar” da tasvir edildiği şekliyle. (Alıntı: Katalin Vermes / Netflix)

BERLİN— Alman tarihine pek aşina olmayanlar için, yeni Netflix dizisi “Barbarlar”, pek de kışkırtıcı görünmeyebilir. History kanalına ait uzun soluklu “Vikingler” dizisini hatırlatan bu tarihi destan, merkez olarak milattan sonra 1.yüzyılda (şu an Kuzey Almanya’ya ait) ormanlık bir bölgede hayatta kalmaya çalışan bir köylü kabilesini ele alıyor. Haşin ana karakterler rakip kabilelerle ve en önemlisi, bölgeyi kontrol eden Romalı kuvvetlerle şiddetli bir şekilde çarpışıyorlar.

Ancak dizinin altı bölümü Alman televizyonunda iki bin yıl sonra bile endişe vermeye devam eden olayın ilk kurgulanmış tasviri üzerine inşa edildi; Roma İmparatorluğu’nun çoğu şu an Almanya’ya ait olan bölgeleri kontrol etme isteğine son veren Varus Savaşı.

Naziler de dâhil olmak üzere Alman milliyetçileri, bu savaşı üstün saf kanlıklarının ve savaş yeteneklerinin kanıtı ve Alman medeniyetinin temelinin sözde bu an olduğunun fikirsel toparlanma alanı olarak kullandılar. Bugün, bu savaş ve düzenli olarak belirli yerlere kutsal yolculuklar yapan Arminius, savaşın ve kabilenin savaştaki lideri, aşırı sağcıların ilham kaynağı olmaya devam ediyor.

Muzaffer kabilelerin lideri Arminius rolünde Laurence Rupp (Alıntı:Katalin Vermes / Netflix)

Bu Netflix dizisi Almanların döneme olan ilgisinin arttığı ana ulaşıyor. Müze Adası’nda bulunan James Simon Galerisi’nde “Alman Kökenleri” isimli çok gündeme gelen yeni arkeolojik kalıntılarla da denk düşüyor. Hem “Barbarların” yaratıcıları hem de serginin sorumluları bu dönemi aşırı sağcılara gaz vermeden, geniş bir kitleye nasıl resmedecekleri konusunda büyük bir ikilemle yüzleştiler.

Dizinin yazarı ve yapımcısı Arne Nolting, Zoom aracılığıyla geçtiğimiz haftalarda dizi için gerekli ilhamını, Avrupa tarihinde önemli bir an olan Varus Savaş’ını aşırı sağcıların bakış açısına karşı yeniden değerlendirme arzusundan aldığını açıkladı. Yapımcı, “Biz korkak olup da konuyu nefret ettiğimiz taraflara bırakmak istemedik” dedi.

Varus Savaşı günümüz Almanya’sı mozaik parçalar gibi eyaletlere bölündüğünden 19. yüzyıldan beri siyasi bir alevlenme noktası olmuştur. Milliyetçiler Arminius’u, Alman kimliğinin birleşme isteğinin bir sembolü olarak benimsediler. 1875’te, Alman İmparatorluğu’nun kuruluşundan 4 yıl sonra, yetkililer Teutoburg Ormanı’nda Arminius’a ait muazzam büyüklükte bir heykelin açılışını yaptılar. (Savaşın Kalkriese adlı bölgede, 50 mil uzakta yaşandığı düşünülüyor.)

Nazi Almanya’sının altında, Nazi ideolog Alfred Rosenberg Arminius’u Adolf Hitler’in “Alman atalarının yolunda” olmasında ona öncülük etmenin bir parçası olarak betimlemiştir. Dönemin okul kitapları da onun “Alman kanının saflığını” koruduğunu iddia etmiştir. 2009’da aşırı sağcı Alman Ulusal Demokratik Parti’nin organize ettiği “Hatırlama Yürüyüşü” savaşı “yabancı sızıntılara karşı 2000 yıllık savaş” sloganı altında anmıştır.

Nolting, kendisinin ve diğer yapımcıların Ekim ayının 23’ünde galası düzenlenen “Barbarların” hikâyesinin tepe noktasını tasarlarken sırtlarındaki politik yükün farkında olduklarını söyledi. Dizi gerçek hayatta var olan Cherusci kabilesiyle bağlantıları olan üç karaktere odaklanıyor, Cherusci: Thusnelda (Jeanne Goursaud), Cheruscci liderinin kızı: Folkwin (David Schütter) ve kurgusal savaşçı; Arminius (Laurence Rupp).

Anlatılanlara göre, Arminius bir Cherusci olarak doğmuş ancak Romalı işgalciler tarafından imparatorluk ordusuna katılması için kaçırılmıştır. Bu tasvirin yansıttığı, tarihçilerin inancına göre gerçek hayattaki Arminius taraf değiştirmeden önce Roma ordusuna hizmet ettiğidir. Dizinin ilk bölümü Romalıların Cherusci’lerden yüklü haraçlar talep etmesi, gerginliğin yükselmesi ve Arminius’un yavaş yavaş imparatorluğa olan bağlılığından şüphe etmesi üzerine kurulmuştur.

Diğer yapımcı ve senarist Jan Martin Scharf, yapım ekibinin Cherusci ve Romalılar arasındaki şiddeti yüceltmemeye çabalayarak konuya oldukça bilinçli ve cesurca yaklaştığını söyledi. Ayrıca Arminius ’un göçmen kimliğine vurgu yapmak istediklerini söyledi ve ekledi “Bizim için onu Alman İmparatorluğu‘nun kurucusu ya da büyük bir savaş kahramanı olarak göstermemek çok önemliydi.”.

Yayın ekibi Avusturyalı aktör Rupp’ a, kısmi rol verdiler çünkü koyu teni ve saçları dolayısıyla Arminius ‘un, geçmişte yaygın olan sarışın mavi gözlü tasvirine uymuyordu.

“Alman Kabileleri” sergisini denetlemeye geldiğinde, Matthias Wemhoff bu antik Alman dönemini tasvir etmeyi çok yüklü bir çaba olarak görüyor. Berlin’deki “Geçmiş ve Yakın Tarih Müzesi”nin müdürü Wemhoff, bir röportajında ekibinin ve kendisinin aşırı sağcıların tepkisini çekmekten kaçınan gerçekçi bir yaklaşım sergilediklerini ifade etti.

Germen insanlara ait bulguların sergilendiği arkeolojik serginin ilk anketine göre, bu sergide milattan sonra 1. Ve 4. yüzyıl tarihlerinden abartısız 700’den fazla bulgu sergileniyor- silahlar, kişisel eşyalar ve seramikler de dâhil-. Ayrıca serginin arkeolojik bulgularının keşif yöntemleri geçmiş dönemde siyasileştirildi.

Wemhoff, takımının aşırı sağcılara çekici gelmekten nasıl sakınacaklarıyla ilgili “oldukça” endişeli olduklarını ve bu yüzden ölçülü bir alt başlık getirmeyi seçtiklerini, – “Arkeolojik Bakış Açıları” –açıkladı. “Bizim hiçbir zaman bu kadar düz isimli bir sergimiz olmadı.” dedi.

Wemhoff birçok Almanın dönemle ilgili yanlış ya da klişe bakış açılarına sahip olduklarını çünkü İkinci Dünya Savaşı’ndan beri Alman okullarında konunun geniş kapsamlı şekilde anlatılmadığını söyledi. “Nazi Dönemi’nden sonra, bunu konu almazlardı.” diyerek ekledi “İnsanlar konunun etrafına oldukça büyük dolambaçlı yollar yaptı.”

En büyük yanlış anlaşılmanın Alman kabilelerin savaşa dâhil olmasının, modern Almanya’nın habercisi olduğunun sanılması olduğunu söyledi. Aslında bölgedeki çoğu kabilenin yerleşim yerlerini terk ettiğini ve 4.yüzyılın sonlarında başlayan günümüz modern Alman arazisinden ayrıldıklarını ekledi.

Wemhoff, bugünün Germen ırkının, Avrupa’dan gelen diğer ırkların oluşturduğu grupların soyundan geldiklerini belirtti. “Burada bir süreklilik yok, kafasında böyle güçlü ve önceden beri resimler var olan insanlar için, konuyla bağlantı kurmak gerçekten çok zor.” dedi.

Nolting Netflix dizisinin galasından önce aşırı sağdan çevrimiçi olarak tepkiyle karşılaştığını söyledi. Dizi Almanya’da pozitif geri dönüşler alarak, eleştirmenlerden esere, oyunculuğa ve dizideki vurgulara oldukça övgü yağdı. Alman medyasına odaklı bir sosyal medya mecrası olan DWDL, tarihsel kaynak materyalinin “tuzaklardan” kaçış yeteneği konusunda övgüler yağdırdı.

Teutoburg Ormanı’ndaki önemli kavga, “Barbarlar” da tasvir edildiği gibi, Romalıların şu anda Almanya’nın çoğunu kontrol etme umutlarını sona erdirdi. (Alıntı: Katalin Vermes / Netflix)

Yaratıcılar dönemin kıyafetleri ve mimarisini tasvir ederken tarihi araştırmalara dayandıklarının önemini vurguladılar. Kesinleştirmek gerekirse, oyuncuların replikleri Romalıların kullandığı gibi antik Latince idi. Ama yapımcılar hikâyenin diğer yönlerinde hatırı sayılır bir özgürlüklerinin olduğunu kabul ettiler.

Tarihçilerin 3 gün sürdüğüne inandıkları can alıcı savaş daha kısa bir karşılaşma olarak betimlendi. Bu sahnelere Taht Oyunları’nı hatırlatan duvarlar boyunca yükselen alevler ve gerçek hayatta yaşanmış olması mümkün olmayan duygusal yüzleşmeler de dâhil.

Yine de Nolting bu konuda üzgün değildi. “Bu bir tarih dersi değil, bir eğlence.” dedi.

Yazar: Thomas Rogers

Çeviren: Beyzanur Çelik

Düzenleyen: Berra Ayşe Sile

Kaynak: New York Times