Alman köylü savaşları (1524-1526)

Alman köylü savaşları (1524-1526)

1524-1526 yılları arasında soylulara karşı savaş açan Alman köylüler, daha adil bir dünya için mücadele etti fakat hazin bir başarısılık elde ettiler. Hakları ve köleliğin kalkması uğruna olan mücadeleleri kanlı bir fiyaskoyla bitti.

Köylülerin hayatı:

16. yüzyılın başlarında nüfusun %80’ini köylüler, %3’ünü soylular, geri kalanını ise kasaba halkı oluşturuyordu. Nüfusu oluşturan en büyük grup, devletin yükünü taşımak zorundaydı. Köylülerin görevi ödedikleri vergilerle soyluları ve din adamların gözünü doyurmaktı. Onları geçindiren köylülerdi fakat politik anlamda da hiçbir öneme sahip değillerdi. O dönemlerde ekonomik durumlar gittikçe kötüleşiyordu. 1450’den sonra halk büyük veba salgınından kurtuldu ve nüfus artmaya başladı. Ancak eskisinden daha fazla dağıtılacak bir şey olmadığı için halk daha da fakirleşti. Kötü mahsuller ise durumu gittikçe kötüleştiriyordu. Halkı her anlamda sömüren efendiler yüksek vergi almaya devam ediyorlardı.

Soylular ve köylüler arasındaki gerginlik

Köylülerin yükümlü olduğu yüksek vergiler ve hizmetler nedeniyle, onlara geçinecek pek az şey kalıyordu. Belki de en gaddarca olanı bir köylünün ölmesi üzerine, köylünün en iyi giysileri ve köylüye ait hayvanlardan en iyi sığır kellesi akrabaları tarafından efendisine verilirdi. Bu yük, sefillik içinde yaşayan bir köylü için hem acımasızca hem de onun varlığını hiçe saymaktı.

İkamet yerlerini sadece efendilerinin izniyle değiştirebilirlerdi. Aynı zamanda bir köylü istediği kişiyle evlenemezdi. Mahkemede hep köylüler kaybederdi, ki dinlenmezlerdi bile. Kendi meskenlerini idame ettirmelerine müsaade yoktu.

Holzschnitt: Bauern liefern Abgaben an ein Kloster

Reformun etkisi

1527 yılında, Marthin Luther “Hristiyan Özgürlüğü Üzerine Bir İnceleme” (Von der Freyheith eines Christenmenschen) adlı yazısını çıkarır. Bu yazıyla birlikte köylüler kölelikten kurtulma arzularının desteklenmiş olduğunu hissederler. Luther bu yazısında “Hristiyan her şeyin özgür efendisidir ve kimseye tabi değildir.” der. Fakat ne yazık ki bu cümlelerini dünyevi hayatla ilişkilendirmez. Luther, dünyevi isteklerin İncil ile gerekçelendirilmeyeceği görüşündedir.

Luther, tezlerini daha çok öteki dünyayla ilişkilendirir. Özgürlükle, günahlarından arınmış insanların özgürlüklerini kasteder. Yani onun bahsettiği özgürlük otoriteden kurtulmayı amaçlayan bir özgürlük değildir. Reformist Ulrich Zwingli ise Luther’den farklı bir görüştedir. Ona göre İncil, Hristiyan hayatı için bu dünyada da öteki dünyada da yaşamın temelidir. Efendiler, Tanrı tarafından seçilmiştir ve İncil’e bağlı kalmaları gerekir. Eğer efendiler kuralları ihlal ederse, insanların efendileri görevden alma hakkı vardır. Bu düşünce tarzı İsviçre geleneğinden gelmektedir ve Zwingli bu düşünceleriyle Almanya’nın güneyi’ndeki köylüler üzerinde büyük bir etkiye sahipti.

Halihazırda bulunan kurallar, köylüler için herhangi bir etkisi olmayan yasalardı ve köylüler Tanrı’nın kendi yasalarını anlattığı İncil’i kutsal ve yasal kitap olarak saydılar. İlahi kanun burada devreye girdi.

Martin Luther

On iki madde

1525 yılının mart ayında Allgäu, Yukarı Swabia ve Konstanz Gölü bölgesinden köylü topluluklarının temsilcileri Memmingen’de buluştu. Kutsal İmparatorluk Şehri Reform’un kalesi olarak kabul edilirdi. Köylüleri temsil edenler ilahi yasayı uygulamaya koymak istiyorlardı. Şikayetlerini 12 Madde adlı yazıda toplayıp efendilerle görüşmek istediler. Temsilcilerden biri, Zwingli’nin öğrencisi, ilahiyatçı Chrisoph Schappeler idi. On iki makalenin ana konusu elbette köleliğin kalkmasıydı. Köylü liderleri aynı zamanda kendi papazlarını kendileri seçmek ve seçtikleri papazın onların haklarını savunmasının yanında daha iyi yaşam koşulları, avlanmak, balık tutmak, diğer orman ve su ürünlerine erişimi engelleyen toprakların kapatılması ve serfliğin sona ermesini istiyorlardı. Efendiler bu isteğe kayıtsız kaldılar ve ironik bir cevap verdiler.

Radierung: Zwölf Artikel der Bauernschaft

Güçlerinin farkında olan efendiler, eski yasayı uygulamaya devam etti ve her halukülarda taviz vermeye en ufak istekleri yoktu. Her iki tarafın da anlaşmazlığı üzerine şiddetli bir çatışma kaçınılmazdı. Taraflar arasında savaş başlamış oldu. Köylüler, topyekûn[1] halde örgütlendi. Bu örgütlenmenin kuralları ve kendi içinde rütbeleri vardı. Hatta her biri kendi içinde ayrık olan birimlerin kendilerine ait bayrakları da bulunmaktaydı.

Köylülerden oluşan bu örgüt ülkeyi dolaşıp manastırları, kaleleri yağmaladı. Başlarda diğer insanlara karşı herhangi bir şiddet söz konusu olmasa da bu durum 16 Nisan 1525’te değişti.

Savaşın seyri

Bir gün Weisenberg’deki isyancı köylüler Kont Ludwig von Helfenstein ve arkadaşlarını öldürdüler. Bu sırada beyler de silahlandı. Köylü örgütünün karşısında Truchsess Georg von Waldburg liderliğindeki egemenlerin orduları ve Swabian Konfederasyonu ordusu vardı. Leiphem örgütünün yenildiği ilk savaş Leipheim yakınlarında gerçekleşti ve köylü örgütü Leiphem şehrine para cezası ödemek zorunda kaldı. Bunun sonucunda o bölgenin örgüt liderleri öldürüldü.

Köylü savaşı Yukarı Ren bölgesinde başladı, Yukarı Swabia ve Franronica’ya yayıldı. Ardından Kara Orman ve Alsace bölgesine ulaştı. Rheingau ve Thüringen’de çatışmalar devam ederken savaş Alp ülkelerine de sıçradı. Köylü Savaşı’nın en önemli muharabelerinden biri 14 Mayıs 1525’te Frankenhausen’de gerçekleşti. Thomas Münzter komutasındaki isyancılar, kraliyet ordusu tarafından bozguna uğradı.

Bu savaşın özelliği kademeli seyridir. Bazı bölgelerde biten savaş, diğer bölgelerde yeni yeni başlıyordu. Örneğin; Böblingen Savaşı 12 Mayıs’ta gerçekleşti ancak, Freiburg’un köylülere katılmaya zorlanmasıyla Freiburglular ancak 24 Mayıs’ta savaşlara katıldılar.

Elbette ki, köylülerin eş zamanlı hareket etmemeleri yenilgilerinin sebeplerinden biriydi. Böyle bir durumda efendilerin tam birliği sağlayamamış köylülere peş peşe saldırmaları ve onları yenmeleri kaçınılmazdı.

Historienbild: Schlacht bei Königshofen.

Yenilginin nedenleri:

Köylülerin mağlup olmasının başka nedenleri de vardı. Savaşta deneyimsizlerdi ve yeteri kadar silahları, teçhizatları yoktu. Şövalyeler onlardan çok daha donanımlıydı. İşlenmiş aletlerle savaşlara girdiler. Bunların arasında, zırhlar, kılıçlar, toplar ve şişler vardı. Köylüler ara sıra topları ele geçirse de onları çalıştıramayı başaramadıkları için kullanamadılar. Çünkü bir top güllesinin yörüngesini hesaplamak bir köylüyü aşıyordu. Köylüler daha az örgütlü, amaçları çerçevesinde birleşmek yerine bölünmüş vaziyette ve üst düzey yönetim eksikliğinden dolayı tedirgin olmuşlardı. Luther, Zwingli’ye karşıydı. Doğru yol hangisiydi? Bunları düşünmek ve farklı bakış açıları köylüleri tek bir çatı altında toplanmalarına engel oluyordu.

Köylü savaşlarının sonuçları:

Efendilerin ilk tepkileri oldukça acımasızdı. Birçok köylü idam edildi ve sakat bırakıldı. Ayrıca köylüler silahlarını bırakıp tazminat ödemek zorunda kaldılar. Köylü Savaşları sırasında 70.000 köylü hayatını kaybederken, efendiler köylülerin yeniden ayaklanmasının önüne geçmek için bazı bölgelerdeki köylülerle Renchen Anlaşması yapıldı ve Ortenau bölgesindeki köylülerin serfliği kaldırıldı. Evlilik özgürlüğü gelmiş ve ölüm vergisi de kaldırılmıştı. 12 Madde’de sıralanan talepler bir nebze de olsa uygulandı. Köylülerin bu savaşı tamamıyla boşuna değildi. Fakat köylüler özgürlüklerini kazanmayı 19. yüzyılın sonuna kadar beklemek zorunda kaldı. Napolyon yönetimi altındaki Prusya’da serflik 1807’ye kadar kaldırılmadı.

Yazar: Horst Basting

Çeviren: Çağla Ada Keskin

Düzenleyen: İsmail Çiçek

Kaynak: PlanetWissen

  1. (Almanca: “Haufen” kelimesi kullanılıyor. Aslında yığın anlamına gelen sözcük, Militär yani askeri sözcüğünden türemektedir.)

Leave a comment