Bir kralın mantosu, tanımı gereği, kendi alanlarında veya gruplarında en iyi veya en önemli olarak kabul edilen bir kişi veya şeyi temsil eder. Konu spor olduğunda, bir insanın omuzlarına böylesine ruhsuzca bir ağırlık veren unvan sadece her zamanki zemininde en iyi şekilde yakışır. Bir yanda kriketin gelmiş geçmiş en iyi vurucularından biri olarak kabul edilen Virat “Kral” Kohli, diğer yanda LeBron “Kral” James kendi alanlarında rakipsiz sporculardı. Ancak futbolda bu yıl “Kuzeyin Kralı” unvanı beklenmedik bir alıcıya verildi.2018’de Selhurst Park’ta (Crystal Palace’ın stadyumu) çok zor geçen bir yılın ardından, Alexander Sørloth’un Şampiyonlar Ligi takımlarından Rb Leipzig’e transfer olması Crystal Palace taraftarları için sürpriz olmuştu.

Avrupa’nın elit ligleri ve bazen de sadece İngiliz futbolu haricinde futboldan uzaklaştırılamayanlar, Norveç Milli Takımından arkadaşı olan Erling Haaland’ın asistlerinden dolayı “Kuzeyin Kralı” olarak adlandırılan söz konusu yükselen adamın, Güney Londra’dan Karadeniz’e gidişinden beri dikkatleri üzerine çekmek için fazlasıyla çabaladığını anlayacaklar.

Sørloth, Trabzonspor’a transfer olduğunda, 2014’te Rosenborg’da ki ilk maçından bu yana 5 sezonda 32 gol atmıştı. İngiltere’nin her iki tarafındaki Danimarka ve Belçika’dan önce, Norveç’ten Hollanda’ya transfer olan Sørloth, büyük bir potansiyele sahip olduğunu gösterse de geçmiş sezonlarda bu potansiyelini ortaya koyamadı.

Ancak kısa bir süre sonra Karadeniz Fırtınasının, ufukta savunma oyuncularını Süper Lig’de batıracak bir tsunamiye sebep olacağı fark edildi. Sørloth’un oyununun farklı yönleri ortaya çıkmaya başlamıştı. 1,93 boyunda, son derece atletik, son adamdan ve savunmadaki boşluklardan kıvrakça sıyrılan, gol atma arzusu ve mükemmel yeteneğinden bahsetmeye gerek dahi kalmayan bu oyuncu tek kelimeyle durdurulamazdı.

Lige istikrarsız bir başlangıç yapan Trabzonspor, evinde Beşiktaş karşısında 4-1’lik galibiyetle ritmini bulmuştu ve Sørloth kâğıt üzerinde favori olan rakibine karşı 3. golü atarak üstünlüğünü göstermişti.

O andan itibaren Norveçli santrafor ceza sahası içinde ve dışında atılgan hareketleri ve verimli oyunuyla rakip savunmaların korkulu rüyası haline geldi. Takım arkadaşlarının gol fırsatları yaratacağını bilerek oynamaları adına mükemmel bir tılsımları vardı ve sözüm ona bu tılsımı tam anlamıyla kullanıyorlardı.

Şubat ayına gelindiğinde, Şenol Güneş Stadına üçüncülükteki Fenerbahçe’yi konuk ettiklerinde Sørloth 15 gol atmış ve 4 asist yapmıştı. Golcü futbolcunun 5 gol atıp 1 asist yaptığı 6-2 ve 6-0’lık iç saha galibiyetlerinden sonra Hüseyin Çimşir’in (ayrıca 6-2’lik maçta Karaman yönetiminde) öğrencileri ikinci sıradaydı ve şampiyonluk için son derece özgüvenliydi. Sørloth, elbette Fenerbahçe maçında kritik bir gol daha atarak 2-1’lik galibiyeti tarafına verdi ve sezonun geri kalanında mükemmel bir resital sunmaya devam etti.

İki hafta sonra, ligin 17. haftasında Trabzonspor’un Sivasspor’u 2-1 yendiği maçta kritik bir gol daha atmış ve şampiyonluk yolundaki Trabzonspor, rakibi Sivasspor ile arasındaki puan farkını 4’e yükseltmişti. Daha sonra Beşiktaş maçının uzatmalarında gelen 2. golü ve neredeyse tek başına beraberliği kurtarması takım içindeki önemini kanıtlar nitelikteydi.

Ligdeki Çaykur Rizespor galibiyetinden sonra dikkatler Türkiye Kupası yarı finalindeki Fenerbahçe maçına çevrilmişti. Trabzonspor bu maçı da ligdeki gibi 2-1 kazanmış ve Sørloth attığı gol ile bu zaferi taçlandırmıştı. Aslında bu büyük bir haksızlıktı çünkü Sørloth rakiplerinden daha güçlü ve hızlı bir oyuncuydu. Bunun en büyük kanıtı Luis Gustavo gibi kariyerli bir oyuncuyu hızı ve gücüyle ekarte edip topu ağlarla buluşturmasıydı. Bu, yükselen ivmenin mart ayında aniden durmasından önce Türkiye futbolunun aşina olduğu bir durumdu.

Haziran ayında lig yeniden başladığında, Trabzonspor lig şampiyonluğuna 8 maç, Türkiye Kupası Finaline ise sadece 1 maç uzaklıktaydı. İlk 5 maçta, Trabzonspor 3 galibiyet 2 beraberlik alırken, Sørloth 4 gol ve 3 asistlik bir performans ortaya koyuyordu. İstanbul’daki Türkiye Kupası rövanş maçında Trabzonspor Fenerbahçe’yi 3-1’lik skorla saf dışı bırakırken, Sørloth 2 gol atıp Emre Belözoğlu’nu susturarak skora büyük bir katkı sağlamıştı. Bu, Sørloth’un hem küstahlığını hem de zekâsını ve Emre Belözoğlu’nun onu oyundan attırma çabasını gösteren bir saçmalıktır.

Sørloth, Galatasaray karşısında da iyi bir performans ortaya koyarken, 3 İstanbul takımının şampiyonluk şansı zora girmişti. Galatasaray, Trabzonspor maçına kadar şampiyonluğun büyük adaylarından biriydi. Başakşehir ise 9 galibiyet 3 beraberlikle 12 maçlık namağlup bir seriyle liderlik koltuğuna oturmuştu.

Sørloth’un takımı aralık ayından bu yana 15 maçlık namağlup bir seri yakalamıştı. Ancak Antalyaspor maçında alınan beraberlik aynı zamanda son 10 maçta alınan 6. beraberlikti ve bu sonuçla birlikte son 3 maça girilirken liderin 4 puan gerisine düşmüşlerdi.

Denizlispor mağlubiyeti, şampiyonluk rüyasının sona erdirmişti ama bu Sørloth’u durdurmaya yetmemişti. Şenol Güneş Stadı’ndaki son maçında Konyaspor’a 2 gol atan Sørloth, Trabzonspor’un sezon boyunca ilk kez üst üste mağlup olmasına engel olamamıştı.

Ligin son haftasında Kayserispor deplasmanında alınan 2-1’lik galibiyete 1 gollük katkı sağlayarak gol sayısını 24’e, en yakın rakibi Cisse ile olan gol krallığı yarışındaki farkı da 2’ye yükselten Kuzeyin Kralı, Trabzonspor tarihine geçmesine bir maç kalmasına rağmen, bu harikulade sezonu attığı gollerin yanı sıra 8 asistle taçlandırmıştı.

29 Temmuz 2020. Rakip Alanyaspor. Maçın adamı ise her 2 golün mimarı, kim olduğunu zaten biliyorsunuz. Her zamanki gibi Sørloth takımın hücum yükünü tek başına çekiyordu. Takımı ileri taşıyor, takım arkadaşlarına alan açıyor, boş alanlar yaratıyor ardından rakibin ataklarını savuşturmak için kilit noktalarda sakince oyunu yönetiyordu. Norveçli adeta tek başına 3 cephede savaşıyordu.

İlk yarının ortalarında, sol kanattan taşıdığı topu ceza sahasındaki Abdülkadir Ömür’e ortaladı ve Abdülkadir düzgün bir vuruşla takımını öne geçirdi. Alanyaspor, stoper Steven Caulker’ı ileri çıkarıp skoru dengelemeye yönelik bir oyun arayışına girdiğinde bu arayış orta alanda Sørloth engeline takılıyor, onun haksız rekabete yol açan hızı ve gücüyle 90+10. dakikada Karadeniz Fırtınasını dört nala zafere taşıyordu.

3 İstanbul takımının 39 yıl sonra ilk ikiye giremediği sezonda Trabzonspor 9 yıl sonra ilk kupasını almıştı. Sørloth yalnızca Trabzonspor tarihine değil, artık Türkiye futbol tarihine adını altın harflerle yazdırmıştı.

Leipzig’de geçen sezonki harika performansını gösteremese de Leipzig adına attığı ilk golünü yine Türkiye topraklarında attı. Başakşehir karşısında Leipzig’in 4.golünü atarak rakibinin Uefa Avrupa Ligine katılma umudunu da bitirdi. Sonsuza dek “Kuzeyin Kralı” olarak kalacağı Karadeniz topraklarına, Avrupa’yı fethine de bu topraklardan başlayarak bir veda hediyesi yolladı.

Kaynak: Pundit Feed

Yazar: Brad Jones

Çeviren: Alperen Kağan Şenel

Düzenleyen: Aslı Dobruca