EuroScience Açık Forumunun bu yıl en geniş katılımlı oturumlarından biri, bu ayın başlarında [Temmuz 2018 -ed.] Fransa’nın Toulouse şehrinde düzenlendi ve zor bir konuya değindi: Akademide Akıl Sağlığı. Sadece birkaç yıl öncesine kadar konunun hassasiyeti ve bu konuyu tartışanların üzerindeki damga daha küçük bir kalabalığa neden olmuş olabilir. Ancak akademisyenler arasındaki psikolojik sıkıntının altını çizen artan sayıdaki çalışmalar, sosyal medyada  tanıklıklarına ve diğer çabalara ek olarak bazılarının zihinsel sağlık krizi olarak tanımladıkları şeyi açıklığa kavuşturuyor.

Science Careers, Dublin’de Trinity Üniversitesinde öğrenci danışmanlık servisinde bir psikolog olan oturum konuşmacısı Mark Robinson ile akademisyenlerin bu krizle yüzleştiklerinde ne yapabilecekleri hakkında konuştu. Bu röportaj kısalığı ve açıklığı için düzenlenmiştir.

S:  Öğrenciler çoğunlukla size ne için gelirler?

C: Öğrenciler çoğunlukla bozuk ruh hali ve endişe olmak üzere bütün sorunlar için gelirler. Ama birçok insanın sorunlarındaki önemli bir faktör ezici ve cezalandırıcı özeleştiridir. Bu sorunla mücadele eden öğrencileri, kendilerini daha istekli bir şekilde motive etmenin yollarını keşfetmeleri niyetiyle, kendilerine bu şekilde davrandıklarında nasıl hissettiklerine daha çok odaklanmak için geçmiş özeleştirilerinin üstesinden nasıl gelebilecekleri hakkında düşünmeye davet ederim.

Üniversite kurallarında sık sık büyük bir sorun olan bir başka faktör ise mükemmeliyetçi çabadır. Örneğin akademi, yeterince iyi olmadığını düşündüğünüz bir tez bölümü sunmak için kendinize izin vermeyi denemenin çok zor olduğu bir yerdir. Öğrencileri kendilerine “mükemmeliyetçi gücüm aslında acı derecede yüksek standartları benimsemeye çalışmam mı? Mükemmeliyetçi gayretim, gerçekten iyi bir şekilde ilerlemem ya da mükemmele ulaşmama engel oluyor mu?” diye sormaya teşvik ediyorum. Genel olarak, mükemmellik peşinde koşmanın bir şekilde motive edici ya da mükemmele ulaşmaya yardımcı olduğuna dair bir inanç var ama “yaptığım mükemmel olmazsa yeterince iyi olmaz” ya da “mükemmel olmazsa yeterince iyi değilimdir” gibi düşünceler gerçekten zarar verici. Öğrencilerin başarabildikleri şeyler, ki pek çok şey başarabilirler, bu mükemmeliyetçi düşünceye karşın başarılır.

Yani hata yapın, başarısızlığı tecrübe edin -en büyük çalışmalarınızda olmasa da küçük olanlarda. Eğer danışmanına bir tez bölümü vermiyorsan çünkü mesela bölümün mükemmel olana kadar bekliyorsan, o halde yazmak için masa başında boğuşmaktan ve çok daha stresli olmaktansa yeteri kadar iyi bir bölüm sunmak ve geliştirmek için yardım almanın daha iyi olacağını söyleyebilirim.

Eğer kontrolsüz bırakılırsa sıkıntı çok kahredici olabilir- ya da standartlar başlamak için çok yüksek olabilir- hatta öyle ki insanlar kendilerini bir şey yazmaya zorlanırken bulabilir. Acımasız mükemmeliyetçilik, ya insanların gidip diğer şeyler yaptıkları davranışsal kaçış ya da endişeyle kendini neredeyse korkutacak kadar daha duygusal bir kaçışla ertelemeye ve uzak durmaya yol açabilir. Tekrarlamak gerekirse, insanlar endişelenmenin bir şekilde motive edici olduğuna dair bir inanışa sahip olabilirler ama problem çözmeyi endişeden ayırt etmeniz gerekir. Endişe çok fazla enerjinin olduğu ama gerçek bir hareketin olmadığı sallanan bir sandalyede olmak gibidir. Bu bir alışkanlıktır ve kırması zor bir durumdur.  Sürekli endişeli olanlara bu dinamiklerin farkına varmayı ve destek aramayı tavsiye ediyorum.

S: Bu durumla mücadele eden öğrenciler için ne gibi yardım mevcut?

C:  Yüksek başarı gösteren kişiler için yardım istemek zor olabilir. “Bunu kendim düzeltmeliyim” gibi hissetmeye eğilimdirler. Kendi sorunlarını kendi içlerinde çözmelerine izin verecek araçları arayıp bana gelen pek çok insanla karşılaşıyorum.

Ama vurgulamak istediğim mesajlardan biri bizim sosyal varlıklar olduğumuzdur. İlişkiler yaşarız, sevsek de sevmesek de, stresörler birikimli olduğundan ötürü, biriktiklerinde onlarla daha iyi başa çıkmanın yolu ilişkiler kurmaktan geçer. Ben her zaman öğrencileri kendileri için önemli olan ve güvenebilecekleri insanlarla konuşmaya teşvik ederim.

Benim için söylemesinin kolay olduğunu biliyorum. Sıklıkla, insanlar aile ve arkadaşlarına ulaşmada çok inatçıdır. Yargılanacak veya belki reddedilecekmişiz gibi savunmasız hissettiğimizde bu çok tehditkar bir durum olabilir. En yakın akademik alanınız içinde olan bazı insanlar da yardım edebilirler ama hala nasıl hissettiğimiz ve riskin nasıl zayıf olarak algılandığından bahsedenlere yönelik bir damga ve isteksizlik var. Değersizlik ve utanç duygusu ayrıca sık sık yardım aramak yerine dertlerini saklamak isteyen öğrencileri yardım almak yerine acılarını gizlemeye itiyor.

Ama gerçekten mücadele ediyorsan ve yanında kimse yokmuş gibi hissediyorsan her zaman gidilecek güvenli bir yer vardır. Bugün, en azından İrlanda’da, örneğin öğrencilerde danışmanlık hizmetlerinden destek almada daha fazla istek görüyorum. Doktorunuz her zaman iyi bir arayış limanıdır ve çok bunalmış hissediyorsanız, hayatınıza bir tehdit varsa, bir hastane acil servisine de gidebilirsiniz. Birleşik Krallık ve İrlanda’da Samaritans gibi organizasyonlar ve arayabileceğiniz diğer duygusal destek yardım hatları da var.

Bazen, yardım aramak yerine, kişinin kendini beslemesi ve koruyabilmesi için yer açması gerekir. Özellikle iş-yaşam dengesi zihinsel sağlıkta önemli bir rol oynamaktadır ve aşırı gördüğünüz tekliflere “hayır” deme şansını edinme yollarını bulmanızı tavsiye ederim. Örneğin, oturum sırasında, biri bir cumartesi sabahı saat 3’te gözetmenlerinden e-posta almak istemedikleri hakkında konuşuyordu. Bu sınırları, örneğin bu e-postayı pazartesi gününe kadar okumamak ya da cevaplamayarak ancak denetmeninizin de bazı konularda patronunuz olduğunu ve bu yüzden bazen “hayır” demenin zor olabileceğini kabul ederek ayarlamayı deneyebilirsiniz.

S:  Danışmanlar öğrencilerini desteklemek için ne yapabilirler?

C: Öğrenci Danışmanlık hizmetindeki rolümün bir kısmı, bir öğrencinin sıkıntılı olduğunun farkına varırlarsa, öğrenci sorunu ilk onlara getirdiği için ya da birinin bunalmış hale geldiği işaret ve sinyalleri izlemeleri için öğretmenleri ve gözetmenleri nasıl yanıtlayacaklarını eğitmektir. Ancak gözetmenlerin neler yapabilecekleri ve diğer kaynakların kampüste ve ötesinde mevcut olan bilgiye ihtiyaçları olduğunu bilmemiz gerek ki öğrencileri onlara yönlendirebilsinler.

Önemli olan, gözetmenlerin kendilerini nasıl destekleyebileceklerini düşünmektir.  Size yardım için gelip “bunaldım” diyen birine cevap verecek kadar donanımlı değilmiş gibi hissetmek çok üzücü olabilir. Ve “Tanrım, bu cevabı verdim ve şimdi haftasonu için ailemle birlikte pikniğe gitmek istiyorum ama kendimi nasıl cevapladığımı ve yeterli olup olmadığını veya yetersiz mi değil mi diye ve hatta zararlı olup olmadığını düşünürken buluyorum.” düşüncesi çok üzücü olabilir. Bence kilit nokta tüm kariyer aşamalarında olan insanlara bu zor konular hakkında konuşma yeteneğini geliştirmede  yardımcı olmaktır.

 

Yazar: Elizabeth Pain

Çevirmen: Selin Başol

Kaynak: Science