Uyku problemleri yaşayan, yeme bozuklukları olan, aklında intihar düşüncesi olan birçok doktora öğrencisi gördüm. Akademide akıl sağlığı ilgilenilmesi gereken bir konu.

Doktora öğrencilerini, eğitimlerini tamamlamak için fiziksel ve zihinsel olarak hastalanma derecesine gelecek kadar çalıştıklarını görmek yaygındır. O kadar çok baskı altında olup tek seçeneklerinin intihar olduğunu hisseden doktora öğrencilerini görmek daha az yaygın ama bu durum var. Akademik çevrede zihinsel sağlık sorunlarını kabul eden bir kültür var ve bunun değişmesi gerekiyor.

Doktora eğitimimi tamamladıktan ve ardından kısa süreliğine doktora sonrası araştırmacı olarak kaldıktan sonra, araştırma üzerine yoğunlaşan bir üniversitede araştırma görevlisi olarak işe girdim. 2002’de Roberts Report’un yayınlanmasının ardından sağlanan fon sayesinde bizimki gibi ekipler daha yaygın hale geldi.

Çalıştığım ekip, içinde doktora öğrencileri, doktora sonrası araştırmacıları ve öğretim üyeleri bulunan araştırmacılara kişisel ve profesyonel gelişim fırsatları sağlıyor. Çoğu araştırmacı gelişim ekipleri gibi, çalışmalarımızın büyük bir kısmı doktora öğrencilerine odaklanıyor. Biz, öğrencilerin araştırma görevlisi hayatına geçiş yapmasına, onların doktora eğitimlerinin resmi ve resmi olmayan dönüm noktalarını tamamlamalarına, kariyer seçenekleri çok olan geniş kapsamlı bireyler olmalarına yardım etmek için yıllık çalışma programları hazırlıyoruz.

Onlar için biz, gerektiğinde ağlanacak omuzlar oluyoruz.

Evet, şimdi hayatımın en kötü deneyimlerini yaşamak için para alıyorum ve umarım bu deneyimi diğerlerine yardım etmek için kullanabilirim. Günlük olarak, kendini öyle ya da böyle donanımsız hisseden doktora öğrencileri ile tanışıyorum.

En iyi senaryoda; doktora eğitimlerini güzelce sürdürürken, hayatlarının ve kariyerlerinin bir sonraki adımı için araştırmacı gelişim programına tavsiye almaya geliyorlar. Onlar, gönüllülük, akıl hocası olma, iş deneyimi kazanma, mevcut ağlarından yararlanma ve akademi dışı kariyer yapmanın nasıl bir şey olduğu hakkında tavsiyeler için bize geliyorlar.

İstediğimizden daha sık şekilde, şişmiş kırmızı gözlerle “danışmanınızla daha etkin ilişki kurmak ve sürdürmek” üzerine bir seans için gelip, programa katılma cesareti bulamayıp tek kelime etmeden gidiyorlar.

En kötü senaryoda; onlarla hiç tanışmayız. Ya da bir gün, vasıfsız şekilde üniversiteden ayrılıyorlar.

Geçtiğimiz hafta bir cenaze vardı. Ailemin yerel kilise cemaatinden iki üye oğullarını kaybetme acısını yaşadı. Ona J diyeceğiz.

J yaşamı boyunca akıl hastalıklarından acı çekti ve sonunda kendi canını aldı. O bir doktora öğrencisiydi. Anladığım kadarıyla J gerçekten son derece iyi bir lisans öğrencisiydi ve dolayısıyla doktoraya kabul edilmişti.

O üniversitedeyken, doktora çalışmalarının yolunda gitmesi için çaba sarf etti. Akıl sağlını düzeltmek için araştırmadan iki defa izin aldı. Maalesef ki, doktora eğitimini tamamlayamadan intihar etti.

Onu bu karara iten şeyin çalışmaları üzerindeki baskı olduğunu söyleyemem. Sonuç olarak onu tanımıyordum ama doktora yapmanın neye benzediğini biliyorum.

Doktora yapmanın akıl sağlığıma olan etkilerini yaşadım ve bu konuyu kapsayan kabul kültürüne şahit oldum.

Doktoralarını tamamlayan tanıdıklarım arasında depresyon, uyku ve yeme bozuklukları, alkolizm, kendine zarar verme ve intihar girişimleri gördüm. Akıl sağlığının fiziksel sağlığı nasıl etkileyebileceğini gördüm. Doktoram sırasında cildimde olan değişiklikleri ve menstrual döngümde bugüne kadar devam eden değişiklikleri fark ettim.

Unutmayalım ki bu olayların çoğu, muhtemelen finansal zorluk çektiğiniz zamanlar veya çalışmalara uyum sağlamak için bazı rahatsız edici değişiklikler yapmak zorunda kaldığınızda oluyor.

Hepimiz laboratuvar tezgâhının altına koyulan uyku tulumunu görme konusunda şaka yapmışızdır. Bu sorunlar oldukça yaygındır. Şaşırtıcı şekilde, bunlar herkes tarafından kabul edilir.

Birçok doktora öğrencisi eğer gece deneyleri yapmıyorsanız, yemek saatlerini kaçırıyorsanız, aşırı alkol tüketiyorsanız, doğru şekilde yapmıyorsunuz diye düşünür.

Doktora öğrencilerimden biri “Bazı insanlar doktora yaparken bir sosyal hayata da sahip olmayı tercih ederler. Evet, belki olabilir. Ama ben onlardan değilim.” diyor.

Başka kim sana yardım edebilir? Gözetmenin? Bir öğretim görevlisi çalışmaları esnasında akıl sağlığı sorunları yaşayan bir öğrenciye danışmanlık yapması ile ilgili deneyimlerine atıfta bulunurken “kariyerimdeki bir leke” diyor.

Zihinsel sağlık sorunları genellikle denetlemedeki yetersizliklerle alakalı olarak algılanmaz. Doktora danışmanı olan akademisyenlerin mevcut mevkiilerine, müstesna gözlem becerileri sayesinde gelmediklerini hatırlamak önemlidir. Onlar bu pozisyona mükemmel araştırmacı olarak ve para kazanarak geldiler.

Belli ki empatiyi bütçeleyemezsiniz. Bugün bunu kabul etmemeliyiz diyorum.

Doktora öğrencilerinin çalışmalarından kendileri öldürecek kadar etkilenmesi, doktora öğrencilerinin kendilerini hasta edecek kadar çalışmayı sürdürmesi ve akademisyenlerin bunlardan sorumluluk almamaları doğru değil.

Yeni rolümde öğrencilerin bazı sorularıyla karşılaşıyorum: “Kendim için zaman ayırmanın kötü olmadığını kendime nasıl söylerim?”, “Bu kadar çalıştığım için hastalanmam normal değil mi?”, “Ailem ve arkadaşlarımla ilişkilerimi nasıl düzeltirim?”

Buna rağmen, araştırmacı geliştirme servisini gereksiz gören öğrenciler ve akademisyenler görüyorum. Bazı öğrencilerin servisimizi kullanmayı “yenilgiyi kabul etme” olarak gördüğüne şahit oldum. Bize gelmeniz mükemmel araştırmacı olmadığınız anlamına gelmiyor. Arkadaşlarına bizim seanslarımıza katıldıklarını ve yararlı bulduklarını söyleyemeyen öğrenciler görüyorum.

Danışmanları tarafından seanslarımızdan zorla çıkarılan görüyorum. Öncü akademisyenlerin insanların bizim servisimizi kullanacağı korkusuyla hizmetlerimizin duyurusunu yapmayı reddettiğini görüyorum. İyi olmadıklarını kabul etmeyi doğru bulmayan öğrenciler görüyorum ve bu doğru değil.

Ailemin J’nin haberini aldıklarında onun ailesini destekleyebilmek için, yalnızken de birbirimizi destekleyebilmek için ellerinden geleni yaptıklarını gördüm. J’nin ailesi büyüdüğünü gördükleri parlak çocuğun anılarını hatırlıyorlardı ve ona ne olduğunu merak ettiler.

Cenaze gününde, arabalar trafik kesilene kadar J ve ailesinin yaşadığı sakin kasabada sıralanmıştı. Kilise tıklım tıklım doluydu. İnsanlar, genç adama saygılarını göstermek ve onun erken vefatının yasını tutmak için yüzlerce kilometre uzaktan geldiler

Bunun gibi durumların bir daha yaşanmaması için ne yapacağız?

Çevirmen: Gürkan Kızılboğa
Kaynak: https://www.theguardian.com/higher-education-network/blog/2014/mar/01/mental-health-issue-phd-research-university