Korona testi pozitif çıkan kadın sayısı, pozitif çıkan ortalama erkek sayısından o kadar düşük ki uzmanlar bunun sağlık sisteminin cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklandığını düşünüyor.

“Kadınların bu tür servislere ulaşımının azlığı hakkında gerçekten çok haklı bir endişe var.”

— Sarah Hawkes, Global Health 50/50 araştırma grubunun ortak yöneticisi

Mayıs ayında Afganistan’ın Herat ilinin küçük bir köyünde yaşayan Sediqa’nın kocası Covid-19’un güçlü semptomlarıyla yüz yüze geldiğinde Herat şehrine tedavi için hastaneye götürüldü. 10 gün sonra eve geldiğinde, Sediqa ona baktı.

Bir hafta sonra Sediqa da hastalandı.

“Aynı semptomlara sahiptim ve durumum gün geçtikçe daha kötüye gitti,” dedi Sediqa. Tartışmalardan korktuğu için soyadını röportajda kullanmak istemedi. “O kadar zayıf hissediyordum ki, ne yemek yemek ne de bir şey içmek istiyordum.”.

Ama hastaneye gitmek istediği zaman, kocası reddetti. “Kesinlikle  olmaz, dedi. Bana güneşe çıkmamı ve daha çok çay içmemi söyledi.”

Kabil’de yaşayan Sharifa da benzer bir durumla karşılaştı. Kocası korona testinde pozitif çıktı ve kocasına bakarken, o da sonunda hasta oldu. Ama kocası Sharifa’nın ne test yaptırmasına ne de bir doktora görünmesine izin verdi.

“Kocam benim hasta bile olmadığımı ve sadece onun dikkatini çekmek istediğimi söyledi,” dedi Sharifa. “Hatta bana güldü bile.”

Afganistan’da, hem virüs için pozitif raporlanmış hem de Covid-19’dan ölen kadın vakalar erkeklere göre çok daha düşük. Bağımsız bir araştırma grubu olan Global Health 50/50’ye göre erkekler küresel olarak onaylanmış vakaların %53’ünü ve ölümlerin %58’ini kapsıyor. Ama aynı organizasyonun ülke sayacı, Afganistan’da onaylanmış vakaların %70’i ve ölümlerin %74’ü erkekleri kapsayarak garip bir tutarsızlık oluşturuyor. Uzmanlar bunun büyük ihtimalle Sediga ve Sharifa gibi kadınları sağlık sisteminden ve kamusal alanlardan uzak tutan cinsiyet eşitsizliğinin bir sonucu olduğunu düşünüyor.

Londra Üniversitesi küresel toplum sağlığı profesörü ve Global Health 50/50 Araştırma Grubu’nun ortak yöneticisi Sarah Hawkes bu durum hakkında; “Kadınların bu tür servislere ulaşımının azlığı hakkında gerçekten çok haklı bir endişe var,” diyor.

Profesör Hawkes ayrıca Afganistan’ın veri sisteminde önemli bir sorun olduğunu belirtiyor; ülkenin test oranları hakkında bilgi verilmiyor. “Gözlemlerimize göre ücretsiz olmasına rağmen testler sık ve yaygın rapor edilmiyor. Enfeksiyon ve ölüm sayılarındaki tutarsızlık kadınların test olmamasından mı yoksa gerçekten de enfekte olmamasından mı kaynaklandığını anlayamıyoruz.”

Profesör Hawkes; Afganistan’da enfekte olan kadın ve erkek oranları arasındaki büyük farklarla dikkat çeken tek ülke değil. Örnek olarak, Singapur ve Katar’da erkekler onaylanmış hasta ve ölüm vakalarının %90’ını kapsıyor çünkü kısmen düşük maaşlı işlerde çalışan göçmen erkekler arasında çıkan büyük salgınlardan ve küçük alanlarda yaşamalarından bu durumun kaynaklandığını da belirtiyor. (iki ülke de ölüm oranlarını tam olarak onaylamadı.)

Bazı uzmanlar cinsiyetler arası küresel vakaların tutarsızlığının başlıca sebebinin kadın ve erkekler arasındaki biyolojik farklar olduğuna dikkat çekiyor.

Ama Afganistan için Profesör Hawkes, “kadınların sisteme girmemesi daha büyük bir ihtimal,” diyor.

Médecins Sans Frontières’ın yakın zamanlı bir raporu, “On yıllarca süren savaş ve yaygın olan fakirlik, Afganistan’ın zayıf sağlık sisteminden dolayı hem erkek hem kadınlar için bir zorluğa sebebiyet veriyor” diyerek dikkat çekiyor. Bu grup ayrıca Sınır Tanımayan Doktorlar olarak da biliniyor; ama Afganistan’ın yaygın ve eskiden gelen ataerkil adetlerinden dolayı büyük ihtimalle kadın ve çocuklar sistemden uzak tutulmakta ve sisteme dahil olmalarına izin verilmemektedir.

Afganistan’ın 2010’dan 2014’e kadar Sağlık bakanı olan ve şimdilerde Dünya Sağlık Örgütünde sağlık programlarını yöneten Suraya Dalil; “Afgan kadınlar hem kendi evlerinde hem de sağlık hizmet sektörlerinde zorluklarla yüzleşiyor. Kadınlara hastaneye gitmeleri için birisi tarafından eşlik edilmesi gerekiyor, bu yüzden bu tarz kararlar evdeki erkekler tarafından yapılıyor; koca, baba ya da oğul olması fark etmiyor,” dedi.

Dalil daha sonra; ülkenin geniş dağlık alanlarından dolayı tehlikeli bir görev olmasına rağmen kadınlar sağlık kurumlarına gittiği zaman da sadece kadın doktorlarla iletişime geçmeleri bekleniyor, diyerek ekledi. Bu da ülkedeki ve özellikle de kırsal alanlardaki kadın doktor sayısını göze alındığında çözülmesi neredeyse olanaksız bir sorun.

Şu anda resmi hükümet verilerine göre, ülke sadece 2000’den biraz fazla kadın sağlık çalışanına sahip ve ülkede 18 milyondan fazla kadına hizmet vermekte. Sağlık Örgütü’ne göre de bu sağlık çalışanların birçoğu Afganistan’ın kentsel kesiminde bulunmakta.

Sediqa’nın kocası erkek bir doktorla görüşmesinde ısrar ettiğinden Sediqa’nın erkek kardeşi telefonda bir doktorla görüşmek zorunda kaldı. Biraz parasetamol reçetelendi ve 27 gün sonra az da olsa daha iyi hissetmeye başladı.

Sharifa’nın durumunda ise, erkek bir doktora görünmek soru bile olamazdı. Şu anda 50 yaşında olan Sharifa 35 yıl önce, 15 yaşındayken, evlendiğinden beri erkek bir doktora görünmedi.

Sharifa; “Kocam hastalandığı zaman yapabildiğim her şeyi yapıyorum. Onu doktora götürüyorum, erkek doktorlarıyla konuşuyorum. Ama ben hasta olduğum zaman, bir erkek doktora görünmeye bile iznim yok. İki oğlumu da evde dünyaya getirdim.” dedi.

Dalil; eğer bir kadının doktora görünmesi ile sonuçlanırsa, ki bu durum hastanelik olduğu zamanlarda gerçekleşiyor, başka bir kadın yakınının hastanede yanında kalması bekleniyor ve bu, kusurlu bir sistemde bir sorun daha oluşturuyor, diyor.

Birçok Afgan için çok pahalı olan sağlık hizmetlerinin bütün masraflarını eklediğimizde ve sürekli bombalanıp saldırılan geçici sağlık tesisleri göz önüne alındığında kadınların gerçekten yeterli bir sağlık hizmeti almasının ihtimali gittikçe düşüyor.

         Afgan hükümeti ise bu tür bariyerleri yıllar içerisinde yıkmaya çalıştıklarını iddia etmekte. Sağlık Bakanı Sözcüsü Masooma Jafari; “Bakanlık kadın hastalara gerekli servisleri temin etmek için elinden geleni yapmaktadır. Kadın doktorlarımız var ve kadın hastalar için ayrı bölümler ve yataklar temin etmeye çalışıyoruz.” dedi.

Ama hükümet yapılan koronavirüs test ve verilen tedavi verilerinin arasındaki büyük cinsiyet farkını nasıl kapatacakları hakkındaki planlarının detaylarını belirtmedi.

Afganistan’daki kadın enfeksiyon ve ölüm oranlarının düşük olması hakkındaki başka bir açıklama ise pandemiden önce bile ülkenin işgücüne erkeklerin hakim olması.

Ekonomi Politikası Araştırma Merkezi, Global Health 50/50’in Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’ne üye olan ülkelerin cinsiyetler arası iş katılım oranlarının verilerini takip etti ve kadınların iş katılımındaki oranlarıyla Covid-19’dan ölen kadın sayısı arasında paralel bir oran buldu.

Cinsiyet eşitsizliğine dikkat çeken araştırmanın yazarı ve Oxford Üniversitesi’nde ekonomi profesörü olan Renée Adams; “Covid-19’dan kaynaklı kadın ölümlerinin yüzdeliği, kadınların tam zamanlı işe katılım oranının fazla olduğu ülkelerde daha fazla. İş hayatı belki de önceden var olan koşulların daha çok etki etmesini sağlıyor ve insanları koronaya karşı daha çok maruz bırakıyor.” diye belirtti.

Örnek olarak, Portekiz’de kadınlar 2018’de iş gücünün neredeyse %50’sini kapsamaktaydı ve Nisan ayında Covid-19 ölümlerinin %50’sini oluşturdu. Ayrıca Meksika’da, 2018 yılında iş gücünün yüzde 38’ini kadınlar oluşturuyordu. Nisan ayında Covid-19 ölümlerinin yüzde 35’i ise kadınlardı.

Afganistan’da kadınlar iş gücünün neredeyse %30’unu kapsamakta ve bu, kadınları en baştan virüslere maruz bırakacak durumları ortadan kaldırmaktadır.

Fakat bu açıklama, büyük olasılıkla kocalarının eve getirdikleri virüs yüzünden enfekte olan Sediqa ve Sharifa’nın durumlarında geçerli değil.

Bütün bu olayların, hükümetin Taliban ile hükümeti temsil eden birçok kadın delegeleri de içeren barış müzakereleri yürütürken olması Afgan kadınlarının ne kadar çok şeyi dengede tuttuklarını daha da göz önüne seriyor.

Şimdiye dek Taliban’ın, kadınların eğitim alma ve iş gücüne katılma haklarını destekleyip desteklemeyeceği belirsizliğini koruyor. Birçok kadın bir barış anlaşmasının onları tekrar karanlıkta bırakma olasılığından dolayı endişeli.

“2002’den beri, bazı kadın güçlendirme amaçlı yatırımlar bulunmakta,” dedi Dalil. Sağlık Bakanı olduğu zamanlarda hükümet ulaşımı zor olan bölgelere ebeler göndermek için bilinçli bir efor sergilediğini ve geniş aşı kampanyaları düzenlediğini hatırlıyor.

“Ama şu anda, pandemiyle birlikte gittikçe zayıflayan bir sistemle beraber bakım gören ile görmeyen arasındaki ayrım büyüyor.” diye ekledi. “Önceden kaydedilen ilerleme hakkında endişe duyuyorum.”

Kaynak: NY Times

Yazar: Alisha Haridasani Gupta – Fatima Faizi

Çeviren: Selin Alpdoğan

Düzenleyen: İrem Taşdemir