Annelik Savaşları ve Üniversite Başvuruları

Bugünlerde [önceki bölümlerde -ed.] belirtilenlere benzer bir dinamik aile hayatını bozuyor. Tıpkı ataları gibi, bugünün üst-orta sınıfları da aileye büyük önem veriyor. 19. yüzyıl otoriteciliğinin azalmasına rağmen, bu dönem çocukluğu ilk önce hayatta belirgin ve önemli bir dönem olarak gördü. Bu doğrultuda aileler çocukları için evlerine çocuk bakım odaları yaptılar.

Yıldan yıla çocuk yetiştirmek daha da zahmetli bir hale geliyor ve ailelerden aşırı bir disiplin ve feragat gerektiriyor. Son zamanların bir kitabı – “All Joy And No Fun” – Viktoryenlerin kulağına müzik gibi geliyor. Eğlenceden daha önemsiz ve daha az eğitici ne olabilir ki? Modern ebeveynlik sürecinin ortasında eğlenceye hiç zaman yok.

Anneler çocuklarını uzun bir süre emzirmeli, çocuklarını sadece organik ürünlerle beslemeli ve televizyon başında geçirdikleri süreyi en aza indirmelidir. Hatalar başarısızlığın belirtisidir. Bu, Viktoryen değerlerinin eski ve şimdiki hali arasındaki bağlantıyı en açık şekilde yansıtıyor; ikisi de kadınları sınırlandırıp cinsiyet hiyerarşisini pekiştiriyor.

Bu yeni beklentilerin para ve zaman gerektirmesi tesadüf değil. Hizmet sektöründe çalışan bir annenin iş yerinde çocuk emzirmesi ofiste çalışan bir anneye göre çok daha zor. (Mavi ve beyaz yaka çalışanların doğum izni arasındaki ayrımcılıktan söz etmiyorum bile.)

Günümüzde çocuk emzirmeye ilişkin ahlakçı zorunluluklar, çocuklarını emzirme şansları daha az olan işçi sınıfı kadınlarını ahlakı bozuk diyerek yargılamaya imkan sağlıyor. Ancak elbette anne sütüne dair kamusal çatışmalar nadiren işçi kadınların çocuklarını emzirme olanaklarını artırmaya yönelik taleplere yol açıyor.

Yoğun ebeveynlik beklentileri, bebekler büyüdükten sonra da devam ediyor. Küçük yaşta çocuklar masraflı spor kulüplerine katılmaya teşvik ediliyor ve aileler onlara destek olmak için boş zamanlarından feragat ediyorlar. Bu aktiviteler para ve zaman gerektiriyor, bu ikisi de çalışan insanlarda olmayan şeyler.

Bu organize aktivitelerin yaygınlaşması gelişmenin bir formunu gösteriyor; çocuğun boş zamanı şimdi tamamen Bildung kapsamına alınmış. Çocuklara bu olanakları sağlamak da ailenin ekonomik durumunun değil, ahlakının yansıması olarak resmediliyor. Ekonomik durumlarına önem verilmiyor. Viktoryen kadınlarının, toplumun diğer seviyelerinin erişemediği bir gelişmeyi göstermek için piyano çalmayı ve İtalyanca konuşmayı öğrenmesi gibi modern çocuklar da futbol oynuyor, Mandarin Çincesi öğreniyor ve bir hayır kurumunda gönüllü çalışıyor.

Ama modern Bildung arayışının tepe noktası elbette üniversite başvuru sürecidir. Bu yeni rezalet ritüelin bir 19. yüzyıl karşılığı olmasa da Dickens bunun doğal absürtlüğünü mükemmel bir şekilde taşlayabilirdi; milyonlarca insan, ağırlıklı olarak ayrıcalıklı insanlardan yana olan bir sistemi sanki gerçekte yeteneğe bakıyormuş gibi görüyor ve kişinin değeri, kabul edildiği okulun saygınlığı ile ölçülebilirmiş gibi davramıyor.

Üniversiteye giden çoğu Amerikalı, sadece birkaç okula başvuruyor. Ama üst sınıfın çocukları standart test sınavları için hazırlık dersleri alıyor, yazın giriş tezlerine materyal bulmak için staj yapıyor ya da seyahat ediyorlar ve genelde çok sayıda okula başvuruyorlar, bunların hepsini de en iyi okula girme şanslarını artırmak için yapıyorlar. Bundan sonra da aileleri, çocuklarının zihinsel kapasitesi ne olursa olsun devlet üniversitesine giden avamlardan daha iyi insanlar olduklarını bilerek kendilerini rahatlatabiliyorlar.

Herkes İçin Bildung!

Günümüzün üst orta sınıfı, tıpkı Viktoryenler gibi meritokratik toplum masalını hayatta tutuyorlar. Bu masal, ekonomik durumlarını işçilerin sırtından geçinerek desteklemelerine olanak sağlıyor; bu arada o işçilere de kendi sağlık sorunları ve sıkıntılı kariyer beklentilerinin sistemin işlemediğinden değil, kendi kendi kişisel hatalarından kaynaklandığı öğretiliyor.

Spor yapmak, organik besin tüketmek ve çocukları boş zamanlarını işe yarar şekilde geçirmeye teşvik etmek elbette özünde kötü şeyler değildir. Ancak bunlar, bir sınıfın diğeri üzerindeki ahlaki üstünlüğünü ve toplumsal eşitsizliği açıklamak için kullanıldıklarında burjuva değerlerinin işaretçileri olurlar. Bu günümüzde de en az 19. yüzyılda olduğu kadar çirkindir.

Sağlık, beslenme ve eğitime önem vermeliyiz. Ancak bunları sınıfsal üstünlüğü destekleme yolları olarak görmek yerine herkese yarayacak şekilde iyileştirmeliyiz. Vasat zengin çocuklarını saygın üniversitelere göndermek için harcanan enerji, yüksek öğrenimi herkes için daha erişilebilir ve düşük maliyetli yapmaya harcansaydı neler olurdu bir düşünün. En temiz yiyecekleri satın alarak sosyal statü elde etmektense herkes için sağlıklı yiyeceklere erişimin öncelik haline getirildiğini hayal edin. Kısacası, eğer Viktoryen değerler yerine Sosyalist değerler egemen olsaydı dünya nasıl görünürdü hayal edin.

 

Yazar: Jason Tebbe

Çevirmen: Serena Yumurtacı

Kaynak: Jacobin