2022’yi “Kahve Yılı” ilan eden ülke

2022’yi “Kahve Yılı” ilan eden ülke

Saudi Arabia has designated 2022 as the Year of Coffee (Credit: Jasmin Merdan/Getty Images)

Kahve, Suudi Arabistan’da bir içecekten öte eski bir misafirperverlik geleneğidir, ayrıca ülke turizme açıldıkça ziyaretçilerin ilgi odağı olmuştur.

Jabar Al-Maliki yüksek bir kayalığa çıktı ve uçsuz bucaksız manzarayı seyretti. 1600 metre yükseklikte bulutların üstünde, mısır mahsulleri, muz bitkileri ve kahve ağaçlarıyla çevrili sarp dağın tepelerine baktı. Suudi Arabistan’ın Cizan bölgesinden sadece birkaç kilometre uzaktaki Yemen’in sınır bölgesinde bulunan Sarawat Dağlarının dik yamaçlarında rengarenk evler ve taş kaleler görülüyordu. Jabar Al-Maliki telaşlı gözüken yaban farelerine ıslık çaldı, tiz ses aşağıdaki sessiz vadide yankılandı. Sonra gözleri parıldadı ve “Kahve zamanı” dedi.

Kahve çekirdeklerinin bugün bildiğimiz içecek olarak ilk kez 15.yüzyılda Sarawat Dağlarında kavrulup tüketildiğine inanılıyor. Tarihte, kabile ve komşu ilişkilerinin önemli, ülke sınırlarının önemsiz olduğu dönemlerde bu bölge, büyük Yemen’in bir parçasıydı. Bu dönem boyunca, Arap tarihçi Abd Al Ghaffar ilk kez Sufilerin dini ayinlerde uyanık kalmak için kullandıkları kavrulmuş, öğütülmüş kahve çekirdeklerinden bir karışım elde etti. Zaman içinde, erkeklerin oturup sohbet ederken kahvelerini yudumladığı halk kafeleriyle, Arap kültürünün önemli bir parçası olmuştur.

Fakat yüzyıllardır Arap kültürünün önemli bir parçası olmasına rağmen, ülkenin kültürel ve tarihi mirasının önemli yönü olarak ancak son zamanlarda kabul edildi, hükümetin 2022’yi “Suudi Kahve Yılı” olarak ilan etmesiyle kahvenin önemi daha da duyulur hâle geldi.

Çiftliğinin tarihi 130 yıla dayanan Al-Maliki: “Kahve, aile soyumun ve mirasımın bir parçasıdır. Büyükbabam, babam ve ben güneşin altında 2000 yıllık teras kaya basamaklarını inip çıktık ve omzumuzda yalnızca bez bir kol askısıyla kahve çekirdeklerini taşıdık” dedi. Şimdi geleneği oğullarına aktarıyor.

"Coffee is part of my heritage and lineage," said Al-Maliki, whose farm dates back more than 130 years (Credit: Matt Reichel)

Suudi Arabistan’da bir ay boyunca yol gezisi yaptık, özellikle Al-Maliki’nin çiftlik evine gitme yolculuğumuz çok sinir bozucuydu; yol kenarlarına arap babunlarının yerleştiği, keskin virajların olduğu, dik dağların dolambaçlı yollarından yavaş yavaş ilerledik. Ama bu yolculuk bizi oldukça hayrete düşüren manzaralarıyla bizi ödüllendiren cesur bir macera ve Suudi Arabistan’ın en büyük kahve yetiştirme bölgesini keşfetme fırsatıydı.

İzlediğimiz kadarıyla, Al-Maliki’nin oğulları hasat ettikleri kahve çekirdeklerini açık bir ateşin üstünde dökme bir tavada kavururken, uzun metal bir çubukla hafifçe karıştırıyorlar. Genelde çekirdekler hafifçe kavrulur, öğütülür ve kaynar su eklenir. Bazen de karbonat, zencefil ve karanfil gibi baharatlar kullanılır. Kahvenin baharat olmaksızın, acı ve sert hâlini denedik. Her ikisinde de sert, demlenmiş kahveden çok bir fincan çayı andıran ince bir tat vardı.

Cizan bölgesi, Suudi Arabistan’da, bugünkü Suudi Arabistan ile Yemen arasında yaşamış olan Khawlan’ın eski kabilelerinin adını taşıyan değerli Khawlan kahvesi ile tanınır. Deniz seviyesinden 800 metreden daha yüksekte yetiştirilen Khawlan kahvesi, yüksek rakımı, verimli yetiştirme koşulları, çekirdeklerin büyüklüğü ve kavrulma derecesi ile bilinir. Her ne kadar hazır olursa olsun, kahve buradaki çiftçilerin kültürel kimliğini şekillendirir. Nesiller boyunca 300 yıllık bir sanat olarak yetiştirildiğini düşünüyorlar ve bunun yanı sıra misafirperverliği, uzak köylerdeki sosyal bağları güçlendiren köklü bir gelenek olarak görüyorlar. Sıcak kahvenin küçük fincanları sürekli ilgi ve yeniden doldurma gerektirir, ev sahiplerinin misafirlerine saygı ve özen göstermelerine imkân tanır.

As we watched, Al-Maliki's sons roasted coffee beans harvested from their fields in a cast-iron pan over an open fire (Credit: Matt Reichel)

Başkent Riyad’da uluslararası lisanslı kahve uzmanı ve kafe sahibi olan Sara Alali: “Her türlü kahveyi severiz. Günlük yaşam tarzımızın bir parçası, fakat çoğu insan kahvenin burada Suudi Arabistan’da yetiştiğini bile bilmiyor” dedi. “Khawlani çekirdekleri, Arap Yarımadası’nın güney kısmındaki kökeni nedeniyle özel olarak kabul ediliyor.”

Yurt içinde ve uluslararası ortamda Khawlani’nin bilinirliğini yaymak “Suudi Kahve Yılının hedeflerinden biridir. Ülke çapında yapılan düzenleme yarışmaları, festivalleri ve işyerlerini kapsıyor; hatta restoran ve kafelere kahveye daha sık kullanılan “Arap kahvesi” yerine “Suudi kahvesi” demeleri talimatı verildi.

Çiftliklerini tanıtmak için, bazı yerel kahve yetiştiricileri sosyal medyada fotoğraf paylaşmaya, çiftliklerini Google’da listelemeye ve turist rehberleriyle çalışmaya başladı. Ve ülkenin bu uzak köşesinde turizm hâlâ emekleme aşamasındayken (Suudi Arabistan turist vizesi vermeye Eylül 2019’da başladı), Al-Maliki gibi ailelerin çiftlikleri Krallık içinde toplumsal bir değişimin ön saflarında yer alıyor, toplum temelli turizm girişimleri oluşturmak amacıyla aileleri hayatlarını ve geleneklerini yabancılara açmaya teşvik eden bir program.

Cizan bölgesi Krallık’taki kahve üreticilerin büyük bir kısmına ev sahipliği yapıyor. İçişleri Bakanlığı’nın 2017 yılı verilerine göre yaklaşık 152.000 kahve ağacı ve ortalama 450.000 kg kahve üretimi yapan 724 kahve üreticisi var. Şimdilik, Khawlani kahvesi esas olarak yurt içinde satılmaktadır ve Al-Maliki’ye göre yüksek kaliteli, dikkatle seçilmiş, emek gerektiren ürünler oldukları için kilosu 100 riyale (21 £) satılıyor.

Khawlani kahvesinin zengin mirası ve lezzeti Suudi Arabistan sınırının dışında da tanınmasını istiyoruz, umudumuz bu yönde. Alali: “Hükümet kahve tarlaları için görülmesi gereken yer olarak tanıtımını yapıyor” dedi. Bu yıla kadar, Al-Maliki tarımsal araştırma projelerinin bir parçası dışında pek yabancı ziyaretçi görmüyordu. Ekim 2021’den bu yana, Latin Amerika ve Asya bölgesinden akın akın misafir ağırladı.

Al-Maliki’nin çiftliğinden dik dönüşlerin fazla olduğu iki saat süren yolculuktan sonra Al-Aeen köyünde bulunan Wadi Al Ain kahve tarlasına vardık. Asma köprünün üstünden, ağaçların etrafında harıl harıl çalışan işçileriyle geniş kahve tarlalarını gören bedevi tarzı, modern bir oturma alanına yürüdük. Arka fonda dağlar, parlak turuncu gün batımı eşliğinde Salem Al-Nakkhaifi ve ailesi bize farklı aromalarda kahveler ikram etti. Kahveleri yudumlarken bizi bir oturma alanından diğerine götürdüler, bu sayede ziyaretçilerin kalabilmesi için misafirhane ve restorana dönüştürülmüş 500 yıllık çiftliğin her bölümünü görmüş olduk.

Oradan üç saat uzaklıkta, kuzeybatıda muhteşem Wadi Lajab kanyonunun yanında, sosyal medya fenomeni olan yerel çiftçi Faisal Al-Raithi ile tanıştık. Yeğeni, 1970’lerden kalma bir Land Cruiser’da konakladıkları bölgeye kadar bize eşlik etti ve biz vardığımızda Al-Raithi, diğer kabile üyeleriyle birlikte büyük bir bedevi çadırında oturuyordu, hepsi özenle hazırlanmış, renkli çiçekli başörtüleri takıyordu. Bizi sevinçle selamladı ve hemen “dallah” denilen uzun, süslü gümüş bir kaptan küçük bronz fincanlarda kahve hazırladı.

Misafirperverlik tüm gün devam etti. Al-Raithi bize, sıcak kömürlerin üzerinde hazırlanan pilav ve ev yapımı ekmek ile otla kavrulmuş keçi etinden oluşan geleneksel bir yemek sundu. Wadi Lajab vadisine bakan bir saatlik yürüyüşe çıktık ve develerinin ağaçlardan demirhindileri çiğnediğini görmek için geri döndük. Gün batımından hemen önce adamlar, çay ve kuru hurma eşliğinde yöresel şarkılar söylediler. Biz gece kalmadık ancak Al-Raithi, ziyaretçilerin konaklama alanlarında uyuyabileceklerini söyledi. Sonunda, kanyona bakan bireysel bedevi tarzı kanvas çadırlar kurmak istiyor.

Yaşadığımız deneyimin unutulmayan kısmı çiftçinin kendisiydi. Al-Raithi, özellikle kahve ile ilgili her konuda konuşmayı seven, hiperaktif, samimi bir karakterdi. “Kahve ağaçlarına insanlarmış gibi davranıyoruz” dedi Al-Raithi ve topluluğunun 300 yıldan fazla bir süredir ekinlere gösterdiği özeni anlattı. Kahve çekirdeğinin tüm kısımları kullanılır ve hiçbir şey ziyan edilmez. Çekirdekler özenle hasat edildikten sonra 21 gün kurutulur. Kabuklar günlük içme için suya batırılır ve ağrı kesici olarak kullanılır.

Turizmin bu türü hâlâ az sayıda ve gelişmektedir. Al-Raithi, Al-Maliki ve Al-Nakhaifi gibi çiftçiler, online bir ayak izi oluşturmayı ve kahve tadımları ve küçük turlar için kapılarını daha fazla halka nasıl açacaklarına düşünüyorlar. Bu çiftliklerin çoğu, ziyarete açık değildir; ancak, önceden iletişime geçilmesi hâlinde tesis sahipleri memnuniyetle bir ziyaret ayarlayabilirler. Bu tesis sahipleri şimdilik ülke çapında kampanya kapsamında toplum temelli turizmi düşünen 700’den fazla çiftçinin sadece küçük bir kısmıdır.

Alali’nin de açıkladığı gibi: “Araplar ve Suudiler için kahve, kültürümüzün ve kimliğimizin ayrılmaz bir parçasıdır. Cömertlik ve misafirperverliği bu şekilde gösteriyoruz.” Fırsatlar sınırsızdır.

Yazar: Robyn Huang & Matthew Reichel

Çeviren: Fatma Aytemiz

Düzenleyen: Mustafa Erkaya

Kaynak: BBC

Leave a comment