2021’de arkeolojiyi bekleyenler

2021’de arkeolojiyi bekleyenler

COVID-19 salgını ve yol açtığı ekonomik durgunluk, Live Science’ın 2021 için yaptığı arkeoloji tahminlerinin üzerinde büyük önem taşıyor. Aşıların geliştirilmesi ümit verici olsa da dünya nüfusunun büyük bir kısmına dağıtılmaları biraz zaman alacaktır. 

Bu nedenle arkeologlar, muhtemelen işlerini yapmanın yeni yollarını aramaya devam edecek ve bulguları sanal olarak analiz etmeye yardımcı olan birçok araştırmacının da önerdiği, yerel tabanlı arkeologlardan oluşan daha küçük ekiplerin çalıştığı yeni kazı ve araştırma yöntemlerine muhtemelen her zamankinden daha çok başvuracaklardır. Pandeminin, sanal arkeoloji konferanslarının daha az maliyetli ve popüler olduğunu ve çok daha geniş bir kitleye izleme ve katılma şansı sunduğunu göstermesiyle, arkeologların otellerde büyük konferanslar düzenlediği günler de sona erecek gibi gözükmekte. Ek olarak, kapanma ve ekonomik durgunluğun yağmalama ve sanat hırsızlıklarında artışa yol açtığına dair göstergeler bulunmakta. 

Ve Sakkara’da, içinde mumya bulunan mühürlü tabutlardan daha çok sayıda bulunması bekleniyor. 

Çok sayıda Sakkara mumyası

2020’de, Sakkara’da bir dizi antik mezar kazısı yapan Mısırlı arkeologlar, içinde mumya bulunan 100’den fazla mühürlü tabut buldular. Kazılar 2020 yazında başladı. İçinde mumya bulunan tabutların sayısı artmaya devam etmekte ve kazılar hâlâ sürmekte. 

2021 yılında, bu bölgede içinde mumya bulunan tabutların yanı sıra, daha fazla sayıda heykelin, uşabti heykelciklerinin ve diğer bulguların gün yüzüne çıkarılması muhtemeldir. Mezar şaftlarında bu kadar çok mühürlü tabut olmasının bir nedeni de mezarların soyulmamış olmalarıdır. Mısır’da mezarlıklar hem eski hem de modern zamanlarda soyulmuştur, bu yüzden yağmacıların bu şaftları asla bulamamış olmaları dikkat çekicidir. 

Kazılara kısmi dönüş

Geçtiğimiz yıl, arkeolojik kazılar iptal edilmiş ya da kısıtlanmıştı. Kapanmalar ve seyahat kısıtlamaları, bazı arkeologların laboratuvarlara, arşivlere ve müze koleksiyonlarına erişmede zorluk çekmelerine sebep olmuştu.  

COVID-19’a karşı etkili olduğu görülen bir aşının dağıtımı, arkeologların bu durumuna yardımcı olabilir; ancak hayatın, COVID-19 öncesine hızla dönmesi olası görünmüyor. Amerika Birleşik Devletleri gibi nispeten zengin ülkelerde bile, nüfusun büyük çoğunluğunun aşılanması biraz zaman alabilir ve Orta Doğu ile Afrika’daki ülkelerin nüfuslarının büyük çoğunluğunun ne zaman aşılanabileceği net değil. Bu, sosyal mesafeyle ilgili bazı kuralların ve seyahat kısıtlamalarının dünyanın bazı bölgelerinde bir süre daha yürürlükte kalabileceği anlamına geliyor.  

Buna ek olarak, küresel ekonomik durgunluk hükümet bütçelerine büyük zarar vermiştir, bu yüzden üniversitelere ve araştırma enstitülerine yapılan bağışlar da bundan etkilenebilir. Bu, arkeologların çalışmaya devam etmeleri için koşullar güvenli olduğunda bile, gerekli finansmanı sağlamakta zorluk yaşanabileceği anlamına geliyor.

COVID-19 Yağmalamaları

COVID-19’un, beraberindeki kapanmaların ve ekonomik krizin yağma ve hırsızlıklarda artışa yol açtığına dair göstergeler bulunmaktadır. Eski Eserler Ticareti ve Miras Antropolojisi Araştırması (ATHAR) projesi, 2020 yılı boyunca Facebook’ta, antika kaçakçılığında bir artış olduğunu bildirmiştir. Ayrıca kapanmalar sırasında meydana gelen hırsızlık ihbarları bulunmakta ve bugün, hırsızlık oranlarının COVID öncesine kıyasla daha yüksek olması muhtemeldir.  Buna bir örnek de Mart 2020’de bir COVID kapanması sırasında Hollanda’daki Singer Laren Müzesi’nden çalınan Van Gogh’a ait (Groninger Müzesi’nden ödünç alınmıştı) bir resimdir. Suçlu (ya da resim) henüz bulunamamıştır.  

Bir Live Science muhabiri, COVID-19 krizi sırasında yağmalama ve hırsızlık eğilimlerinin nasıl değiştiğine dair daha iyi bilgi edinmek için uydu görüntülerinden, eser sevkiyatlarından ve diğer bilgi kaynaklarından veri toplamaktadır. 2021’de, nelerin yağmalandığı ve çalındığı hakkında daha fazla bilgiye sahip olacağız. 

Sanal arkeoloji konferansları standart haline geliyor

COVID-19 salgınına karşılık olarak arkeologlar ve arkeolojik kuruluşlar, toplantı ve kazı yapma yöntemlerini değiştirmeye başladı. Amerikan Doğu Araştırmaları Okulları (ASOR) ve Mısır’daki Amerikan Araştırma Enstitüsü (ARCE), diğer kuruluşların yanı sıra, yıllık toplantılarını tamamen sanal olarak yaptı. 

Toplantıya katılanlar, bir otele gitmek veya başka bir konferans merkezine uçmak yerine, evlerinin rahatlığında bir araya geldiler. Sanal toplantılara gelen tepki müthişti. Bazı kuruluşların yüz yüze toplantılarına kıyasla sanal toplantılarına oldukça çok katılım gösterildi. Formatın rağbette olması kısmen finansal nedenlerden kaynaklanıyordu çünkü katılımcıların bir toplantıya katılmak için hava yolculuğu ve otel masraflarını ödeme zorunluluğu kalmamıştı. COVID-19 salgını geriledikten sonra bile, sanal arkeoloji toplantılarının en azından bir düzeyde kalıcı olması muhtemel görünüyor. 

Yarı sanal kazılar 

Arkeolojik saha çalışmasının yürütülme yolu da değişebilir. 2020’de Irak’ta Erbil yakınlarında bir dizi araştırma yapan bir arkeoloji ekibi yurt dışından ekip üyelerini getirememişti, bunun yerine Erbil bölgesinde yaşayan daha küçük bir ekip saha çalışmasını yürütürken diğer ekip üyeleri ise sanal kanallarla yardım etti. 

Daha çok saha çalışması projesinde, benzer bir yöntemin benimsemesi şaşırtıcı olmayacaktır. Sanal kanallarla yardımcı olan çok sayıda ekip üyesince desteklenen, çoğunlukla yerel arkeologlardan oluşan küçük bir “saha” ekibiyle çalışmak, 2021’de ve önümüzdeki yıllarda daha yaygın hâle gelebilir. Bu yöntem sadece seyahat sorunlarını azaltmakla kalmaz, aynı zamanda konaklama ve uçak bileti masraflarını da azaltır veya ortadan kaldırır.

Yazar: Owen Jarus

Kaynak: Live Science

Çeviren: Dicle Yılmaz

Düzenleyen: Ece Çağlayan

Leave a comment