1918 pandemisi mizahta, şarkılarda ve şiirlerde nasıl meme haline geldi

1918 pandemisi mizahta, şarkılarda ve şiirlerde nasıl meme haline geldi

Ülkenin dört bir yanındaki gazetelerde halk, dönemin üzüntüsüyle, onu mizaha dönüştürerek başa çıktı.

Koronavirüs pandemisinin başlangıcında insanlar evlerine kapandığında ve sosyal mesafe yeni bir norm haline geldiğinde, sosya medya kullanıcıları, patlak vermiş pandemi süresince medya içerikleri oluşturmaya başladılar. Günümüz teknolojisi, bu tür medyaların üretimi ve paylaşmını kolaylaştırıyor. Bununla birlikte, mevcut medya aracılığıyla bir pandemide, yaşamın nasıl bir şey olduğunu ifade etmek yeni bir şey sayılmaz. Hastalıklar ile ilgili yazılar —şiirler, düz yazılar, şarkılar ve espriler— insanların duygusal ve fiziksel olarak izolasyona, hastalık ve ölümlere alışmak için mücadele ettikleri salgın boyunca gelişti. Bu tarz yazıların çoğu oldukça ciddi de olsa, çoğunlukta umutlu bir kara mizah duygusunu yansıtıyor. Geçmişte bu tür içeriklerin yayılması, Instagram veya Tik Tok’a yüklemekten çok daha zor olsa da bugünün medyasına kadar ulaştılar — ve aktardıkları hisler oldukça tanıdık.

1918’de bir grip virüsü, birkaç ay içinda dünyaya yayıldı ve bir yıl geçmeden yaklaşık 50 milyon insanı öldürdü. 1918-19 pandemisine ait günümüze kalan birkaç fotoğraf, öncelikle derme çatma hastanelerdeki yatak sıralarına ve doktorların, hemşirelerin, berberlerin ve diğer işçilerin yüzlerine ait. Belgeseller, kurgusal filmler, hikayeler ve fotoğraflar sözde “İspanyol Grib”ini ciddi kriz olarak resmediyor —oysa hastalık İspanya’da başlamadı; kimileri Amerika’da başladığına ancak hastalığın yanlış isimle kalmış olduğuna inanıyor. İspanyol Gribinin, bu toplumsal hafıza anlayışı günlük yaşamın iç yüzünü biraz anlamamızı sağlıyor. İnsanların 1918 pandemisi boyunca nasıl yaşadıklarını unutuyoruz: izolasyon, okulların ve işletmelerin geçici olarak kapatılması, sporun iptali, hastalıkların ve ölümlerin çoğalması. Bir de, mizahın en korkunç anlarda bile var olabileceğini unutuyoruz.

Örnek olarak, insanların İspanyol gribi ile ilgili yazdıklarını, yerel ve ulusal gazetelerde yaygın olarak yayımlanmış şiirleri ele alarım. Dönemin medyası, halkın muhalefetini engellemeyi amaçlayan I. Dünya Savaşı sansürünün yakın gözetimi altında çalışmalarını gerçekleştirdi. Yine de insanların işlerini yapabilmeleri için ve hayal kırıklarını dışa vurmalarını sağlamanın bir çıkış yolunu bulmak için gazeteler sıkça şiir yayımladılar. Bazı gazetelerde, “ilginç” gerçekler ve anekdotlar için belirli mizah sayfaları yer alıyordu. Bazı şiirler ise yerel ve ulusal haberlerin ortasına yerleştiriliyordu.

1918’de, bugün de olduğu gibi, birçok insan tehdidin abartıldığını düşünüyordu. Örneğin, Vancouver Daily World’den bir yazar, gribin aşırı abartıldığına dair yaygın algıları eleştiren şu satırları yazdı, “Gripten başka bir şey olduğuna inanmıyorum” ve “Yalnızca büyük bir korku” —hapşırma ve öksürmenin birlikte uyumlu olduğu bir hastalık. Bugün olduğu gibi, o pandemi sırasında da sağlık yetkilileri insanlardan maske takarak ve kalabalık ortamlardan kaçınarak virüsün yayılmasıyla savaşmaları istedi. Ayrıca o zaman da insanlar bundan pek hoşlanmadılar.

Sağlık yetkilileri, insanların yüzlerini kapatmalarını teşvik ettikçe ve bazen de zorunlu kıldıkça, maske takma mizahı ortaya çıkmaya başladı. Esprilerin çoğu cinsiyetçiydi: Bismarck Tribune bu konuda şunları yazmıştı “Kadınlar içten içte harem peçesinin içinde büyüleyici olacaklarına inanıyor. Maske takmak da bu etkiyi yaratmanın olağan bir yolu.” Aynı şekilde, Jasper Weekly Courier’den bir yazar da şunları kaleme aldı, “Maskeler bir çok erkeğin görünümünü düzeltti; fakat kadınların neşesini ve güzelliğini çaldı.” İspanyol Gribine dair ortak belleğimiz toplumun karantina ve maske takma konusunda evrensel olarak işbirliği yaptığını öne sürse de, bu şiir farklı bir hikaye anlatıyor.

“Sosyal mesafe” bir deyim olarak değil, kamu yerlerinin toplumlara kapalı tutmak kavramında dışa vurmasıyla ortaya çıkmıştı, grip hakkında yazan birçok kişi, kaçırdıkları her şeyden yakınarak kişisel bir yaklaşım benimsedi. Çocuk kitabı yazarı Edna Groff Diehl, “Grip Bağı” (Flu Bound) şiirinde şu yeni gerçeklikten yakındı:

“Kalabalığı yükseldi sokağın, iyi de nereye gitmeli?

Bara mı? Konsere mi?  Filme mi? Hiçbiri!

Kapattı kapısını Eğlence Diyarının, ihtiyar grip.

Aman ne sıkıcı tip!”

Benzer şekilde, Jesse Daniel Bone kendi gazetesi olan Carolina Mountaineer’de, “Seni de Kapabilir İspanyol Gribi” (The Spanish Flu May Get You, Too) şiirini yayımladı. Karantinayı şöyle betimledi, “Yalpalandı şu koca dünya; Kiliseye gidemeyişimiz bundandır; Ve dolaşamıyor çocuklar, çünkü tutuluyorlar artık evlerinde, Ve dostum, sıkı bir yasak var filmlerinde,” Greenvile News’teki “İspanyol Gribi” (Spanish Flu) şiirinin ilk kıtasıyla oldukça ilişkilendirilebilir.

“Of, karantinaya alındık, galiba,

Yaklaşık bir milyon yıla kadar,

Buradan çıkamazsak eğer

Boğulacağız gözyaşlarımızda.”

Pandeminin değiştirebileceği, ancak durduramayacağı tek şey Birinci Dünya Savaşıydı. 23 Ekim’de Evening Telegram’da yayımlanan “Küçük Dalga”nın belirttiği gibi, “Kaiser (II. Wilhelm) ve grip, dünyanın popülerlik yarışmasında başa baş ilerliyor.” Pandemi orduyu es geçmedi ve askere alınan birçok kişi ABD topraklarından ayrılmadan önce hastalandı. “Deniz istasyonunda karantinadaki yerel gazeteden bir çocuk (John Culberson)” 25 Ekim’de Chattanooga News’te yayımlanan şiirini yazmaya başladı.

“Bir savaş var Avrupa’da süren,

İşittim ben konuşmaları gazetelerden;

Sahip olduğum tek şey, ne yazık ki,

Parktan kaptığım grip illeti.”

Culberson, savaş beklentisini, San Diego’daki bir deniz eğitim istasyonunda karantina gerçeğiyle karşılaştırmaya başladı ve şu sonuca vardı:

“Öyleyse, indir hizmet bayrağını anne,

Balboa Park’ta karantinadayım.”

Ekim 1918’de savaş ve salgın profesyonel beysbol ve futbolu durdurmuştu. Washington Times spor yazarı Louis A. Dougher, “Gözden Geçirme” köşesi için rapor verecek hiçbir şeyi olmayan, oyuncular olarak hastalıkları durduran araçları içeren bir dizin oluşturdu: “Mücadele” için “Temiz hava” ve  “oyun kurucu” olarak “Sıtma ilacı”. —Antiseptik, Buz Torbası, Gargara, Alkol Ovması, Hint Yağı, Maske ve Uyku ile tamamlan takım— Dougher, şu sonuca vardı: “Geçen ay içinde herhangi bir takımın, bir diğerini İspanyol ‘Gribi’ gibi durduracağına inanılmıyor… rekoru yıllarca sürecek.”

Grip, flörtleşmede ve buluşmalarda etkili olduğu kadar diğer sosyal etkinlikleri de etkiledi. Edgar Leslie, Bert Kalmar ve Pete Wendling’in “Take Your Girlie to the Movies If You Can’t Make Love at Home” adlı şarkısı tiyatroyu kur yapma yeri olarak önerdi, bir çiftin yapması gereken, “Güzel ve karanlık olduğu rahat bir köşe seçip, parklarda öpüşürken grip kapmamak.” “Bir İspanyol Gribi Birlikteliği”nde bir yazar kaybettiği romantizmin, arzuladığı kadının hasta oluşunun yasını tutarken: “Lakin bir gün belkide bitecek hastalık, Ve ortadan kaldıracağız maskeleri, Ve Dan Cupid tüm borçlarını, kırmızı dudaklarında kapatacak.”

Her boğaz gıdıklamasının COVID-19 olup olmadığını merak edenler gibi, 1918’deki bireyler her zaman hastalığın ilk belirtisine dikkat ettiler. “The Last Wheeze (Son Bayat Espri)”de Edmund Vance Cooke, Washington Herald’da şu paranoyayı ortaya koydu: “Apandisit, parankimatöz nefrit, larenjit veya gastritiniz varsa, bu ‘Griptir’.” Aynı şekilde, Winnipeg Tribune de bu anonim şiiri yayımladı:

“Diş macunun tadı tuhaf—

İspanyol Gribi!

Banyo sabunu yaktı gözlerimi—

İspanyol Gribi!

Sakalım bir gecede epeyce uzadı gibi—

İspanyol Gribi!”

“Artık Her Şey Grip Oldu!” benzer şekilde, “Ayak parmaklarından birini mi çarptın? Sadece kanayan bir burnun mu var? Ya da sorununuz ne olursa olsun— İspanyol Gribi.”

Virüsü kapanlar için şiirsel düzyazı, hastalığa yakalanma deneyimini bazen komik bir şekilde aktarıyordu. Gazeteler J.P. McEvoy’un “Sırtın kamburlaşıp gözlerin körerdiğinde, Ve kemiklerin çarpıklaşıp dilin hissizleştiğinde” dizeleriyle başlayan ve “Kimileri ona grip der, bense cehennem derim” diye sonlanan “Grip” (The Flu) adlı şiirini yeniden geniş çapta yayımlıyordu. Beyitler ve türlü türlü kafiyelerle insanlar, acı ve kalıcı öksürüğü “bıçak gibi kesen” şeklinde belirtti. 11 Eylül Houston Post “En kötüsü de” (The Worst of It) yazısında şu şekilde detaylandırdı; C. Roy Miller’in 24 Ekim’de Miami Herald’da yazmış olduğu, “kafatasıma kenetlenmiş bir vida” ile eşdeğer bir baş ağrısı; tükenmişlik kadar iştah yoksunluğu ve ateş çarpması—Walt Mason’un 21 Kasım’daki Coffeywille Weekly Dergisinde yazdığına göre, “ateş” ve “üşüme” arasında değişiklik gösterebiliyor.

Aralık ayında, karantina ve maske gereklilikleri kaldırıldığında, bazı insanlar hastalanmaya devam ediyordu. “Oduncu Şairi” Jack W. Yoes, Noelden iki gün sonra Vancouver Sun’da, hastaneye kaldırılması nedeniyle tatil festivallerini kaçırışını “Adaya terk edilmiş” (Marooned) şiirinde, üzüntüyle yazdı:

“Yine de yüreklerimiz bir,

Ve Noel gecesi,

Mutlu olacağız seninle birlikte,

Çekilen acılara ve ağrılara karşın,

Kahredici grip çilesinde”

İnsanlar pandemi hakkında yazdıkları şeyler konusunda akıllı ve yaratıcıydı. Kelime oyunları yaygınlaşıyordu: “Bacadan yukarı ne çıkar? Grip!!!”* 23 Ekim’de Evening Telegram’da yayımlanırken, 26 Kasım’da yayımlanan Walnut Valley Times’ın “Chop Suey” şiirinde “Dediğin gibi gripten uçtum” yazıyordu. Aynı şekilde 23 Ekim’de Evening Telegram şunu da bastı “Grip maskesi takmıyoruz, ancak ara sıra bize, keşke gaz maskemiz olaydı dedirten bir beyefendiye denk gelebiliyoruz.”

Pandemi ile ilgili bu tür şakalar, bugünün “internet memeleri” ve “tweetleri” gibi ruh halinin yorgunluğunu hafifletmişti. Gripten kurtulanların geride bıraktıkları sözcükler sayesinde, kendi çelişkili duygularımızı onlarınkiyle ilişkilendirebiliriz— bu, yaratıcı ifade ihtiyacının aşıldığını gösterir ve karanlık bir zamanda ışığı bulmamız için yol gösterir.

Çevirmenin Notu:

* flue: baca dumanı, ingilizce karşılığı grip olan ‘flu’ ile sesteştir.

Yazar: Katherine A. Foss

Kaynak: Smithsonian Magazine

Çeviren: Hicriye Alptekin

Düzenleyen: Elif Rana Yılmazlar

Leave a comment