1 Mart – Martenitsa ve bahar bayramı

1 Mart – Martenitsa ve bahar bayramı

кокиче_пролет

1 Mart Bulgaristan’da çocukların ve yetişkinlerin en sevdiği bayramlardan biridir. Bu bayramda biz yeni tarım yılının sembolik başlangıcını, baharı ve doğanın yeniden doğuşunu kutluyoruz. Bu günde herkes sadece en yakınlarının onlara hediye ettiği *martenitsalar ile (*Martennitsa: en bilinen Bulgar sembollerinden biridir. Çoğu kez bükülmüş yün veya pamuklu beyaz ve kırmızı ipliklerden yapılır. Çn.) değil, aynı zamanda yeni ve daha iyi bir başlangıç için umutla ve gülümseme ile de süslenirler. Her bayramda olduğu gibi, bugün de, “Bulgar Tarihi” ekibinden bizler bununla ilişkili az bilinen eski gelenek ve görenekleri tanıtmakla beraber, size bu günün bayram havasını aktarmaya çalışacağız.

Dünyanın her yerinde insanlar ilkbaharı büyük bir sevinç ve heyecanla karşılar. Ancak Bulgaristan; kökleri ulusumuzun uzak geçmişine uzanan geleneklerle dolu, böylesine büyük bir bayramla baharın gelişini kutlayan az sayıda ülkelerden biri. Tahmin ettiğiniz gibi, Mart ayının birinci günün lafını açmamak ve *Baba Marta’ dan (*Marta Nine Çn.) bahsetmemek olmaz. Halk inanışlarına göre ya yaşlı ve topal bir kadın ya da genç ve güzel bir kız; fakat her iki durumda da güneşi ve baharı temsil etmektedir. Aynı zamanda; rastgele bir şekilde, kadınlar ayı olarak adlandırılmayan mart ayının kişileştirmesidir ve yine bahar kavramı ile yazı ve bereketi doğuracak toprakların sembolüdür.

Baba Marta ile ilgili efsaneler ve hikâyeler epeyce fazladır. Bunlardan birine göre Küçük ve Büyük Seçko’nun (Ocak ve Şubat) kız kardeşidir ve iki erkek kardeşi ya büyük bir yaramazlık yaptıkları ya da hep şarap içtikleri ve onun tadına bakmasına izin vermedikleri için kızgın ve kırgındır. Yine başka bir efsane: kocasının kötü hava koşullarına dair uyarılarına rağmen sabahın erken saatlerinde dağa sürüsünü çıkaran keçi çobanını anlatır. Kendisi de onun gibi kadın olduğundan Baba Marta’nın ona güzel hava bahşedeceğinden emindi. Genç kadının sözleri yaşlı kadını kızdırdı ve gücendirdi. Çok geçmeden kara bulutlar dağların tepesinde asılı kaldı. Keçi çobanı asla evine dönmedi – o ve sürüsü dondu ve şifalı suyun aktığı bir taş yığınına dönüştü.

баба_марта Fark etmiş olabileceğiniz gibi, hava koşullarını etkileyen Baba Marta’nın sinirli ve değişken ruh hali konusunda tüm hikâyeler ortaktır. Geçmişte Bulgarlar o güldüğünde dışarısının güneşli ve sıcak olacağına; ama kızdığındaysa şiddetli rüzgârın eseceğine ve bulutların güneşi kapatacağına inanıyorlardı. Tam da bu yüzden* bu gün (*Mart’ın 1’i Çn.) ve Mart ayı ile alakalı gelenek ve göreneklerin büyük bir çoğunluğu Baba Marta’nın merhametine adanmıştır. İnanışa göre, o 1 Mart’ta kırmızı bir *jile (*Bluzun üzerine giyilen, kolsuz, elbiseye benzer bir kadın giysisi Çn.), kırmızı çorap ve kırmızı başörtüsü giyinmiş halde insanları ve mahsulleri ziyaret eder. İnsanlar yaşlı kadının yalnızca düzenli ve derli toplu eve girdiğine inanıyorlardı ve bu sebeple şubatın sonunda aileler evlerini titizlikle temizlerlerdi. Bu bahar temizliği onlar için geçen seneden kalan tüm kötü, eski ve gereksiz şeylerden kurtulmalarını simgeliyordu. Avluya kırmızı sofra bezi, kuşak veya yaygı çıkarmak ve yaymak da yaygındı; çünkü insanlar Baba Marta’yı memnun ettiklerini ve ev ile sakinlerine hayır getireceğini düşünüyorlardı.

Yaşlı kadının 1 Mart’ta görüşeceği kişiler için de istekleri vardı. Yaşlı kadınları görmeyi sevmiyordu. Bu yüzden de onlar onu kızdırmamak için evde kaldılar. Öte yandan, genç kızlar ve çocuklar onun iyiliğini gördüler ve onlar sayesinde hava sıcak ve güneşli olabiliyordu. Baba Marta, martenitsa taşıyan insanlara karşı son derece nazikti, bu nedenle asırlardır süren; bu gün, kendimizi beyaz ve kırmızı ipliklerle süsleme geleneği var.

martenica-1

Martennitsa en bilinen Bulgar sembollerinden biridir. Çoğu kez bükülmüş yün veya pamuklu beyaz ve kırmızı ipliklerden yapılır. Renklerin her birinin kendine özgü anlamı vardır – beyaz saflığı,, yeni bir başlangıcı sembolize eder; kırmızıysa hayatı, doğurganlığı, güneşin enerjisini ve bereketi temsil eder. Bununla birlikte, Bulgaristan’ın farklı yerlerinde martenitsalar diğer renklerden de yapılabilir. Mesela, Rodopi’de çok renklidir; Sofya ve Melnik bölgelerindeyse mavi ve kırmızı da olabilirler. Martenitsa yapılırken iplikler mutlaka sola doğru bükülmelidir. Bazen de sağlık ve güç için salyangoz kabuğu, göz değmesine karşı nazar boncuğu, kötü ruhlardan korunmak için bir diş sarımsak veya bolluk için madeni para gibi çeşitli semboller eklenebilir.

İlk başta, martenitsaları sadece genç hanımlar ve çocuklar takıyordu; fakat sonraları herkes karşılıklı alıp vermeye başladı. Eskiden Bulgarlar boyun ve bacaklar da dâhil olmak üzere bedenlerinin her yerine martenitsa takarlardı; hatta bu bazen bir kişinin sosyal statüsüyle bile ilişkilendirilirdi. Örneğin, genç bekar kızlar martenitsalarını giysilerinin sol tarafına takıyordu, genç bekar erkekler sol elinin serçe parmağına geçiriyorlardı evli erkekler de sağ çoraplarına koyuyorlardı. Günümüzde en yaygın olarak: kola bileklik şeklinde takılır ya da kıyafetlerden birine iliştirilir. Bulgarlar, martenitsa ile bezenmenin sizi kötü güçlerden koruyacağına ve size uzun ömür getireceğine inanıyor. Bu aynı zamanda önümüzdeki yılın sağlık, şans ve başarı getirmesi için de yapılır. Ayrıca eski Bulgarlar, doğada ilkbaharda uyanan kötülük denilen kötü bir gücün olduğuna ve insanları ondan koruması için: büyülü güç atfedilen martenitsaya inanıyorlardı.

.

мартеница

Gelgelelim martenitsalar, yaklaşan ilk baharın habercisi olan çiçek açan ağaçlar, gelip geçen göçmen kuşlar – leylekler, kırlangıçlar veya turnalar ile karşılaşma gibi belirtilerle birlikte yalnızca belirli bir süre takılır. Evvelden Bulgaristan’ın değişik bölgelerinde martenitsaların çıkarılması farklı kehanetlerle bağdaştırılmış. Mesela Güney Bulgaristan halkı bir kişi leyleği gördüğünde el bileğine takılan martenitsanın çıkarılması gerektiğine ve leylek uçmadıysa o yazın çok durgun geçeceği anlamına geldiğine inanıyorlardı. Boynun bir kuşunki gibi zarif ve uzun olması için bir kırlangıç ​​görüldüğünde boyundan martenitsalar çıkarılırdı. Ülkenin diğer kısımlarında ise genç kızlar martenitsalarını büyük bir taşın altına koyuyorlarmış böylelikle gelecekteki eşleri hakkında tahminde bulunuyorlarmış. Tam olarak yarım sene sonra aynı yere geri dönerlermiş ve eğer martenitsa üzerinde yapışan karıncalar görürlerse seçecekleri kişi fakir olurmuş. Pirin’de taş ve böceklerle ilgili başka bir inanış daha vardı. Buna göre, martenitsa üzerinde karıncalar olursa yıl boyunca birçok keçi ve koyunun üremesinde başarı beklendiği anlamına geliyordu, uğur böcekleri o kimsenin büyükbaş hayvanları olacağını, örümcek ise eşek yetiştireceğini işaret ettiği düşünülüyordu. İnsanlar hayat dolu ve sağlıklı olmak istiyorlarsa, martenitsalarını çiçekli bir ağaca asmaları gerekiyordu, bütün kötülüklerden kaçmak istiyorlarsa da kötülüğü uzaklaştırmak için onu akan suya atmak zorundaydılar.

Yazar: https://bulgarianhistory.org ekibi

Çeviren: Bircan Erkanlı Bayır

Kaynak: https://bulgarianhistory.org/purvi-mart/

 

Leave a comment